Başarısı dört yılda 15 ödülle taçlanan Aşkın Demir, Senegal'de Türk bir yönetici olmayı anlattı: Ülkeyi değiştiremezsin, adapte ol ve amacına odaklan

Başarısı dört yılda 15 ödülle taçlanan Aşkın Demir, Senegal'de Türk bir yönetici olmayı anlattı: Ülkeyi değiştiremezsin, adapte ol ve amacına odaklan

"Senegal’e gelmeden önce çok değişik coğrafyalarda çalışma imkânım oldu… Daha yirmili yaşlarımın sonunda Tunus’ta önemli bir tur operatörünün operasyonunu yönettim… Orada geçirdiğim 3 yılda farklı kültür ve coğrafyada çalışmanın ilk kuralını öğrendim: Ülkeyi değiştiremezsin… Adapte ol ve amacına fokuslan, ekibinin saygısını kazan… Ve zaman ile her şey yerine oturuyor… Sonrasında Hindistan bambaşka bir deneyimdi… Ülke içinde ülkeler olan; farklı dinler, farklı diller, farklı kültürlerden oluşan tek millet, binbir renk bir kadro ile çalıştım… Suudi Arabistan’da ise bu sefer İngiltere’den Filipinler’e, oradan Güney Afrika’ya uzanan çok kozmopolit bir ekibim vardı…"

Başarısı dört yılda 15 ödülle taçlanan Aşkın Demir, Senegal'de Türk bir yönetici olmayı anlattı: Ülkeyi değiştiremezsin, adapte ol ve amacına odaklan

Başarı hikâyelerini dinlemekten, izlemekten büyük keyif alıyorum. Bir insan neyi daha iyi yapıyor, neye dikkat ediyor, aldığı kararlardan hangisi sonucu değiştiriyor merak ediyorum. Havalimanları söz konusu olduğunda merakım daha da artıyor, çünkü orada vakit geçirmekten, içindeki hikâyeleri gözlemlemekten çok hoşlanıyorum.

Aşkın Demir de bu hikâyelerden birinin kahramanı. Senegal'de Blaise Diagne Uluslararası Havalimanı'nı işleten LAS'ın Genel Müdürü. Senegal'de herkes ona "DG" diyor; yani "Directeur Général". Yaklaşık dokuz yıldır Senegal'de ve yedi kişilik Türk ekibiyle çalışıyor. Aile gibiler. Hayatın ve gurbetin yükünü birlikte hafifletiyorlar. Çünkü Afrika'da yaşamak ve çalışmak, dışarıdan göründüğü kadar kolay değil.

Demir’le İstanbul’da bir konferans vesilesiyle buluşunca, her zamanki konularımdan biraz uzaklaşıp hikâyesini dinlemek istedim. Senegal'de yaşamayı, Türk bir yönetici olarak orada çalışmayı, son dört yılda 15 ödülle taçlanan başarısının ardındaki motivasyonunu konuştuk.

Aşkın Demir

- Uzun yıllardır havalimanı yöneticiliği yapıyorsun. Ve 9 sene önce yolun hiç bilmediğimiz ama sürekli merak ettiğimiz Senegal’e düştü. Nasıl?

Havalimanı yöneticiliği demeyelim de havalimanlarında değişik alanlarda görev yaptım. Havayolu istasyon müdürlüğünden, yer hizmetleri yöneticiliğine ve oradan da son görevim olan havalimanı işletmeciliğine… Senegal esasında çok sürpriz bir şekilde gelişti… Suudi Arabistan Riyad Havalimanı’nda çalıştığım dönemde liseden bir kardeşim mesaj attı: “Abi, Afrika’da bir ülkeye havacılık tecrübesi olan, Fransızcası olan yönetici aranıyor, ilgilenir misin?” diye… Her şey o mesajla 2017’nin sonunda başladı ve neredeyse 9 yıl bitiyor…

- Bambaşka bir coğrafya. Bu kadar uzun süreceğini düşünmüş müydün?

Bu kadar uzun sürmesindeki önemli faktörlerden biri de Senegal’e ilk geldiğimde yer hizmetleri şirketinin yönetiminden sorumlu olmamdı. Devamında 2021 yılında Blaise Diagne Uluslararası Havalimanı’nın işletmecisi olan iki Türk şirketi Limak ve Summa’nın Senegal hükümeti ile ortaklığı olan LAS.SA şirketimizin yönetimini devraldım. Samimi olmam gerekirse 9 yıl kalacağım aklımın ucundan bile geçmemişti… Ama geriye baktığımda örnek gösterilen, Batı Afrika’nın birçok ülkesinin kendisine model aldığı bir havalimanının yöneticisi olmaktan gurur duyuyorum. Bugün bir Türk olarak Afrika havalimanlarının üye olduğu ACI Afrika’nın muhasip üyesi ve tüm dünya havalimanlarının ACI World’ün YK üyesiyim. Sanırım dolu dolu geçmiş bir dokuz yıl diyebilirim…

- Havalimanının yönetiminde yedi kişilik bir Türk ekibin var. Ki geldiğimde gördüm, müthiş havalı ve tertemiz bir havalimanıydı. Bu kadar küçük bir ekiple Senegal’in ana havalimanında böylesine büyük bir operasyonun içinde olmak nasıl mümkün oluyor? Türk ekibinin rolü tam olarak ne?

Havalimanının açılışında ekibimiz bu kadar küçük değildi Ebru… Burada önemli bir başarı hikâyesinden bahsetmek lazım öncelikle… Blaise Diagne Havalimanı’nın inşaatına başka bir konsorsiyum başlamış… Fakat bazı sebeplerden projeyi tamamlayamadan Senegal’i terk etmişler… Proje uzun süre atıl kalmış… O dönemde ortaklarımızdan SUMMA, Senegal’de konferans merkezi inşa ediyor ve hem inşaat kalitesi hem de işi zamanında teslim etmesi ile takdir ediliyor. Bunun üzerine devlet, SUMMA’dan havalimanı inşaatını devralmasını istiyor. İşte bu noktada LİMAK’ın havalimanı inşaatlarındaki uluslararası tecrübesi ile SUMMA’nın Senegal’deki tecrübeleri bu ortaklığın temellerini atıyor. LİMAK ve SUMMA inşaatı söz verdikleri tarihte bitiriyorlar ve havalimanının işletmesini 25 yıllığına kazanıyorlar. Afrika’daki ilk PPP havalimanı işletmelerinden biri bu şekilde kuruluyor. İşte bugünkü ekip o günün eseri ve arkamızda iki güçlü Türk şirketinin desteği var…

- Aile gibisiniz… Bunu yakalamak çok kolay değil.

Evet. Kesinlikle. Mevcut kadrodaki Türk arkadaşımızla esasında aile gibiyiz… İş dışında buluşuyoruz, Türk gecelerimiz oluyor… Sadece bir iş ortamı değil, birbirine her anlamda destek olan bir kadroyuz… Bu sinerjiyi kurmak her zaman mümkün olmuyor, bu anlamda da kendimi çok şanslı görüyorum…

- Peki, merak ediyorum. Senegalli ekibi Türk yönetici olarak yönetmek nasıl? Kültürel farklılıklar iş hayatına nasıl yansıyor? Türkiye’de işe yarayan ama Senegal’de hiç karşılık bulmayan yönetim alışkanlıkları oldu mu?

Senegal’e gelmeden önce çok değişik coğrafyalarda çalışma imkânım oldu… Daha yirmili yaşlarımın sonunda Tunus’ta önemli bir tur operatörünün operasyonunu yönettim… Orada geçirdiğim 3 yılda farklı kültür ve coğrafyada çalışmanın ilk kuralını öğrendim: Ülkeyi değiştiremezsin… Adapte ol ve amacına odaklan, ekibinin saygısını kazan… Ve zaman ile her şey yerine oturuyor… Sonrasında Hindistan bambaşka bir deneyimdi… Ülke içinde ülkeler olan; farklı dinler, farklı diller, farklı kültürlerden oluşan tek millet, binbir renk bir kadro ile çalıştım… Suudi Arabistan’da ise bu sefer İngiltere’den Filipinler’e, oradan Güney Afrika’ya uzanan çok kozmopolit bir ekibim vardı…

- Ya Senegal? Tunus’tan çok farklı olsa gerek…

Bütün bu tecrübeler, Senegal’deki adaptasyon sürecimde bana çok yardımcı oldu. Hatta ilk yönetim kurulunda Senegalli yöneticilerden biri “Daha önce Afrika’da çalıştınız mı?” diye sordu. Kendisine Tunus’ta bulunduğumu söyleyince bana “Orası Afrika değil” demişti… Bunu yaşadıkça öğrendim… Ortak bir amacımız var: Çalıştığımız havalimanını Batı Afrika’nın en iyisi yapmak, Senegal’i dünyaya tanıtmak ve dünya ile bağlamak… Amaç ortak olunca birlikte çalışmak da projeleri hayata geçirmek de kolaylaşıyor…

- Bu yıl ACI’nin yolcu değerlendirmelerine dayanan ASQ programından üç ödülle çıktınız; son dört yıldaki toplam ödül sayısı 15. Başarınızın sırrı ne?

Evet. Bu yılı bizim için özel kılan, ödülleri İstanbul’da alıyor olmamız. Kısaca ASQ programından bahsetmek gerekirse bu sertifikasyon programına dünya üzerinde 400’den fazla uluslararası havalimanı dâhil. Tamamen dijitalize edilmiş takip mekanizmaları ile neredeyse online yolcu geri bildirimleri takip edilip havalimanları değerlendiriliyor. Esas amaç havalimanlarının hizmet kalitesini yükseltmek ve deneyimlerinden ortak fayda sağlamak… Tabii bunu yaparken ödül kazanıyor olmak da pastanın üzerindeki süsü oluyor. Biz bunu yaparken hem havalimanındaki paydaşlarımızı hem de yolcularımızı dinlemeye özen gösteriyoruz… Sorunlara hızlı ve efektif çözümler üretmeye çalışıyoruz… Ekibimizden gelen önerilere de değer verip onları dinlememiz ekibi motive ediyor. Örneğin geçtiğimiz yaz sezonu dönüşlerinde ailelerin çocukları ile zaman geçirirken zor anlar yaşadıklarını gördük… Bu sene havalimanında bir ay süren bir çocuk festivali organize ettik… Buna hem çalışanlarımız hem de paydaşlarımız da katıldı ve çok güzel geri dönüşler aldık…

- Ödülünüzü almak için İstanbul’dasın. Merak ediyorum. Erişilebilirlik sizin için neden bu kadar önemli? Bunu yolcunun günlük deneyiminde hissedeceği bir sisteme nasıl dönüştürdünüz?

Günümüzde küresel nüfusun yaş ortalaması hızla yükseliyor ve buna bağlı olarak hareket kısıtlılığı yaşayan bireylerin sayısı artıyor. Aynı zamanda engelleri, yaşları veya ihtiyaçları ne olursa olsun insanların dünyayı keşfetme ve seyahat etme talebi tarihteki en yüksek seviyesinde. Biz erişilebilirliği “talep üzerine verilen ekstra bir hizmet” olarak görseydik, bu devasa seyahat talebinin altında kalırdık. Bu yüzden onu sistemin tam merkezine, havalimanının varsayılan standardı olarak yerleştirdik.

- Havalimanları çok önemli. Hakkında filmler yapıldı, kitaplar yazıldı. Teknik olarak da ilk kez inceliyorum. Biz yolcular iyi bir havalimanını genellikle kuyrukta ne kadar beklediğimiz, temizliği ya da çalışanların davranışı üzerinden değerlendiriyoruz. Senin için gerçekten iyi bir havalimanını iyi yapan nedir?

O ilk kerosen kokusunu almayacaktım… Eskiler öyle derdi… Ciğerine artık kerosen kokusunu çektin, havalimanından çıkamazsın… Bizim için yaşam biçimi… Çok zor günleri de çok keyifli anları da yaşadığımız, sadece dört duvardan oluşmayan, koca bir dünyayı içinde barındıran bir yaşam alanı… Bazen İGA, Changi gibi devasa büyüklüklerde, bazen bizim Blaise Diagne gibi mütevazı boyutlarda ama içindeki yaşam çok birbirine benzer… Havalimanını iyi yapan teknik, operasyonel, mekanik, dekoratif bir sürü şey sayılabilir… AI, dijitalizasyon, otomasyon, say say bitmez… Ama sonuç döner dolaşır insana gelir… Her insan havalimanına yolculuk öncesi belli bir stres ile gelir… Ya tatil iyi geçmezse, evde bir şey unuttum mu, acaba yetişebilecek miyim… Askere gideni, okula gideni, sağlık için seyahat edeni, önemli iş anlaşmasını bitirmeye gideni… Küçücük bir aksaklık bu stresi daha da artırır… İşte havalimanındaki çalışanların rolü burada başlar… Biz sizden o küçük stresi almak için çalışıyoruz… Bunda da büyük oranda başarılı oluyoruz… Yaptığınız her uçuşun arkasında sadece o uçağa hizmet veren yüzlerce insan var…

- Uluslararası bir kuruluştan destek alıyor musunuz?

Evet. Kurduğumuz sistemi rastgele değil, uluslararası standartlarda sürdürülebilir kılmak için The Accessibility Enhancement Accreditation (AEA) programı çerçevesinde hareket ediyoruz. ACI (Airports Council International) tarafından sunulan AEA akreditasyonu, havalimanımızın erişilebilirlik süreçlerini sürekli denetleyen, ölçen ve geliştiren uluslararası bir çerçeve sunar. Bu program sayesinde fiziksel altyapımızı ve dijital erişilebilirliğimizi uluslararası kriterlere göre sürekli güncelliyoruz. Tüm havalimanı personelimize görünür ve görünmeyen engellere yönelik farkındalık eğitimleri veriyoruz. Bu işi lafta bırakmayıp uluslararası bir güvenceye bağlamak istediğimiz için ACI’ın Accessibility Enhancement Accreditation (AEA) programına dâhil olduk. Hatta bu vizyonumuz sayesinde Afrika’da bu sertifikayı alan ilk havalimanı unvanını kazandık! Bu akreditasyon bizim için sadece duvara asılan bir belge değil; kapıdan giren her yolcumuzun konforunu ve bağımsızlığını her gün uluslararası standartlarda garantiye alma sözümüzdür.

Afrika'ya dair bilmek istediğiniz pek çok şey

Senegal’den yola çıkıp kıtanın tarihine biraz daha yakından bakmak isteyenler için Kronik Kitap’tan yayımlanan Dakikalar İçinde Afrika Tarihi iyi bir başlangıç. Antik uygarlıklardan sömürgeciliğe, bağımsızlık mücadelelerinden modern Afrika’ya uzanan geniş bir çerçeveyi anlatıyor.

T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler