Prof. İoanna Kuçuradi’nin ölümünden bu yana geçen 4 gündür içime yerleşen duygu şu:
“Biz böyle bir duyguyu bundan 27 yıl önce bir kere daha yaşadık.
Barış Manço’nun ölümünde.”
Beni çok şaşırtan bir şey var.
Bir popüler kültür sosyoloğu olarak 96 saattir bu toplumsal duyguyu çözmeye çalışıyorum.
İlber Ortaylı için yapılan paylaşımların iki katını geçti
İoanna Kuçuradi ile ilgili sosyal medya paylaşımları neredeyse İlber Ortaylı’nın ölümünden sonraki paylaşımların iki katını geçti.
Özellikle Instagram’da neredeyse arkası kesilmeyen bir paylaşım akışı oldu.
Adeta zincirleme bir paylaşım reaksiyonu var.

Benim paylaşımlarımı görüntüleme sayısı 3 katı
Instagram ve “X” paylaşım sayıları konusunda rakam vermiyor.
O nedenle bunu bir gözlem olarak yazıyorum.
Buna karşılık elimde somut bir karşılaştırma rakamı var.
Kendi Instagram paylaşımıma gelen rakamlar.
İlber Ortaylı için 26 bin, İoanna Kuçuradi için 71 bin
Rahmetli İlber Ortaylı da çok iyi arkadaşımdı.
Onun ölümünden hemen hemen aynı dakikalar sonra duygu dolu bir paylaşım yapmıştım Instagram’da.
Dün baktım, bugüne kadar 26 bin görüntülenme olmuş.
Yorum sayısı 92’de kalmış.
İoanna Hanım’ın ölümünün üzerinden ise sadece 4 gün geçti.
Dün bu yazıyı yazarken baktım, görüntülenme sayısı 71 bini, yorum 214’ü geçmiş.
Bir tek nefret paylaşımı dışında hepsi sevgi doluydu
Dört gündür yapılan paylaşımlara bakıyorum.
Habis niyetle ve insanın kanını donduracak ifadelerle yazılmış bir tek nefret paylaşımı dışında insanlar çok güzel paylaşımlar yaptı.
Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için geriye bırakabileceği en güzel miras diye düşündüm.
Mezarlıktaki töreni bizzat Fener Patriği yönetti
Dün iki ayrı yerde törenlerden gelen görüntüleri uzun uzun seyrettim.
Türk bayrağına sarılı bir tabut.
Töreni Ortodoks âleminin en saygın din insanı Fener Rum Patriği Bartholomeos bizzat kendisi yönetiyor.
Onda hep İoanna Hanım’a çok benzeyen bir karakter görmüşümdür.
Ondan önce Maltepe Üniversitesi’nde yapılan törene bakıyorum.
Her görüşten insan var.
İktidardaki AKP’nin sözcüsü Ömer Çelik de törendeydi.
27 yıl önce bir pop sosyolog olarak Barış Manço olayını sezmemiştim
27 yıl önceye döndüm.
Barış Manço’nun öldüğü güne.
Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeniydim.
Böyle popüler duygu dalgalarının yükseldiğini en erken fark eden insanlardan biri olarak görürüm kendimi.
Nedense Barış Manço’nun ölümünde böyle bir dalganın yükseleceğini fark etmemiştim.
O nedenle popüler bir gazete olarak o duygu iklimini ancak ikinci gün yakalayabilmiştik.
Barış Manço niye Zeki Müren’den daha büyük bir duygu dalgası yarattı?
Barış Manço’nun ölümü, Zeki Müren’den daha büyük bir duygu dalgası yaratmıştı.
O da çok şaşırtmıştı beni.
O zaman anlamıştım ki toplumda fark edemediğimiz bazı derin dip dalgaları oluyor.
Bazı insanlar toplumun bir tür toplumsal zonanın hassaslaştırdığı sinir uçlarına terapi gelen dokunuşlar yapabiliyor.
Barış Manço’nun öldüğü yıl nasıl bir Türkiye vardı?
Barış Manço’nun öldüğü 1999, Türkiye’nin sancılı bir yılıydı.
Türkiye tarihinin en büyük depremlerinden birini yaşamıştı.
Ve ülkemiz, bugünkü gibi büyük bir finansal skandal yaşıyordu.
Bankalar batıyor, TMSF’ye devrediliyordu.
Toplumda yolsuzluk ve ekonomik sıkıntıların yükseldiği günlerdi.
Barış Manço işte böyle bir yılın başında öldü.
İnsanlar bu toplumda hâlâ bazı güzel değerlerin yaşadığına inanmak istiyor
İnsanlar sanki kendilerini bu topluma bağlayan güzel değerlerin hâlâ yaşadığına inanmak istiyorlardı.
O değerleri en masum biçimde taşıdığına inandığı insanlara işte böyle bir bağlılık duygusu oluşuyordu.
Bu yıl da benzer bir fon skandalı yaşıyoruz.
Belli ki benzer bir duygu birikimi oluşmuş toplumda.
Bu ağır çöküş içinde, kirlenmemiş, masum ve temiz kahramanlar arıyor insanlar.
Onların kaybı işte böyle biriken o gizli duyguları bir anda dip dalgalarına çeviriyor.
Sosyal medyada görünmeyen bir kadın bu zincirleme duygu reaksiyonunu yaratıyor
Ama yine de beni şaşırtan bir şey vardı.
İlber Ortaylı bir televizyon ve sosyal medya insanıydı.
Her gün bir yerde karşımızdaydı.
Esprili ve ilginç bir üslubu vardı.
Çok çarpıcı şeyler söylüyordu. Halka açık bir insandı yani.
İoanna Hanım ise kendi odasına kapanmış, dışarı az çıkan, sosyal medya ve televizyonlarda pek görmediğimiz bir bilim insanıydı.
Demek ki görünmeyen bir enerjisi varmış, herkese ulaşan.
İki bilim insanının arkasından böylesine büyük duygu dalgası umut verici bir işaret
Yine de Türkiye’nin birbiri ardına kaybettiği iki bilim insanının arkasından böylesine büyük bir duygu dalgası oluşması çok güzel ve umut verici bir şey.
AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik de Maltepe Üniversitesi’ndeki törendeydi.
Onu orada gördüğüme sevindim.
Konuşması da çok güzeldi.
Umarım bu dip dalganın ne anlama geldiğini partisine de anlatır.
Kasım 2024, Aydın Doğan Vakfı Ödülü yemeği: Ioanna Kuçuradi, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Ertuğrul Özkök (Soldan sağa, Fotoğraf: T24)
Toplumun derinlerinden gelen bir uğultu var
Bence şu fon krizinin ortasında İoanna Hanım’ın ölümü etrafında oluşan duygu beraberliği herkes için çok önemli bir dip dalgasını anlatıyor.
Toplumun derinlerinden gelen bir uğultu var.
Ve bu artık duyulur ve hissedilir bir noktaya geldi.
Bu fon krizi nasıl yönetilecek?
Gerçekten “Gittiği yere kadar gidecek” mi…
Yoksa “Gidebildiği yerde kalacak mı…”
İoanna Kuçuradi’den topluma kalan 5 kelime
İoanna Kuçuradi’den bize kalan miras 5 kelimeden oluşuyor:
“Vicdan”, “Ahlak”, “Adalet”, “İnsan Hakları”, “İnsana saygı…”
Bu kelimelerden “Adalet”, aynı zamanda 25 yıldan beri ülkeyi yöneten partinin adında olan bir kelime.
Bu gözlemlerimi küçümseyenler sonucunu seçimlerde görebilir
İki bilim insanının arkasından hem iktidar hem muhalefet medyasında, hem de televizyonlarda ve haber sitelerinde oluşan bu muazzam duygu dalgası bize artık farklı bir gerçeği anlatıyor gibi.
Bir sosyolog olarak, basit bir sosyal medya gözlemimden çıkarak yazdıklarımı bazıları “Abartılı bir heyecanın” ürünü olarak görüp küçümseyebilir.
Öyle düşünenlere de şunu söylemek isterim:
Bunun sonuçlarını önümüzdeki seçimlerde görebiliriz.


