Ağustos 2009.
Sıraselviler Caddesi, No: 57.
T24’ün nohut oda, bakla sofa küçücük ilk ofisindeyiz.
Birkaç gün sonra, 1 Eylül 2009’da T24 ‘bağımsız internet gazetesi’ olarak yayına başlayacak.
Büyük imkânlar içinde onca yayın, onca medya grubu varken insanlar birkaç gençle yola koyulmaya hazırlanan T24’e neden ilgi göstersin?
Haftalardır aklımdan çıkmayan soru bu.
Bazı şirketlerin işleri için video üreterek mütevazı finansman ihtiyacını karşıladığımız T24, daha yayına başlamadan önce kendi gelirini üreten dünyadaki ilk gazetecilik mecrası olabilir. En büyük gücümüz bu olacak; gazetecilik için hiçbir yerden kaynak beklemeyecek, haber yaparken hiçbir yere bakmayacağız.
Başka?
Hiçbir görüş ve inancı haberciliğin önüne koymayacağız, gazeteciler için gazetecilikten daha değerli bir misyon olamayacağını savunacağız.
Başka?
Özel haber üretecek kadro kısıtı nedeniyle, ilk yayın döneminde söyleşilere özel bir ağırlık verecek, medyanın kayıtsız kalamayacağı, alıntılayarak kamuoyuna T24’ü de duyuracağı iddialı mülakatlar yapacağız.
Evet; yayına başladığımız 1 Eylül 2009’dan bugüne kadar geçen yaklaşık 17 yılda hiçbir şirket, kişi, kurum, dernek, oluşum, fon ve benzeri bir oluşumdan tek kuruş almadık. Devletimizin -zeval görmesin- hesaplarımız üzerinde defalarca yaptığı denetimler de bu sözümüzü tuttuğumuzu teyit etti.
Evet; yaklaşık 17 yıldır haberciliğin önüne hiçbir görüş ve inancı koymadık, her yerin haberini subjektif bir dil kullanmadan verdik. Niyet ederek bir yanlışa düşmedik, istemeyerek yapılan açık yanlışların özrünü kamuoyu önünde açıkça diledik.
Evet; ilk adımda planladığımız söyleşiler T24’ün kendisini büyük bir iddiayla dünyaya ilan ettiği ilk içeriklerimiz oldu. Selin Ongun’la başlayan, Hazal Özvarış’la süren ve hâlen Cansu Çamlıbel ile devam eden T24 söyleşileri ciddi bir ilgi gördü, kitaplarda bir araya getirildi, şimdiden medya tarihimize geçen büyük yankılar yarattı.
İlk dönemi izleyen süreçte özel haberler ve dosyalarla, aramıza katılan yeni editörler ve muhabirlerle, T24’ü seçen itibarlı, etkili ve hâlen medyada en geniş yelpazeyi oluşturan yazarlarımızla yayınımızı sürdürdük. İnternet medyasında en büyük ve kelimenin tam anlamıyla en iddialı Ankara bürosunu, T24 Genel Yayın Koordinatörlüğü’nü de üstlenen Gökçer Tahincioğlu liderliğinde kurduk.
Gazeteciliğin geçmişten bugüne itibarını tükettiği büyük lafları hiç etmedik, ancak yola koyulurken verdiğimiz sözlerden de 17 yıldır hiç sapmadık.
Bütün soruların doğru cevaplarını verdiğimizi, yapmak istediğimiz kadar iyi bir yayın yaptığımızı söyleyemem. Zira, üretmediği hiçbir kaynağı tüketmeyen, büyük bir dikkatle her türlü borçtan uzak tuttuğumuz T24’ü ‘imkânlarımız nispetinde’ yapıyoruz. Bir kenarda birikmiş tek kuruşumuz yok; yayınlarımız, her yıl düzenlediğimiz konferanslar ve çıkardığımız dergilerle bugüne kadar elde ettiğimiz her ilave imkânı, T24’ü iyileştirmek için kullandık, kullanıyoruz.
Peki sonuç?
Bir tür, “imkânsız olduğunu bilmiyorlardı, başardılar” hikâyesi!
T24 bugün, dünyadaki yüz milyonlarca internet sitesi arasında ilk 3 bin, Türkiye’deki yüz binlerce site arasında ilk 70, bütün medya siteleri arasında da ilk 20 içinde yayınını sürdürüyor.
T24 muhabirleri ve yazarlarına yıllar içinde ödül yağdı, yağıyor. Muhabirleri ve yazarları sadece 2026’nın ilk yarısında dokuz ödüle değer görülen T24, Türkiye’nin gazetecilik ödülü rekorlarını kırıyor.
Nihayet, Stanford Üniversitesi araştırmacılarının geçtiğimiz Haziran ayında sonuçları açıklanan çalışmasında T24 evrensel bir derece kazandı. 12 bin 600 soru yöneltilerek yapılan Stanford Üniversitesi araştırmasında, Türkçe bilgi doğrulama süreçlerinde yapay zekâ platformlarının en çok başvurduğu kaynaklar arasında T24 birinci sırada çıktı.
Bütün imkânsızlıklara rağmen, finansal ve ideolojik takıntılardan uzak tutarak bağımsız gazeteciliği kurumsallaştırdığımız T24 bugün dünyada da referans alınan, yeni ana akım gazeteciliğin önde gelen mecrası.
Bunaltan reklamlar, gerçekler ve reklamsız T24
Uzun bir süredir T24 takipçilerinin yakındığı temel bir mesele var; içerik takibini zorlaştıran, neredeyse bir müsabakaya çeviren ‘programatik’ reklamların çokluğu.
Haklı bir eleştiri mi, evet. Ancak yukarda özetlemeye çalıştığım T24’ün 17 yıllık serüveninde, reklamdan başka bir ana gelir kaynağı da yok. Ve içeriklerimizi takip etmeyi zorlaştıracak yoğunluktaki reklamlarla elde ettiğimiz gelir bile, T24’e emek verenleri mütevazı ücretlere mahkûm etmek dışında bir imkân üretmiyor.
Şu bilgi, o ‘bunaltan’ programatik reklam yoğunluğunun nedenini önemli ölçüde açıklayacaktır; T24’te bin kez (evet 1.000 kez) gösterilen bir reklam sadece 12-13 lira gelir getiriyor! Bir başka deyişle, 40 bin liralık bir brüt asgari ücret tutarı için T24’ün tam 3-3,5 milyon kez reklam gösterimi yapması gerekiyor! Her gün, her saat 40 dolayında editör ve muhabir, onlarca yazarla karşınıza çıkan, kiralar, haberleşme ve ulaşım giderleri ödeyen T24’ün, mütevazı bir bütçe için bile kaç milyon reklam gösterimi yapması gerektiğini hesaplamak, şu satırlarda bile yoruyor bizi.
Türkiye, programatik reklamları dağıtan global şirketlerin reklam tarifesini en düşük tuttuğu ülkelerden biri. Bu gerçekten acımasız tarifelerle, bu cezalandıran matematikle ve yanı sıra etkisi / trafiklerine rağmen hak ettiği premium reklamların T24’ten esirgenmesiyle baş etmeye çalışarak da karşınızdayız. Ve her şeye rağmen o reklamlarla devam etmek zorundayız; bazen tek seçenek, doğru olmayandır!
Yine de haklı olarak eleştirilen yoğun reklam gösterimi sorununu çözmek, T24’ün “imkânlar nispetinde” yaptığı gazeteciliğin imkânlarını artırmak, daha iyi ücretler eşliğinde daha çok gazeteciyle çalışmak ve teknik altyapımızı iyileştirmek için ‘abonelik’ seçeneğini nihayet uygulamaya koyuyoruz. T24’e abone olarak içeriklerimizi reklamsız izleyebilir, yazarlarımızı daha erken okuyabilir, T24 Yıllık dergisinin yaklaşık 2 bin sayfalık dijital arşivine ulaşabilir, T24 Yıllık konferanslarını ücretsiz olarak online izleyebilirsiniz. Ve T24’e abone olarak daha iyi haber alma hakkına sahip çıkabilir, bağımsız gazeteciliği destekleyebilirsiniz.
“Nihayet abonelik” dedim evet, zira kısıtlı imkânlarımız, kısa sürede yapılabilecek teknik düzenlemeleri T24 için çok uzun bir zamana yaydı.
Şimdi sıra; fedakâr editörlerimiz, muhabirlerimiz ve çıkarsız yazarlarımızla birlikte T24’ü bugünlere getiren okurlarımızla daha yakın olmakta. T24’ü; abone olacak takipçilerimizle çok daha iyi bir yayın boyutuna, çok daha iyi bir derinliğe, çok daha iyi bir teferruat çeşitliliğine taşımakta.
Gazetecilik, sadece gazetecilerin meselesi olamaz, olmamalı. Bağımsız, sorumlu, güvenilir, yüksek profesyonel ve etik standartlarda gazetecilik, sadece gazetecilerin değil toplumun bütün katmanlarının meselesi hâline gelmedikçe, sesimizi kısanlar sadece başkaları olmaz.
Flaubert, “üzerinde uyuduğumuz ama rüyalarımız hakkında hiçbir şey bilmeyen yataklarımızdan” söz eder. Gerçekten yakın olalım, gerçeklere yakın olalım, ama yakın olduğumuzu düşünerek uyumayalım da!
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN |


