Geçen pazar günü çok ilginç bir araştırmanın sonuçları açıklandı.
Bu "fon fin fon" skandalı içinde gürültüye gitti ama benim gözümden kaçmadı.
Medyada “iktidara yakın” olarak tanımlanan ancak kendileri hiçbir zaman siyasi eğilim beyanında bulunmayan araştırma şirketi Optimar bir araştırma yapmış.
Konusu şu:
“Türkiye’de dini yaşamın illere göre dağılımı…”
Bunu da şöyle araştırmış:
TÜİK verilerine göre her ilin nüfusunu almış, o ildeki cami sayısı ile karşılaştırmış.
Tabii şunu sorabilirsiniz:
Bu karşılaştırmadan bir ilin “dini inanç karakterini” çıkarabilir misiniz?
Bunu tartışacağız.
Önce araştırmaya bakalım.
Önce bir “ön yargı” testi yapalım
Şirket 21 ilin sonuçlarını paylaşmış.
Önce en fazla cami bulunan illeri sıralamış.
Sonra cami sayısı alınıp, o ilin nüfusu ile karşılaştırmış ve bundan bir “dindarlık sıralaması” yapmış.
Sonuçları görmeden önce bir “ön yargı testi” yapalım.
Bir: Sizce Türkiye’nin en dindar illeri hangileridir?
Konya mı?
Kayseri, Şanlıurfa, Erzurum, Kahramanmaraş mı?
İki: Sizce siyasi olarak AKP’ye oy veren illerin insanları mı daha dindardır, yoksa CHP’ye mi?
Tahminlerinizi ben de tahmin ediyorum.
Öyleyse gelin şimdi bu araştırmanın dindarlık sonuçlarına bakalım.
En fazla cami İstanbul’da, İzmir 11’inci sırada
21 ilde en fazla cami bulunan iller şöyle sıralanmış:
- İstanbul: 3 bin 555 cami
- Konya: 3 bin 255 cami
- Ankara: 3 bin 199 cami
- Samsun: 2 bin 751 cami
- Kastamonu: 2 bin 605 cami
- Antalya: 2 bin 306 cami
- Ordu: 2 bin 123 cami
- Diyarbakır: 2 bin 79 cami
- Şanlıurfa: 2 bin 107 cami
- Trabzon: 2 bin 69 cami
- İzmir: 1.920 cami
- Bursa: 1.789 cami
- Manisa: 1.762 cami
- Balıkesir: 1.680 cami
- Erzurum: 1.625 cami
- Giresun: 1.616 cami
- Mersin: 1.589 cami
- Zonguldak: 1.522 cami
- Sivas: 1.375 cami
- Van: 1.427 cami
- Elâzığ: 1.017 cami
İnşaatı 2019'da tamamlanan Büyük Çamlıca Camii
Her ilde cami başına düşen “potansiyel cemaat” kaç kişidir
Tabii bu şehirlerin nüfusları birbirinden çok farklı.
Dindarlık hakkında sağlam bir sonuç alabilmek için her ilde cami başına düşen “potansiyel cemaat” sayılarına bakmalıyız.
Bu araştırmaya göre “Bir camiye en az nüfus düşen illerimiz en dindar olmalı, değil mi?”
Çünkü neredeyse her sokağa cami yapılmış demektir.
Onun için şirket her ilde cami başına düşen nüfusu da incelemiş.
Onun sonucu da şöyle:
Araştırmaya göre en dindar ilk 5 ilimiz şunlar
- Kastamonu: 145 kişiye 1 cami - 2.605 cami
- Samsun: 497 kişiye 1 cami - 2.751 cami
- Konya: 705 kişiye 1 cami – 3.255 cami
- Ankara: 1.807 kişiye 1 cami – 3.199 cami
- İstanbul: 4 bin 500 kişiye 1 cami – 3.555 cami
“En dindar 5 il” sıralamasında, kimsenin aklına gelmeyen Kastamonu 1 numarada.
Konya ise 3 numarada…
UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan, yapımında hiç çivi kullanılmamış tarihi Kastamonu Mahmut Bey Camii.
Bu hesapla en dindar ilk 5 şehrin 3’ü son yerel seçimde CHP’ye oy vermiş
Böylece birinci sorumuzdaki cevaplarımızın ön yargılı olduğunu gördük.
Gelelim asıl soruya:
Bu araştırmaya göre siyasi olarak AKP’ye mi, CHP’ye mi oy veren iller daha dindardır?
İlk 5 ile bakarsanız sonuç şu:
3 CHP, 2 AKP…
Paylaşılan 21 şehre baktığınızda ise 11’inin CHP’ye oy vermiş şehirler olduğunu görüyorsunuz.
Yani dindarlık sıralamasında en dindar sayılan şehirlerin yüzde 52,5’i CHP’ye oy vermiş.
Yıkıldı mı şimdi o efsane?
AKP’ye oy verenler daha dindardır yargısı.
Tabii bu gidişle bütün CHP’li belediyeler AKP’ye geçeceği için bütün dindar iller de
AKP’ye oy vermiş olur ve bu çelişki de çözülür.
Dindarlık ölçüsü mü yoksa yarışı ölçüsü mü
Ciddiyete dönelim.
Sosyolojik olarak baktığınız zaman böyle bir araştırmaya dayanıp bu sonuca ulaşmak mümkün değil.
Çünkü son 25 yılda, “dindarlığın cami yapma yarışı ile” gösterilmeye çalışıldığı bir ülkede yaşıyoruz.
Kastamonu’da her 145 kişiye bir cami düşüyor.
Bunun anlamı şu:
Neredeyse her mahalleye 2 cami yapılmış.
Kastamonu’ya bakıyoruz.
31 Mart 2024 seçiminde yüzde 49 oyla CHP’li bir belediye başkanı seçmiş.
AKP adayı ise yüzde 26’da kalmış.
Diyanet’e göre 2024 itibarıyla Türkiye’de 90 bin 37 cami var
Diyanet’in elimdeki son verileri, 2024 Faaliyet Raporu.
Ona göre Türkiye’de 90 bin 37 cami var.
Aynı nüfusa sahip Almanya’da 44 bin Katolik ve Protestan kilisesi bulunuyor.
Nüfus ve cami rakamlarını karşılaştırırsak şuna inanmamız lazım.
Türkler Almanlara göre 2 kat daha dindar.
Cami sayılarına bakıp bir şey söylemek mümkün değil.
Bu camilere giden insan sayısı nedir?
Yani bu ülkenin cami cemaati denilen nüfusu nedir?
İşte bu noktada Türkiye açısından biraz körleşiyoruz.
Hangi ülkeler ibadet mekanlarına giden insan sayısını açıklıyor
ABD: Kiliseye katılım konusunda Katolikler ve çeşitli Protestan mezhepleri kendi sayılarını yayımlıyor. Ülkenin bütün kiliselerini kapsayan tek bir yıllık toplam yok. Mezheplerin katılım raporları ve Pew gibi kuruluşların anketleri var; ama bunların hepsi yıllık değil.
İngiltere: Anglikan Kilisesi her yıl yayımlıyor. Katolik Kilisesi de İngiltere ve Galler için ayrı istatistik açıklıyor. Her iki kurum da yıllık ortalama haftalık katılım verisi yayımlıyor.
Almanya: Katolik Piskoposlar Konferansı ve Protestan kiliselerinin çatı kuruluşu EKD yıllık açıklıyor. Aynı kurumlar ayine katılım sayılarını veya oranlarını da yayımlıyor.
Fransa: Katolik Kilisesi'nin vaftiz istatistikleri var; özellikle yetişkin vaftizleri için her yıl araştırma yapılıyor. Düzenli katılım daha çok anketlerle izleniyor; ancak son yıllarda vaftiz sayısında çok düşüş olduğu için yayımlamaktan vazgeçmişlerdi. Covid sonrası sayı biraz yükseldiği için geçen yine açıkladılar.
İtalya: Katolik vaftizleri kilise kayıtları ve Vatikan’ın yıllık istatistik sistemi içinde izleniyor. Devletin istatistik kurumu ISTAT, yıllık araştırmalarında ibadet yerlerine gitme sıklığını ölçüyor.
İspanya: Katolik Piskoposlar Konferansı yıllık faaliyet raporunda yayımlıyor. Aynı raporda düzenli ayine katılanlara ilişkin veriler de var.
Türkiye’de Diyanet camiye giden insan sayısı istatistikleri yayımlamıyor
Peki Türkiye’de durum ne?
15 yıldan beri Diyanet’te çeşitli kişilere “Türkiye’de camiye giden insanlarla ilgili istatistikler var mı?” diye soruyorum.
Cevap bile vermediler.
Her konuda istatistiğe meraklı ülkemizde nedense camiye devam konusunda bir sessizlik var.
Diyanet’in TÜİK’in katkısıyla hazırladığı ve 2014’te yayımladığı “Türkiye’de Dinî Hayat Araştırması” dışında bir şey yok.
Araştırma, 18 yaş ve üzerindeki 21 bin 632 kişiyle yapılan ankete dayanıyor.
Yani somut bir veri değil, insanların beyanları üzerine yapılmış bir çalışma.
Dindarlık ise insanların en kolayca gerçek dışı cevaplar verdikleri davranışlardan biri.
Cübbeli Ahmet Hoca ve iki muhafazakâr kadının yazıları
Bunun dışında elimizde bazı din insanlarının yaptığı açıklamalar var.
Mesela Cübbeli Ahmet Hoca 2 yıl önce “Camiye giden insan sayısı yüzde 10’un altına düştü” dedi.
Kimse de yalanlamadı.
Hepimiz biliyoruz ki son yıllarda inançla ilgili pratiklerde bir düşüş var.
Geçen yılbaşı muhafazakâr kesimin ciddi bazı kadın yazarları, başı örtülü kadın sayısında ciddi bir azalma bulunduğuna dair yazılar yazdılar.
Okullarda seçmeli Kuran ve din bilgisine başvuru yüzde 4
Bir önceki Diyanet İşleri Başkanı okullarda açılan Kuran ve din bilgisi derslerine başvuru oranının yüzde 4’te kaldığını söyledi.
19 milyon gençten cuma namazına sadece 1 milyonunun gittiği de verdiği rakamlar arasındaydı.
Sonuç olarak:
Bu araştırma bize hangi ilin daha dindar olduğu konusunda somut bir bilgi vermiyor.
Gösterdiği şey, halkın varlıklı kesimlerinde ve ülkeyi yönetenlerde “cami yapma fikrinin dindarlığı en iyi gösterme biçimi olduğuna” dair bir fikir.
Son 25 yılın dindarlaşma özeti ise şu: Devlet dindarlaştı, halk sekülerleşiyor
Şu son 25 yılın önümüze koyduğu en somut gerçek ise şu:
Bu 25 yılda devlet dindarlaştı.
Ama halk daha fazla sekülerleşti.
Yıllar önce bu ülkede “Siyasal İslamın” ve AKP’nin öngördüğü manada bir muhafazakarlığın geleceğinin olmadığını yazmıştım.
Medyadaki yanlışları bulduğunu iddia eden bir internet sitesi benim bu sözlerimi “asrın en yanlış ön görüsü” olarak nitelemişti.
Onların yerinde olsam sitelerinde hala duran bu yargıya bir kere daha bakardım.
Çünkü orada çok gülünç duruyor.


