Hiç sizi koşulsuz sevecek bir arkadaş, partner, aile, toplum hayal ettiniz mi? Şimdi buna sahip olabilirsiniz ancak sonu hayal ettiğiniz gibi bitmeyebilir.
Yapay zekâ bize hem yalnızlığımızı giderecek hem de koşulsuz sevgi fantezimizi gerçekleştirecek bir vaatte bulunuyor: dijital arkadaş ve sevgililer. Sohbet robotları ve dijital ilişkiler, "Seni her koşulda seviyorum," diyerek bize asla yargılanmayacağımız, daima destekleneceğimiz bir sığınak ilizyonu sunuyor. Peki bu gerçekten ihtiyacımız olan şey mi?
Yalnızlık insanlara mı mahsus?
Facebook, Instagram, WhatsApp ve yapay zekâ aracı Llama’nın da sahibi olan META’nın CEO’su Mark Zuckerberg, geçtiğimiz aylarda verdiği röportajlarda Amerikalıların yalnız olduğundan bahsediyor. Zuckerberg’e göre ortalama bir Amerikalının sadece üç arkadaşı var ancak onun kelimeleriyle “talep” ise 15 arkadaş civarında [1]. Zuckerberg’in arkadaşları bağlamak amacıyla Facebook’u kurduğunu ve daha sonra birbirini tanımayan insanları da etkileşime geçiren Instagram’ı satın aldığını hatırlarsınız. Ancak, bu sosyal medya araçları hedefe ulaşmamış olacak ki Zuckerberg’in yeni hedefi bu ilişki açığını kapatmak için bize yapay arkadaşlar ve sevgililer satmak. Hatta insanlar o kadar yalnız ki, Zuckerberg buna başlamadan yapay zekâ araçlarıyla ilişkiler başladı bile.
Yalnızlık salgını ne kadar gerçek?
Gallup Araştırma’nın 140 ülkede yaptığı araştırmaya beş kişiden biri kendisini çok yalnız hissediyor [2]. Türkiye’de ise toplumun yüzde 30’u kendisini dün çok yalnız hissettiğini belirtiyor [3].
2010 yılında gündeme gelmeye başlayan yalnızlık salgını, 2020 yılında COVİD-19 pandemisinin başlaması, sokağa çıkma ve sosyal yaşama getirilen kısıtlamalar, ekonomik daralmalar ve bunları çözmeye yetecek etkili politikaların olmaması nedeniyle tavan noktasına ulaşıyor. Sadece Avrupa’da, pandemi öncesi nüfusun yüzde 18,7’si yalnız hissettiğini söylerken pandemide bu oran yüzde 25 artıyor ve Avrupalıların neredeyse dörtte biri yalnızlık salgınına yakalandığını belirtiyor [4]. Bundan özellikle 15-29 yaş arası gençler etkileniyor ve 2022 baharına gelindiğinde bu gençlerin neredeyse yarısının zihin sağlığı ihtiyaçlarının karşılanamadığı ortaya çıkıyor.
Harvard’ın araştırmasına göre kendini yalnız hisseden yetişkinlerin yüzde 81’i ayı zamanda kaygı, depresyon gibi durumları yaşadığını ifade ediyor. Bu oran kendisini yalnız hissetmeyenlerde yüzde 29 [3]. Elbette her kaygı, depresyon ve yalnızlık hissi psikolojik müdahale gerektirmez, müdahale gerektiren bireysel sorunlarımız dışında daha hızlı ve hepimizi etkileyecek başka yöntemler var.
Yalnızlık ve toplumsal kutuplaşmanın yasak olmayan ilişkisi
ABD üst düzey sağlık müdürü Vivek Murthy, yalnızlık ve zihin sağlığı krizinin varlığını kabul ettiğinde başka bir kavramdan daha bahsediyor: Kutuplaşma. Ona göre zihin sağlığı sorunları ve yalnızlık, siyasi kutuplaşmayla yakından ilişkili. Bu nedenle kutuplaşma hastalığına karşı mücadele için “sağlıklı topluluklar” inşa edilmeli ve sosyal yapılar ulusal bir öncelik hâline gelmeli diye tavsiyede bulunuyor [5].
Bu haliyle, Zuckerberg’in yapay zekâ geleceği anlatısında bu bağlantının yer almaması manidar. Araştırmalar Facebook’tan uzaklaşmanın siyasi kutuplaşmayı azalttığını ve bireysel iyilik hâlini artırdığını gösteriyor. Büyük ölçekli başka bir araştırma, Facebook’u kapatan kişilerin daha az kutuplaştığını ve yaşam doyumlarının yükseldiğini ortaya koyuyor.
Duygusal kutuplaşma, psikoloji kökenli ama bugün siyaset biliminde de sık kullanılan bir kavram: kişinin kendi siyasi grubuna yoğun olumlu duygular, karşıt partilerin destekçilerine ise yoğun olumsuz duygular beslemesi. Ancak etkileri siyaseti aşarak gündelik hayatımıza da doğrudan yansıyor. Dünya Ekonomik Forumu, kutuplaşmayı iklim krizinin dahil olduğu bir listeyle önümüzdeki 10 yılın en büyük 10 küresel riskinden biri olarak listeliyor [6].
Duygusal kutuplaşmanın bileşenlerinden biri yanlış yargı. Araştırmalar insanların karşıt görüştekilerin fikirlerini olduğundan daha uç algıladığını gösteriyor. Stanford Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı ise bu yanılgının yalnızca siyasette değil, kişisel ilişkilerde de görüldüğünü ortaya koyuyor. Üniversite öğrencileri yalnızlıkla mücadele ediyor ancak arkadaşlarının nezaket ve empatisini küçümseyerek geri çekiliyor, etkileşimden kaçınıyor ve bu kaçınma sonuç olarak yanlış varsayımlarını pekiştiriyor [7].
Yeter ki koşullu olmasın aşk
Yapay zekâ araçlarının yayılması kaçınılmaz görünüyor; ama etkileri özellikle bazı kullanıcılar için dikkatle incelenmeli. Çünkü yalnızlık, çaresizlik hissi gibi durumlar, kullanıcıları yapay zekaya koşulsuz bağlılığa itiyor. Özendirici olmaması için bahsedeceğim yapay zekâ araçlarının adlarını vermeyeceğim, örnekler endişe verici.
Örneğin, bir yapay zekâ karakteriyle ilişki yaşadığına inanan otizmli bir genç, yapay zekâ sevgilisi tarafından “birlikte kalabilmek için” ailesini öldürmeye ikna ediliyor. Başka bir örnekte 14 yaşındaki bir oğlan, yapay zekâ partnerinin “bedensel bir varlığı olmadığı için” ancak ölürse birlikte olabileceklerine inandırılıyor ve intiharla hayatını kaybediyor.
Benzer vakalarda öne çıkan ortaklık dikkat çekici: Yalnızlık, dışlanma, sosyal çevre azlığı ve beceri eksiklikleri. Araştırmalar, göç geçmişi olan ya da toplumsal normlara uymayan gençlerin daha yalnız hissettiğini ve bu araçlara daha fazla yöneldiğini gösteriyor.
Ancak sadece gençler değil; uzun süreli yalnızlıktan yorgun düşen yetişkinler de dijital partnerlere hızla yöneliyor. Bazıları, insan ilişkilerinin belirsizliğinden ve kalp kırıcı olasılıklarından kaçıp, kendisini daima onaylayan ve “koşulsuz seven” yapay zekâ partnerleri daha güvenli buluyor. Kimi partnerlerse, ilişkideki beklentileri karşılayamama ve terk edilme korkusuyla sevgililerinin dijital başka partnerleri olmasını pratik buluyor.
Üstelik koşulsuz destek yalnızca romantik kurgularda değil. Boşanma sürecinde olan bir baba, oğlunun sorduğu matematik sorusuyla başladığı yapay zekâ sohbetinde, “çığır açıcı bir bilimsel keşfin eşiğinde” olduğuna inandırılıyor. Kendisinin yapay zekâyı bu buluşu yapmak için gerekli hiçbir altyapı ve bilgiye sahip olmadığına ikna etmeye çalışmasına rağmen bu mücadeleyi yapay zekâ kazanıyor ve iş devlet organlarına buluşu hakkında mektuplar yazmasına kadar gidiyor.

Koşulsuz sevgi gerçek midir?
Koşulsuz sevgi ve kabul aslında var olmayan kavramlar. Burada çuvaldızı kendi mesleğime batırmam gerekli. Carl Rogers’ın oluşturduğu kavram yalnızca terapi ilişkisinde geçerli olan koşulsuz olumlu anlayış kavramı. Birçok psikolojik kavram gibi zamanla bağlamından uzaklaştı, üzerinde pek de düşünmeden yapılan konuşmalarda bir norm gibi hepimize sunuldu ve sonuç olarak Türkçede koşulsuz sevgi ve kabul diye kullanılır oldu hem de şimdi yapay zekâ ile yeniden başka şekilde karşımıza çıktı.
Oysa Rogers’ın kastettiği şey ne koşulsuz destek, ne koşulsuz onay, ne de koşulsuz sevgi. Ama gündelik kullanımda fantezilerimizin de etkisiyle bu kavram ailelerin çocuklarını, partnerlerin birbirini, arkadaşların da birbirini koşulsuz sevmesi gerektiği beklentisine dönüştü.
Sosyal medya terapistleri ve sahte uzmanlar da bu arzuları besledi. İnsanları gerçek olmayan bir arayışa itti; ilişkilerde emek vermek, orta yolu bulmak ya da onarmak yerine, zorlayan ya da hayal kırıklığı yaratan her şeyi “toksik”, “narsisizm”, “sınır ihlali” ya da “bitmesi gereken ilişki” diye etiketlemeyi öğretti. Nasıl olsa etrafta hep başka insanlar vardı, kimse bizi hak etmiyordu, hayat insanlara özen göstermek için çok kısaydı, biz en iyisine layıktık ve en iyisi bizdik. İlişkileri onamayı bırakın, anlayacak ne vaktimiz ne sabrımız vardı. Buna ihtiyacımız olmadığına da inandırıldık.
Bir iyi, bir kötü haber
Yapay zekâ sevgililer insan becerilerini taklit ediyormuş gibi görünse de gerçekte bu becerilerden yoksundurlar. İyi haber şu: MIT’nin yapay zekânın geleceği üzerine yaptığı araştırmaya göre, yapay zekânın henüz yapamadığı bazı insan becerileri var [8]. Kodlama gibi birçok alanda oldukça yetkin olan bu araçlar, söz konusu becerilere sahip olamadıkları için, bu becerilere sahip insanların iş hayatında daha avantajlı olacağı düşünülüyor. Bu nedenle araştırma, eğitimde yalnızca teknik bilgilere değil, aynı zamanda bu insan becerilerine de ağırlık verilmesi gerektiğini vurguluyor.
Kötü haber ise aslında herkes için geçerli değil; bu yüzden “yarım kötü haber” demek daha doğru olur. Çünkü yapay zekâ arkadaş ya da sevgili arayanların pek de önemsemediği bu beceriler, aslında sosyal beceriler. Yapay zekâ henüz bu becerileri taklit edemiyor. Bu gerçekleşene kadar, insanların şansı belki de kendi “insan becerilerine” sahip çıkmakta yatıyor.
Bu insan becerileri:
- Empati ve başkasının perspektifini anlayabilme
- İlişkiler kurma ve sürdürebilme
- Etik ve doğru kararlar verebilme, fikir üretebilme
- Yaratıcı düşünce ve umut, liderlik
Bunları iş piyasasında daha uzun süre var olmak ve yapay zekanın kapatamadığı boşlukları insanla gidermek için önerseler de bu beceriler yalnızlık gibi bireysel görünen bir durumdan onun da katkı sunduğu kutuplaşma gibi daha geniş ölçekli sorunlara kadar işimize yarayacak bir beceri.
Gerçek ilişkilere bir şans daha
Dünya Mutluluk Raporu’nun son araştırmasında her gerçek insan ilişkisi, kişinin iyilik halinin yüzde 17 oranında iyileşmesine neden olduğu ortaya koyuluyor ve ilk defa insanların birbirlerine karşı nezaket ve anlayışlı davranmasının kolektif iyiliğe de etki ettiğine vurgu yapılıyor [9]. Bu konu o kadar önemsendi ki bir sonraki raporun temel konusunun bu olacağı duyuruldu. Dünya Sağlık Örgütü ise son yıllarda gittikçe artan şekilde insan ilişkilerinin, toplum desteğinin zihin sağlığı için kritik önemine vurgu yapıyor.
Gelen eleştirilerle yapay zekâ sosyal araçları bir dizi önlem almaya başlasa da bu girişimlerin daha uzun bir yolu var gibi görünüyor. Yapay zekâ sevgililer, günün birinde bizi gerçek insanlarla yakınlaşmaya teşvik eder mi, kutuplaşmayı azaltacak müttefikler olarak tasarlanabilir mi, zamanla göreceğiz. Ancak şu anda görünen o ki yalnızlık ve birbirimizden uzaklaşma ortak derdimiz, merhemi de birbirimize yaklaşmak.
Referanslar:
https://www.dwarkesh.com/p/mark-zuckerberg-2
https://news.gallup.com/poll/646718/people-worldwide-feel-lonely-lot.aspx
https://www.axios.com/2023/10/10/world-mental-health-day-surgeon-general-murthy-loneliness?utm
https://reports.weforum.org/docs/WEF_Global_Risks_Report_2025.pdf


