T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi

İğneyle kazdığımız kuyularda, imkânsızlıklar içinde yaptığımız gazetecilikle ulusal ve evrensel ölçülerde elde ettiğimiz sonuçların, meslektaşlarımız için de ilham ve umut verici olduğuna inanıyoruz. Haber alma hakkına sahip çıkmayarak bağımsız gazeteciliği yalnız bırakırsak, kaybetmekte olduğumuz şeyleri kaybetmeyi hak ederiz!

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi
Çizgi: Selçuk Demirel

“Ülkemiz aynı fikirde olmama hakkı üzerine kurulmuştur!"

Söz, ABD’nin “kurucu babaları” arasında yer alan ve George Washington’dan sonraki ikinci başkan olan John Adams’a (1735-1826) ait. Aynı zamanda ilk Başkan Yardımcısı olan Adams’a göre, Büyük Britanya Krallığı’na karşı yürütülen bağımsızlık mücadelesinden sonra ABD, özgürlük ve adalet üzerine inşa edilmelidir. Beyaz Saray’ı inşa eden, kendisi hayattayken oğlu John Quincy Adams 6. ABD Başkanı seçilen John Adams, aynı zamanda köle sahibi olmayı reddeden ilk başkandı. Ancak başkanlığı döneminde “Ülkemiz aynı fikirde olmama hakkı üzerine kurulmuştur” sözüne ters düştüğü de olmuş, Fransa ile savaşın eşiğine gelinen dönemde muhalefeti yasaklayan bir karara imza atmıştır, o ayrı. İktidar bozar!

Yine de üzerinde güneş batmayan tarihine “Tudor Hanedanı soruşturma yapmaz, istediği yanıtları alır” sözünü de kaydeden Britanya Krallığı’na karşı savaşarak  1700’lerin sonunda “aynı fikirde olmama hakkı”nı ülkesinin temeli olarak ilan etmek az buz şey değil. Sadece bu dört kelime; toplumsal / siyasal düzenden kişiler arası ilişkilere kadar hayat burcunun en kısa, en yeterli anayasası olabilirdi. “Aynı fikirde olmama tehlikesi” altında yaşadığımız bu dünyada hayali cihan değer!

T24 tam 17 yıl önce bugün, 1 Eylül 2009’da yayına başladı. “Aynı fikirde olmama hakkı”nı hem bir gazetecilik meselesi hem de bir gazetecilik görevi olarak ele alan yolculuğumuzda 17 yılı geride bıraktık.
Evet, bir gazetecilik meselesi; zira T24, eski ana akım gazeteciliği krize sokan yaklaşımlarla aynı fikirde olmamaktan hareket ederek yola koyuldu. Gazeteciler için gazetecilikten daha önemli hiçbir görüş olmayacağına inandı, haberciliğin önüne hiçbir görüş ve inancı koymamaya söz verdi. T24 bugün medya tarihimizin bağımsız gazeteciliği kurumlaştıran ilk mecrası olduysa; bunu hem finansal hem de ideolojik bütün bağları / bağlantıları reddederek yapabildi.
Ve evet, “aynı fikirde olmama hakkı”nı savunmak, gazeteciliğin temel görevi. Gazeteciliğin varlık sebebini de oluşturan bir haktan söz ediyoruz.

Bu köşede daha önce altı çizilen bir nokta var ki, zamanın ak saçlarının ardımıza süpürdüğü 17 yılın özeti olarak tekrarlamak isterim: T24’te, yapmak istediğimiz kadar iyi bir gazetecilik yapabiliyor muyuz? Hayır! Ancak üretmediğimiz hiçbir kaynağı tüketmeden, sadece kendi imkânlarımız nispetinde bir gazetecilik yapıyoruz.
Editörlerimiz, muhabirlerimiz ve yazarlarımız için ciddi fedakârlıklar yapmayı gerektiren, daha fazla gazeteciyle daha yüksek standartlarda gazetecilik yapmamızı zorlaştıran bu imkânları arttırmak için iki ay önce abonelik sistemini uygulamaya koyduk.

Uzun ince bir yol olan abonelik sisteminin, bağımsız gazetecilik için en temel, en güvenilir, en sağlıklı geliri inşa edeceğine inanıyoruz. Bu köşede yaklaşık iki ay önce “Kendinize ve bağımsız gazeteciliğe bir iyilik yapın, reklamsız T24’e abone olun” başlığıyla yayımlanan yazıda altı çizildiği üzere; gazetecilik, sadece gazetecilerin meselesi olamaz, olmamalı.
Bağımsız, sorumlu, güvenilir, yüksek profesyonel ve etik standartlarda gazetecilik, sadece gazetecilerin değil toplumun bütün katmanlarının meselesi hâline gelmedikçe, sesimizi kısanlar sadece başkaları olmaz.

Dünyada ve Türkiye’de T24

2009 yılında Sıraselviler Caddesi’ndeki yaklaşık 50 metrakarelik ilk ofisimize adım attığımızdan bugüne kadar neler yaptığımızla ilgili olarak sözü uzatacak değilim. Ancak verdiğimiz sözlere sadık kalarak ve evet o “imkânlar nispetinde” yaptığımız gazetecilikle biri Türkiye’den, diğeri dünyadan aldığımız iki sonuç var ki, serüvenimizi yerli yerine oturtuyor.

T24, muhabirleri ve yazarlarıyla birlikte; sadece bu yılın ilk altı ayında dokuz gazetecilik ödülü kazanarak bu alanda bir rekor kırdı.
Ve Stanford Üniversitesi’nin 12 bin 600 soru yönelterek yaptığı, sonuçları temmuz ayında açıklanan araştırmanın sonuçlarına göre; yapay zekâ platformlarının Türkçe bilgi doğrulama süreçlerinde başvurduğu mecralar arasında T24 birinci sırada çıktı.
İğneyle kazdığımız kuyularda, imkânsızlıklar içinde yaptığımız gazetecilikle ulusal ve evrensel ölçülerde aldığımız bu sonuçların, meslektaşlarımız için de ilham ve umut verici olduğuna inanıyoruz.

17 yıldır hiçbir kişi, kurum, şirket, fon ve benzeri bir yapıdan kaynak kabul etmeyen T24’ün; editörleri, muhabirleri, çıkarsız yazarları ve siz okurlarına olan gönül borcu dışında hiçbir borcu yok.

Pişmanlıklar, geçmişin bugündeki ayak bağıdır. T24, bugün ve yarın için hiçbir ayak bağı olmadan ve gazetecilik dışında hiçbir şeye ait olmayarak yoluna devam edecek.

Ve seçme şansı yoksa pişmanlık da yoktur, ama varsa… Haber alma hakkına sahip çıkmayı seçerek bağımsız gazeteciliği yalnız bırakmayın. İlk denize düşürülen hep gazeteciler olsa da hepimiz aynı gemideyiz, bağımsız gazeteciliğe ihtiyacımız var. Aksi hâlde, kaybettiğimiz, kaybetmekte olduğumuz şeyleri kaybetmeyi hak ederiz.
Malum; Tudor’lar soruşturma yapmaz, istedikleri yanıtları alır!

İlgili İçerikler