Gündelik konuşmalarımızda, belki öyle alıştırıldığımız, belki de kolayımıza geldiği için “ABD” yerine çoğu zaman “Amerika” diyoruz. Aslında bu hemen hemen bütün dünyada böyle. Başka bir deyişle, Kuzeyiyle Güneyiyle, Kanada’dan Arjantin ve Şili’nin en güney ucundaki Tierra del Fuego (Ateş Toprakları) takımdasına kadar koskoca Amerika kıtasının yerine ABD’yi koyuveriyoruz. Dahası, bir zamanların ABD karşıtı sloganlarını anımsayalım: “Kahrolsun Amerika!” ya da “Amerika defol!” Kahrolması ya da defolması istenen, Amerika mıydı, yoksa ABD mi?
Bizimki belki masum bir alışkanlık, belki de kolaycılık deyip geçebiliriz. Oysa Şilili sanatçı Alfredo Jaar böyle düşünmemiş, daha doğrusu bu yanlışlık üstüne kafa yormuş, sanata sığınarak ABD’ye meydan okumuştu.
* * *
1987 baharında New York’un Times Meydanı’na bakan elektronik ilan panolarında alışılmadık görüntüler yanıp sönmüştü. Her gece on biri elli yedi geçeden on ikiye kadar, tam üç dakika.
Önce, Amerika Birleşik Devletleri haritasının dev silueti görünüyor, üstünden şu sözler geçiyordu: “BU, AMERİKA DEĞİLDİR!” Ardından, yıldızları ve şeritleriyle bir ABD bayrağı beliriyor, üstünde kocaman bir yazı okunuyordu: “BU, AMERİKA’NIN BAYRAĞI DEĞİLDİR!” En sonunda, ekranda baştan başa tüm bir Amerika kıtasının haritası patlıyor ve üstünden tek bir sözcük geçiyordu: “AMERİKA!”
ABD’de yaşayan pek çok kişi için böyle bir sorun yoktu. Onların gözünde “Amerika” tek bir ülkeyi, tek bir bayrağı, tek bir ulusu simgeliyordu. “Bu yapılan yasalara aykırı,” diyorlardı. “Bunu yapmasına nasıl izin verdiler?” Aldıkları eğitim beyinlerine öyle bir yerleşmişti ki, ABD Amerika olup çıkmış, kıtanın öbür ülkeleri silinip gitmişti. Gelgelelim, Jaar, yaygın bir reklam yönteminden yararlanarak, Amerikalılıkla ilgili önyargılı düşüncelere karşı çıkmış, ABD’nin Amerika kıtasını oluşturan ülkeler ve kültürlere üstünlüğünü çağrıştıran bu terimin gerçek anlamını vurgulamıştı.

* * *
Amerika İçin Bir Logo adını taşıyan bu video enstalasyonun yaratıcısı Jaar, yaptığı işi şöyle söze döküyordu.
“Dil o kadar da masum sayılmaz; jeopolitik bir gerçekliği yansıtır. ABD’de ‘Amerika’ sözcüğünün bütün Amerika kıtası anlamında değil de, yanlış bir biçimde ‘ABD’ anlamında kullanılması, ABD’nin kıtanın geri kalan bölümündeki siyasal, parasal ve kültürel egemenliğinin apaçık bir göstergesidir.”
Jaar, bu gerçeği 2014 ağustosunda New York’un göbeğinde bütün ABD’ye, daha doğrusu bütün bir dünyaya bir kez daha haykırmıştı.
* * *
Bütün işlerinde politikayı, ahlakı, şiddeti sorgulamaya yönelen Jaar, her sanatçının bir düşünür olduğuna inanıyordu:
“Sanat, düşünmekle ilgilidir. Bence sanatın yüzde doksan dokuzu düşünmek, yüzde biri yapmaktır. O yüzden, vaktimin büyük bir bölümünü düşünmeye ayırır, öğrencilerimden de zamanlarının yüzde doksan dokuzunu düşünmeye ayırmalarını isterim. Ancak çok uzun bir düşünce sürecinin sonunda ortaya bir şey çıkar…”
Yalnızca düşünmek değil kuşkusuz, aynı zamanda izleyiciyi de düşündürmek. Nitekim, Jaar’ın politik bir mesaj vermek için reklam dilini kullarak oluşturduğu enstalasyonu izleyenler, her gün gördükleri reklamlara bakıp geçmelerine karşın, bu kez gördükleri karşısında durup düşünüyorlardı. İnsanların durmadan oraya buraya koşuşturdukları, işlerine gidip işlerinden geldikleri, alışverişlerini yaptıkları, birbirleriyle buluştukları, karınca yuvası gibi Times Meydanı’nda, Jaar, bu yapıtıyla, tüm Amerika kıtasının kimliğini kendilerine mal etme alışkanlığında olan pek çok ABD’linin etnosantrizmine meydan okuyor, onlara Amerika’nın ABD’den, Amerikalıların da kendilerinden ibaret olmadığını gösteriyordu.

* * *
1956’da Santiago kentinde doğan ve Pinochet’in askeri diktatörlüğünün doruğuna ulaştığı 1981’de Şili’den göç eden Alfredo Jaar, enstalasyonlarında, filmlerinde ve fotoğraflarında, insanların imgelere duyarsızlaşmasını ve sanatın soykırımlar, salgınlar ve kıtlıklar karşısında sınırlı kalışını kırmaya çalışıyor; askeri çatışmalara, siyasal yozlaşmalara ve sanayileşmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki güç dengesizliklerine tanıklık ediyor.
Jaar’ın yolu Türkiye’den de geçti; 1995’te René Block’un sanat yönetmenliğinde “Paradoksal Bir Dünyada Sanatın Görünümü: Orient-ation” izleği altında düzenlenen 4. Uluslararası İstanbul Bienali’ne katıldı. New York, Roma, Stockholm, Milano, Berlin gibi sanat başkentlerinde düzenlediği kişisel sergilerin yanı sıra Venedik ve Sao Paulo Bienallerinde ve Documenta’da da yer aldı. Yapıtları New York’taki Guggenheim Müzesi, Chicago’daki Çağdaş Sanat Müzesi, Londra’daki Tate Modern, Paris’teki Georges Pompidou Merkezi, Amsterdam’daki Stedelijk Müzesi, Madrid’deki Reina Sofia Merkezi gibi önde gelen kuruluşlarda bulunuyor.
Bilmem, Alfredo Jaar’ın Amerika İçin Bir Logo adlı enstalasyonunu neden gündeme getirdiğimi açıklamama gerek var mı?
ABD Başkanı Donald Trump’ın, askerlerini Venezuela topraklarına sokarak Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’i kaçırıp federal mahkemede yargılamaya kalkması, bizim sık sık kapıldığımız “ABD=Amerika” dil sürçmesinin hiç de “masum bir alışkanlık” olmadığını apaçık ortaya koydu. Trump’ın derdi, gerçekten de “petrol” ve “uyuşturucu” mu, yoksa ABD’nin tüm dünyaya meydan okuması ve güç gösterisinde bulunması mı? Venezuela’ya dünyanın gözleri önünde, uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin temelindeki egemenlik haklarını ayaklar altına alarak yapılan müdahale, giderek Meksika, Kolombiya ve Küba gibi ülkelere de müdahaleye tehlikeli bir emsal oluşturabilir mi?
Birleşmiş Milletler’in ve birçok devletin bu uluorta saldırıya tepkisi sıradan açıklamalardan öteye gitmezken, Alfredo Jaar’ın yıllar önce yapıtıyla yaptığı uyarı, sanatın sezgi gücünü gözler önüne seriyor.


