Dijital yerlilerden analog uzmanlıklar beklemek

Dijital yerlilerden analog uzmanlıklar beklemek

Gençleri teknolojiye göbekten bağlayıp sonra da “teknoloji bilgisi en yüksek ama teknoloji bağımlılığı en az olanlar kazanacak” demek çok acımasızca!

Dijital yerlilerden analog uzmanlıklar beklemek

Yıllar önce tanıştığım bir kaptanın denizdeki becerilerinden çok etkilenmiştim. Rüzgâra bakıp “hava yarım saate diner” diyor, dakikası dakikasına doğru tahmin ediyordu. Gün batımını gözleyerek ertesi gün havanın nasıl olacağını söylüyor ve hep haklı çıkıyordu. Hangi balığı nasıl tutacağını, nasıl temizleyeceğini, nasıl pişireceğini biliyor, kıyıdaki taşların üzerinde çıplak ayakla parke zemin misali yürüyüp çalı çırpı topluyor, hızla ateş yakabiliyordu. En basiti radyo ve televizyondan verilen “hava durumu” ile büyümüş, telefondaki uygulamaların verileriyle bile yanılanlar olarak bizim için kaptanın doğa, hava durumu, yön ve daha pek çok konudaki “araç-gereçsiz” yetkinlikleri büyüleyiciydi. Elektriksizlik, teknolojisizlik gibi “afet” zamanlarında hayatta kalabilenler bizim kaptan gibiler olacakken, bizlerin öyle bir durumda muhtemelen pek bir şansı olamayacak diye hayıflanmıştım.

Her şartta hayatta kalabilmeyi başarmanın yolu, yaptığın işi en az destekle yapabilmekten geçiyor. Risk üzerine uzmanlığıyla tanınan ve ünlü “Antifrajil” kitabının yazarı Nassim Nicholas Taleb’in dediği gibi “Teknoloji, görünmezken en iyi halindedir”. Teknolojiye ne kadar göbeğinizden bağlıysanız o kadar kırılgansınız.

Gençler yapay zekâlı gelecekten kaygılarında haklı

Üniversite çağındaki gençler, teknolojiye doğmuş bir nesil olsa da yapay zekânın getireceği yarınlardan endişeliler. Yaygın beklentiler “iş olanaklarının azalması”, “yeni iş tanımları doğurması” gibi genelleyici ifadelerde sınırlı. Harvard Kennedy School Siyaset Enstitüsü'nün 51. Harvard Gençlik Araştırması’na göre, 18-29 yaş arasındaki gençler, yapay zekânın fırsatları artırmaktan çok azaltacağı görüşünü savunuyor. Katılımcıların yüzde 59'u yapay zekâyı kendi iş olanakları açısından bir tehdit olarak görüyor. Bu oranın, göç (yüzde 31) ve işlerin başka ülkelere taşınması (yüzde 48) gibi diğer yaygın endişelerden daha yüksek olması da dikkat çekici.

Buradan bakıldığında, “gençler endişelerinde haklı ama ‘onların zamanında’ mutlaka farklı meslekler doğar ve onlara da uygun işler olur” diyebiliriz. Buna da sadece kendimiz inanırız.

Çünkü Dünya Ekonomik Forumu’nun Mesleklerin Geleceği 2025 (Future of Jobs) araştırmasının sonuçlarına göre 2030'a kadar en hızlı yükselen beceriler arasında teknolojik yetkinliklerin yanı sıra bilişsel beceriler ve iş birliği gibi insani beceriler de yer alacak. Eleştirel düşünme, analitik düşünme, dayanıklılık/yılmazlık ve çeviklik gibi… Ve maalesef MIT (Massachusetts Institute of Technology) tarafından yürütülen yeni bir araştırma, sohbet botlarına aşırı güvenmenin eleştirel düşünme becerilerini zayıflatabileceğini ve insanların yanlış bilgileri kendi başlarına ayırt etme kapasitesini azaltabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre yapay zekâ doğru cevabı bulmayı kolaylaştırırken, o cevaba nasıl ulaşıldığını düşünme ihtiyacını ortadan kaldırabiliyor. Bu da zamanla eleştirel düşünme becerilerinin körelmesine yol açabiliyor.

Üstelik, bir işi yapma süreçlerinde yapay zekânın üzerimizden aldığı yükler gibi görülen bazı işler, işin özüne dair temel bir öğrenme, güçlü bir yaratıcılık kaynağı veya yetenek kazanımı fırsatı sunabilir. Bu süreçleri hiç yaşamadan işe başlayanlar ile uzun yıllar o derin öğrenmeyi sürdürmüş olanların becerilerinde, en azından bazı işler özelinde, kritik farklar olabilir.  

Yapay zekânın kullanılamayacağı uzmanlıklar ile yapay zekâyla yapılacak işlerde yapay zekâ olmadan da yetenekli ve deneyimli olanların değerinin artacağı yönünde bir öngörü var. Başka bir deyişle, yakın gelecekte yapay zekânın hayatımıza daha fazla nüfuz etmesi sonucunda analog uzmanlıklar ayrıştırıcı bir fırsat elde edebilecek. Ancak bu uzmanlıkların bugünün gençleri tarafından geliştirilmesi için stratejik bir plan ya da altyapı söz konusu değil ve bir sistem ihtiyacı olduğu kesin. Dijitalin içine doğurduğumuz çocukların, teknoloji yetkinliği kazanmasını önceleyen eğitim modellerine verilen ağırlık analog yetkinliklerin geliştirilmesini arka plana atıyor ya da yok sayıyor.

Üstelik bu gerçeklik, eğitim sistemiyle de sınırlı değil. İş dünyasında da hızla yayılan yapay zekâ kullanımının, işe yeni başlayanların ilgili işin analog tarafını deneyimleme şansını engelleyeceği görülüyor.

Her durumda, gençleri teknolojiye göbekten bağlayıp sonra da “teknoloji bilgisi en yüksek ama teknoloji bağımlılığı en az olanlar kazanacak” demek çok acımasızca!

Kampüslere yayılan protestolar

İşte tüm bu nedenler ve daha fazlası sonucunda bu yaz dünyanın saygın üniversitelerinin mezuniyet törenlerinde “yapay zekâ” sözcüğü bile ıslıklarla protesto edildi. Arizona Üniversitesi’nde konuşma yapan Google eski CEO’su Eric Schmidt’inki başta olmak üzere yapay zekâdaki gelişmeleri olumlayan mesajları gençler kabul etmedi. Hatta Columbia Üniversitesi’nin mezuniyet töreninde öğrencilerin isimlerinin yapay zekâ seslendirmesiyle anons edileceğinin bildirilmesine karşı bile protestolar düzenlendi.

Geleceği baştan aşağıya değiştirebilecek güçte bir teknolojiyi; eğitim içeriklerini, yöntemlerini ve hukuki zeminini kurmadan kullanıma açmak özellikle gençlerin kucağına bir bomba bırakmak gibi. Çünkü sanıldığı gibi dijital bir dünyanın içine doğmuş olmaktan dolayı şanslı olmaları, yapay zekâ sonrası endüstriye hazır oldukları anlamına gelmiyor. Gençler, gelecek düzene karşı güvencesiz ve korunmasızlar. Geliştirilen teknolojilerin varacağı noktaları hesaplamadan yayına almak, hukukun hiç dahil edilmediği yazılımları yaşamlar üzerinde denemek insanlık tarihinde çokça yaşanmış hatanın bir yenisini daha yapmak demek. Oysa fikrine böylesine aşık geliştiricilerin insanlığın başına açtığı ölümcül dertlerden hepimizin ders almış olması gerekirdi.  

Özetle mesele eski Google CEO’su Eric Schmit’in dediği gibi “Birisi size roket gemisinde bir koltuk teklif ettiğinde hangi koltuk olduğunu sormazsınız; sadece binersiniz” kadar basit değil. Neye bindiğin, nereye gideceğin, giderken senden neler götüreceği ve geride kalanlar için nasıl şartlar bırakacağı çok önemli. Sadece birkaç tekno-biraderin kesin kazandığı ve bu arada en az bir neslin denek olacağı bir gidişat, gençleri haklı olarak korkutuyor. Yapay zekâ üzerine topyekûn düzenlemeler yapmak için son kritik dönemeçteyiz ve gençlerin sesine kulak verilmeli.

İlgili İçerikler