Kadınların barıştan anladığı şeyle erkeklerin barıştan anladığı şey aynı değil! Aynı olsaydı barış mücadelesinin yükünü dünyanın birçok yerinde; Bosna-Hersek, İsrail, Sırbistan, Kosova, Sri Lanka ve Türkiye, kadınlar sırtlanmazdı ağırlıklı olarak. Çünkü kadınlar için barış stratejik planların bir parçası olmaktan çok hayatın, gündelik yaşamın ‘kötülüklerden’ arındırılması demek, komşularınla huzur içinde yaşamak demek, sevdiklerinin ölmemesi demek, militarizmin arkasını sıvazladığı erkek şiddetine karşı güçlenmek demek, korkmadan konuşmak demek… Kadınların barışa dair güçlü sözleri, deneyimleri, birikimleri, politikaları var. Bu seslerin duyulması barışın toplumsallaşması bakımından hem hayati hem de yön tayin edici. Yine bir barış arifesinde farklı mesleklerden kadınlar yan yana gelecek, Ankara’da 31 Ekim-1 Kasım arasında neden “Adalet olmadan barış olmaz, barış olmadan demokrasi olmaz, demokrasi olmadan eşitlik olmaz” ı konuşacaklar, yan yana…
Çağrıcıları arasında Sema Kaygusuz, Julide Kural, Canan Kaftancıoğlu, Nur Sürer, Füsun Demirel, Yakın Öztürk, Berrin Sönmez, Gülsüm Elvan, İlkay Akkaya, Mücella Yapıcı, Rakel Dink gibi isimlerin yer aldığı konferansla ilgili basın toplantısında Sebahat Tuncel’e mikrofon uzattım. Zira demokrasi ve süreç arasındaki uyumsuzluk toplumun büyük bir kesiminin derdi.
Benzer çok konferanslar yapıldı. Birbirine benzeyen kadınlardan çok, farklı düşünen, farklı politik ve ideolojik aidiyetleri olan kadınların bir araya gelmesi toplumun birbirini duyması anlamına geleceği için Tuncel’e bu konferansın farklı olup olmayacağını sordum. Yanıtı şu oldu:
“Farklı düşünüyor olabiliriz, farklı kulvarda siyaset yapıyor olabiliriz ama bu ülkede birlikte yaşayacağız. O zaman yaşayacağımız bu ülkede nasıl bir yaşam istiyoruz? Kadınlar olarak nasıl bir Cumhuriyet istiyoruz, Cumhuriyetin ikinci yüzyılını nasıl karşılamak istiyoruz tartışmak istiyoru. O yüzden muhafazakarından demokratına, liberaline kadar bütün kimlikler, inançlardan kadınlar olarak tartışmaya ihtiyacımız var. Bu konferans zaten klasik anlamda panellerden oluşmayacak. Forum biçimde olacak. Sınıf meselesini de, kimliklerin özgürlüğü meselesini de konuşacağız. “
Tuncel’e İnsanları Derneği’nin Diyarbakır’da düzenlediği konferansa mesaj gönderen Eren Bülbül’ün annesi Ayşe Bülbül gibi isimlerin katılıp katılmayacağını da sordum. Sebahat Tuncel “Keşke gelseler… Müzakere dediğimiz şey sadece Kürt siyasi hareketi ile devletin müzakere etmesi değil. Aslında toplumun da birbiriyle müzakereye ihtiyacı var. Birbirini kabul edecek, nefret söyleminden, ötekileştirmeden, ayrımcılıktan, cinsiyetçilikten kurtaracak bir düzene ihtiyacımız var. Devletle konuşmak değil de kadınlar olarak birbirimizle konuşmak, devlete de kadınları duyun demek için…” yanıtın verdi.
Konferans için siyasi partilere de davetler gönderilecek. Sözü olan her kadına da çağrı var 21 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle:
“Barış olunca ancak konuşabiliyoruz. Dolayısıyla herkesin birbiriyle barışmaya ihtiyacı var. Yeter ki birbirine hakaret etmesin, yeter ki birbirini ötekileştirmesin, şiddet uygulamasın. Şiddet sadece fizik olmuyor. Bazen sözle, inkar etmekle oluyor. Bu olmadığı sürece herkes bu tartışmalara katılabilir. Devlet eskiden şöyle yapıyordu: Kürt meselesi Kürtlerle devletin sorunu, bu ‘terör’ sorunu diyordu, o alana sıkıştırıyordu. Barışı da devletle Kürtlerin sorunu olarak kodluyor. Problem bu. Kürtlerle devlet barışıyor, peki diğerlerine ne oluyor? Gözaltılar, baskılar olurken diğer siyasi muhaliflere yönelik gözaltı, tutuklama olurken barış olur mu gibi bir soru geliyor. Aslında bu tuzağa düşülüyor. Barış devletle Kürtler arasına sıkıştırılmayacak kadar önemli bir şey. Biz birlikte barışacağız. O yüzden kadınlar konuşuyor ve el ele tutuşmak çok kıymetli. Kendi mahallemizde de evlere kapanılan bir süreç yaşandı. Herkesin kendi derdiyle uğraştığı bir dönemdeyiz. AKP öyle yaptı. Özgür Özel ‘Biz kendi derdimizle uğraşıyoruz’ demişti. Herkesin kendi derdiyle değil de birbirinin dertlerini de gören bir yerden, birbirinin sesini duyan bir yerden… Herkes daha çok kendi sesini duyuruyor, kendine konuşuyor, başkasını duymuyor. Bizim başkasını da duymaya ihtiyacımız var. Eğer birbirimizi duyarsak bir yol bulabiliriz.”
Eski HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu hatırlattı basın toplantısında. 21 Eylül’de Birleşmiş Milletler’de ‘Barış Çanı’ çalınıyormuş. İkinci Dünya Savaşı’nda atom bombasıyla yıkılan Japonya tarafından bu çan, dünyanın tüm kıtalarından çocukların bağışladıkları bozuk paralarla yapılmış. Çanın üzerinde ‘Yaşasın Tam Dünya Barışı’ yazıyormuş. Barış için kolları sıvayan kadınlar neden olmasın diye soruyor!
Alfabetik sırayla konferans için çağrısı olan 82 kadın
Arzu Erdoğan
Arzu Yılmaz
Ayla Akat Ata
Ayşe Berktay
Ayşe Gül Altınay
Ayşegül Devecioğlu
Bermal Küçük
Berrin Sönmez
Besna Tosun
Beyza Üstün
Bircan Yorulmaz
Birsen Atakan
Büşra Ersanlı
Canan Kaftancıoğlu
Ceren Önder Kandemir
Ceren Salmanoğlu
Çağlar Demirel
Çilem Küçükkeleş
Dilan Aydın
Ekin Yeter
Eren Keskin
Esra Mungan
Eylem Aktaş
Fatma Bostan Ünsal
Fatma Gök
Ferda Fahrioğlu Akın
Feryal Öney
Filiz Kerestecioğlu
Füsun Demirel
Füsun Üstel
Gözde Şeker
Güldestan Yüce
Güley Bor
Gülseren Onanç
Gülsüm Elvan
Gülsüm Kav
Gültan Kışanak
Gülten Kaya
Hadiye Yolcu
Hatice Erbay
Hüda Kaya
Hüsne Gölbaşı
Işıl Ünal
İlkay Akkaya
Jülide Kural
Mücella Yapıcı
Nadire Mater
Nezahat Teke
Nimet Tanrıkulu
Nur Sürer
Nurhayat Altun
Onur Bütün
Oya Ersoy
Özgür Sevgi Göral
Perva İnal
Pervin Buldan
Pınar Aydınlar
Pınar Dinç
Rakel Dink
Raziye Öztürk
Rojda Bedia Akkaya
Rugeş Filiz
Rümeysa Çamdereli
Sebahat Tuncel
Selda Öztürk
Sema Kaygusuz
Sema Kılıçer
Sümeyye Kavuncu
Şebnem Korur Fincancı
Şebnem Oğuz
Tuğçe Tatari
Yakın Ertürk
Yasemin Özgün
Yıldız Önen
Zeliha Burcu Acar
Zeynep Altıok
Zeynep Duygu Ağbayır
Zeynep Ocak
Zilan Leventoğlu


