Türkiye dış ticaret ile döviz dengesini bozuyor, bu dengeyi borçlanarak sağlamaya çalışıyor

Türkiye dış ticaret ile döviz dengesini bozuyor, bu dengeyi borçlanarak sağlamaya çalışıyor

Türkiye’nin uyguladığı kur politikası ile mal (ürün) dış ticaretinde önemli açıklar oluşuyor. Bu açıkların bir bölümü turizm ve taşımacılık gibi hizmet ihracatı ile kapatılıyor. Ancak yine de açıklar devam ediyor. Sonuçta bir döviz açığı oluşuyor ve bu açık oldukça yüksek ve giderek yükselen faizlerle borçlanarak kapatılıyor. Bu süreç enflasyonu düşürmek adına bir süre devam edebilirdi ama 2023 Haziran’ından bu yana üç yılı aşkın süredir devam ediyor. Bu süreci ekonominin daha da fazla kaldırması zor görünüyor.

Türkiye dış ticaret ile döviz dengesini bozuyor, bu dengeyi borçlanarak sağlamaya çalışıyor

Önceki yazımda Türkiye’de tarımsal üretimin gerilediğini ve özellikle bazı tarımsal ürünlerin ithalatında önemli yükselmeler olduğunu açıklamıştım. Burada bir nedensellik sorusu var; üretim gerilediği için mi ithalat artıyor, yoksa ithalat arttığı için mi üretim geriliyor? 

Soruya karşılık olarak bu konuda olumsuz bir kısır döngü olduğunu belirtmiştim. Çünkü ithalat ile bir fiyat ve arz belirsizliği yaratılıyor, bu belirsizlik karşısında üretici üretim sürecinden geri çekilebiliyor. Bu kısır döngünün geçerli olduğunu bildiren üretici geri dönüşleri aldım.

Bu yazıda Türkiye’nin ithalatında ve ihracatında son dönemde hangi ülkelerin ileri çıktığına bakmak istiyorum. Böylece uygulanan üretim ve ticaret politikalarını, bu açıdan da bakarak, irdelemek ve değerlendirmek amacındayım. 

Yazının sonunda, başlıktaki ifadeye geliyorum. Türkiye mal veya ürün dış ticaretinde giderek artan açıklar veriyor. Bu açıklar döviz dengesini bozuyor ve bozulan bu denge yüksek faizlerle borçlanarak sağlanmaya çalışılıyor. Bu politika üç yılı aşkı süredir devam ediyor ama sürdürmek giderek zorlaşıyor.

Türkiye ithalatı ve ihracatı

Türkiye’nin 2025’te 365,37 milyar dolarlık toplam ithalatında en büyük payları sırayla Çin 49,58 milyar dolar (yüzde 13,6 pay), Rusya 42,37 milyar dolar (yüzde 11,6 pay), Almanya 30,11 milyar dolar (yüzde 8,2 pay) ve İtalya 18,08 milyar dolar (yüzde 4,9 pay) ile alıyorlar.   

Türkiye’nin 2025’te 273,36 milyar dolarlık ihracatında en büyük payları Almanya 22,17 milyar dolar (yüzde 8,1 pay), Birleşik Krallık 16,77 milyar dolar (yüzde 6,1 pay), ABD 16,33 milyar dolar (yüzde 6,0 pay) ve Irak 12,38 milyar dolar (yüzde 4,5 pay) ile alıyorlar.

2025 yılında en yüksek ticaret açığımız (ihracat-ithalat) olan ülkeler şöyle; Çin: 3,28-49,58 = -46,30 milyar dolar, Rusya 6,73-42,37 = -35,64 milyar dolar, İsviçre 2,24-15,74 = -13,50 milyar dolar ve Almanya 22,17-30,11 = -7,94 milyar dolar.  

2025 yılında bazı ticaret fazlamız olan ülkeler ise şunlar; Irak 12,38-1,96 = 10,42 milyar dolar, Romanya 8-57-4,82 = 3,75 milyar dolar, Fas 4,33-1,48 =2,85 milyar dolar.

Dikkat çeken önemli bir gelişme ise şudur; Türkiye bazı ülkelerle olan ticaretinde fazla vermekte iken bu fazlalar giderek sıfıra inmiş hatta eksiye dönmüştür. Bu ülkelerden birisi Mısır’dır.  Mısır’ın Türkiye olan dış ticareti Tablo 1’de izlenebiliyor. Bu tablonun en altındaki satırda 2026 yılı temmuz ayına kadar olan 7 aylık ihracat ve ithalat değerleri alıyor.  

Tablodaki Denge (ihracat-ithalat) sütununda görüldüğü gibi, Türkiye Mısır ile ticaretinde 2022’ye kadar fazla verirken, 2022 sonrasında bu fazla erimiş ve hatta açık vermeye başlamıştır.  

Kaynak: TÜİK

Mısır’ın 2022 sonrasında Türkiye’ye başta çilek olmak üzere tarımsal ürünler ihraç etmeye başladığını görüyoruz. Daha da önemlisi Mısır Türkiye’ye büyük miktarlarda tekstil ve giyim eşyası satmaya başlamıştır.

Mısır’dan Türkiye’ye çilek ve muz gibi meyveleri ihraç etmesinin gerisinde hem bir ticaret anlaşması hem de döviz kurunun baskılanması vardır. Diğer bir ifade ile TL giderek değerlendiği için ithalatı özendirmiş, ihracatı zorlaştırmıştır.

Tekstil ve giyim eşyasında şöyle bir ilginç bir gelişme de vardır. Türk tekstil ve giyim eşyası sektöründeki üreticiler 2020/2021 sonrasında Mısır’a taşınmışlar ve/veya bu ülkede yatırım yapmışlardır. Mısır’da yapılan üretim Türkiye’ye ihraç edilmiştir.

Benzer bir gelişmeyi Türkiye’nin Polonya ile olan dış ticaretinde Tablo 2’de görüyoruz. Tablo 2’nin Denge sütununda izlendiği gibi, Türkiye Polonya olan dış ticaretinde 2023’e kadar fazla verirken, sonrasında bu fazla erimiş ve 2026 yılında eksiye dönmüştür.

Tablo 2 Türkiye’nin Polonya ile Dış Ticareti, Milyon $

Polonya ile olan dış ticaretin bu şekilde gelişmesinde döviz kurunun baskılanması, dolayısıyla TL’nin değerlenmesi vardır. Uygulanan kur politikası ile Polonya’dan ithalatı özendirmiş, bu ülkeye olan ihracatı ise caydırmıştır. Sonuçta Polonya ile olan ticarette de fazlalar erimiş, ticaret dengesi eksiye dönmüştür.

Benzer gelişmeler başka ülkeler için de geçerlidir. Örneğin Hollanda ile olan ticarette fazlanın eridiği görülüyor. Bu arada belirteyim, Türkiye’nin Hollanda’dan yaptığı ithalat verileri ile Hollanda’nın açıkladığı veriler arasında büyük bir fark var. Bu nedenle bu ilke olan dış ticaret verilerini kullanmak istemedim.

Türkiye’nin uyguladığı kur politikası ile mal (ürün) dış ticaretinde önemli açıklar oluşuyor. Bu açıkların bir bölümü turizm ve taşımacılık gibi hizmet ihracatı ile kapatılıyor. Ancak yine de açıklar devam ediyor ve bu açıkları ödemeler dengesindeki cari açıklar ile görüyoruz.

Sonuçta bir döviz açığı oluşuyor ve bu açık oldukça yüksek ve giderek yükselen faizlerle borçlanarak kapatılıyor. Bu süreç enflasyonu düşürmek adına bir süre devam edebilirdi ama 2023 Haziran’ından bu yana üç yılı aşkın süredir devam ediyor. Bu süreci ekonominin daha da fazla kaldırması zor görünüyor.

İlgili İçerikler