1. Kimdir bu Husiler?
Husiler adlarını son birkaç yılda neredeyse her gün duyduğumuz, Yemen’le özdeşleştirdiğimiz ama “kimdir” sorusuna çoğumuzun cevabı olmayan bir tanımlama olarak hayatımıza girdi. Husiler’in ismi aslında bir aileden, daha doğrusu kabileden/aşiretten geliyor: Husi Ailesi Yemen’in kuzeyindeki köklü ve zengin ailelerden. Ailenin soyadı bugün siyasi ve silahlı mücadelenin adına dönüşmüş durumda ama aslında hareketin gerçek adı Ensarullah. “Allah’ın yardımcıları” anlamına geliyor.
2. Husiler hangi inancın mensubu?
Husiler Şiiliğin üç ana kolundan biri kabul edilen Zeydilik mezhebine mensup. Mezhebin kurucusu Hz. Muhammed’in torununun torunu olan ve Emevi Halifesine karşı başarısız bir isyan başlatan Zeyd bin Ali. Zeydilik aslında Sünni İslam’a Şiiliğin diğer mezheplerine kıyasla daha yakın bir inanç biçimi olarak biliniyor. Örneğin İran’ın geneline hâkim On İki İmamcılık Sünni İslam’la arasına daha fazla mesafe koyan bir mezhep. Husi Ailesinde bir önceki kuşaktan Bedreddin el-Husi’nin İran’ın Kum kentinde aldığı din eğitim esnasında On İki İmamcılık’tan etkilendiği ve diğer Zeydi gruplardan ayrışarak daha radikal bir çizgiye kaydığına dair kimi görüşler mevcut. Zeydiler yoğun olarak Yemen’in kuzeyinde yaşıyorlar.

3. Bugün Yemen’i Husiler mi yönetiyor?
İşte bu kısım epey karışık. Önce meselenin arka planını özetlemeye çalışayım, sonra bu soruyu yanıtlayayım: Yemen yüz yılı aşkın bir zamandır çatışmalarla sarsılan karmakarışık bir coğrafya. Ülkede bir iç savaş bitiyor, çok geçmeden yenisi başlıyor. Temel çatışma kuzeyle güney arasında. Kuzeydeki Zeydi gruplar Osmanlı döneminde de farklı zaman ve gerekçelerle merkezi otoriteye karşı ayaklanıyorlar. Buna karşılık zengin komşu Suudi Arabistan ve onun ortağı ABD petrol kuyularının yakınlarında kendi kontrolleri dışında bir yönetim istemiyor, dolayısıyla Yemen’de kendine yakın bazı hareketleri/liderleri destekliyor. İşin bir de Soğuk Savaş kısmı var. Sovyetler Birliği de tıpkı İngilizler ve ABD’liler gibi petrol yataklarına ve petrolün dağıtıldığı deniz yollarına yakın bu değerli topraklarda etkili olmak istiyor. İngilizlerin çekilmesinin ardından güneyde 1967’de sosyalist bir devlet kuruluyor: Güney Yemen Halk Cumhuriyeti. Daha sonra bu devlet adını Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti olarak değiştiriyor ve ta 1990’a kadar böyle geliniyor. Kuzey ve güneyin birleştiği 1990 yılından sadece dört yıl sonra yeniden çatışmalar ve iç savaş başlıyor. Birinci Yemen İç Savaşı aynı yıl sona eriyor ama savaşlar bitmiyor. 2014’te ülke ikinci kez iç savaşa giriyor. Husiler Arap Baharı’nın da verdiği rüzgarla başkent Sana’yı bu tarihte ele geçiriyor. Bugün başkent ve ülkenin kuzeybatısı Husilerin kontrolünde. Husi liderliğinin atadığı bir yüksek konsey yönetiyor bu bölgeyi. Güney ve doğuda ise uluslararası alanda tanınan hükümet var. Aden bu hükümetin ilan ettiği geçici başkent. Ayrıca Arap Yarımadası El Kaidesi’nin hâkim olduğu çeşitli bölgeler de var. Dediğim gibi karmakarışık bir coğrafya.
4. Husiler’in lideri kim?
Husi hareketinin kurucusu bugünkü lider Abdülmelik el-Husi’nin babası Bedreddin el-Husi, Ensarullah olarak bilinen silahlı ve örgütlü yapının kurucusu ise Abdülmelik’in ağabeyi Hüseyin el-Husi. Hareketin temelleri Bedreddin el-Husi tarafından 1992 yılında kurulan “Genç Müminler Forumu”nda atılıyor. Daha sonra sahneye büyük oğul Hüseyin el-Husi çıkıyor. Genç Müminler Forumu zamanla Genç Müminler Teşkilatı’na dönüşüyor ve bu sırada harekete “Zeydilikten uzaklaşarak On İki İmamcılık’ın etkisine girme” suçlaması getiriliyor. Hüseyin el-Husi siyasi çizgisini babasından ayırarak Genç Müminler’in başına geçiyor. 2004’te Yemen yönetiminin düzenlediği bir askeri operasyon sonucu Hüseyin el-Husi öldürülüyor ve yönetime bugün de hareketin başında olan Abdülmelik geçiyor.

5. Husiler’in İran’la ilişkisinin kökeni ne?
Baştan alalım: Baba Bedreddin el-Husi 1979’da İran’da yönetimi devralan Humeyni’den çok etkileniyor. Oğul Hüseyin el-Husi de vaktiyle babasıyla birlikte İran’da yaşamış, orada dini eğitim almış bir isim. 1994’te başlayan Yemen İç Savaşı’yla birlikte İran’ın Devrim Muhafızları Husiler’e eğitim vermeye başlıyor. Fakat bu “destek” 2004’te Husiler’in bazı taleplerle silahlı mücadeleye başlamasıyla görünür hâle geliyor. İran “Direniş Ekseni” olarak tanımladığı grubun içine Husiler’i de dahil ediyor. 2004’e kadar Husiler’e teolojik ve ideolojik eğitimler veren İran bu tarihten sonra askeri eğitimlere başlıyor. Ayrıca Husiler’in kontrolündeki Hudeyda Havaalanı’nın iyileştirme çalışmaları, Husi kontrolündeki bölgelerdeki inşaat faaliyetleri, teknik kadroların eğitilmesi gibi konularda da İran devreye giriyor. BM’ye bağlı Gerçekleri Araştırma Komisyonu İran’ın Husiler tarafından teslim alınmak üzere El Luhayya Limanı’na silah ulaştırmak amacıyla Eritre’de bir üs kurduğunu belirtiyor. Aynı şekilde ticari gemilere saldıran korsanlarla mücadele görüntüsü altında İran bandıralı gemilerin Aden Körfezi’nde Yemen’e silah kaçırdığı da söyleniyor.
6. Ne istiyorlar?
Husiler’in düşmanlıklarını iki katmanda ele almak gerekiyor: İç ve dış düşmanlar. İçeride Yemen hükümetini devirip İran’daki “Velayet-i Fakih” sistemine benzeyen bir molla iktidarı kurmak istiyorlar. Dolayısıyla başlıca iç düşmanları on yılı aşkın süredir savaştıkları Yemen hükümeti. Hareketin düşünsel arka planındaysa İsrail ve ABD düşmanlığı yatıyor. Bir de Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri var. Özellikle Suudların Yemen’e müdahâleleri nedeniyle onlar da düşmanlar listesinin başında yer alıyor. Katar eski dost, gelinen noktada o da Husiler’in istediği tavrı takınmıyor diye o da şimşekleri üstüne çekiyor. Ayrıca başka Zeydi gruplarla da fazla İran yanlısı bir tutum sergiledikleri için geçmişte çatışmalar yaşanmış ama bugün artık onları bastırmış durumdalar.

7. Husiler’in askeri gücü ne kadar?
Bu konuda net rakamlar yok. Bazı raporlar mevcut ve onlar da tahmini rakamlar paylaşıyor. BM’nin 2024 tarihli raporuna göre Husiler’in 350 bin civarında askeri var. Daha yeni tarihli bir araştırma seferber edilebilecek kuvvetleri 370-550 bin aralığında veriyor. Aynı şekilde Husiler’in elindeki silah stoğu da belirsiz. Fakat ellerinde oldukça gelişmiş balistik füzeler bulunduğu biliniyor. Daha önce Husiler’in lideri Abdülmelik El Husi İsrail’i hedef alan bir saldırıdan sonra “2040 kilometre mesafeyi 11,5 dakikada kat eden hipersonik bir füze kullandıklarını” açıklamıştı. Füzenin menzilinin 2150 kilometre olduğu daha sonra Husi yetkililer tarafından açıklanmıştı. Bu tür balistik füzelerin yanı sıra Husiler’in elinde kamikaze İHA’ları, gemisavar balistik ve seyir füzeleri, karaya saldırı seyir füzeleri, güdümlü tanksavar füzeleri, hava savunma füzeleri gibi pek çok silah bulunduğu biliniyor.
8. Yemen hükümeti gelişmeleri sadece izliyor mu?
Böyle bir görüntü var: Sanki Husiler tüm Yemen’i temsil ederek İsrail’e, Suudlara, ABD’ye meydan okuyor gibi… Durum tam olarak öyle değil. Ülkenin diğer yarısını elinde tutan Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi bir hafta önce büyük bir saldırı başlattığını açıkladı. Operasyona “Yemen’in Şafağı” ismi verildi. İlk hedef petrol taşımacılığında Hürmüz’ün alternatifi durumundaki Babülmendep Boğazı’nı ele geçirmek. Bunun için Mokha Limanı, Perim Adası’nı almaları gerekiyor. Operasyonun ilk gününde hükümet kanadından “zafer” açıklamaları geldiyse de süreç bunu doğrulamadı. Babülmendep Boğazı’nın hâlâ güvenceye alınamadığı biliniyor. Suudi Arabistan’ın desteğine rağmen Husiler direniyor. Büyük hedefse başkent Sana’yı almak. Husiler buna kolay kolay izin vermeyeceklerini şu bir haftada gösterdi. Süreç nasıl ilerleyecek, göreceğiz.
9. Tüm bunlar olurken Yemen halkı ne durumda?
Yemen’de büyük bir gıda krizi var. BM’nin yeni yaptığı açıklamaya göre ülkede 18,3 milyon kişi akut gıda güvensizliği yaşıyor. Yani yeterli besine düzenli olarak ulaşamıyor. Bu durumdan etkilenen 5 yaş altı çocuk sayısı 2,2 milyon. Bu çocuklardan 500 bini hayati tehlike içinde. Devam eden çatışmalar nedeniyle ülkeye dışarıdan gıda sevkiyatında büyük aksaklıklar yaşanıyor.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


