Moda görünümlü cendere

Moda görünümlü cendere

0-6 yaş grubu kız ve oğlan çocuklar arasında beden ölçülerinde temel farklar yok denecek kadar az. Ancak aynı yaş kız çocukların şortlarının oğlanlar için yapılanlara göre çok daha kısa ve küçük olduğunu söylesem? Daha da sorunlusu, kız çocuk şortları ya da pantolonları daha kısa ve daha dar ağ yapısına sahip tasarlandığından tırmanma, atlama, bisiklete binme gibi kaba motor becerileri için engel oluşturuyor. Birileri kız çocuklara “otur” diyor

Moda görünümlü cendere

Bir yaz akşamüzeri hayal edelim. Gölgedeyiz. Mis gibi deniz kokusu… Üzerimizde incecik tiril tiril bir kıyafet… Belki keten bir gömlek, altında firil firil bir pantolon, etek ya da şort…

Hooop kadın okurlar ile erkek okurlar burada ayrıldı.

Kadın okurlar için gerginlik başladı. Hemen hepsinin aklına ince kumaşların içine giyilecek lazer kesim korselerin verdiği sıkışmışlık, elbiselerin içine giyilen jüponlardan gelen sıcaklık, şortlar için yapılması mecburi epilasyonlar ve daha niceleri geldi bile. Bir yaz ferahlığı hülyasına bile şöyle iç huzuruyla dalamadılar.  

Nedeni kadınların huzursuz, gergin, endişeli, bir türlü rahat edemeyen genleri değil; moda endüstrisi.

Kadın giysilerinde, erkek giysilerinin tasarımında vazgeçilmez kabul edilen bazı kullanım pratikleri göz ardı ediliyor. Bu gerçeği yapılan bazı araştırmalar gözler önüne seriyor. Basit bir cep uygulaması bile hayret verici şekilde kadın giysilerinden esirgeniyor. En popüler 20 jean markasının pantolonlarındaki inceleme sonucunda ceplerin, aynı beden kadın pantolonlarına erkeklerinkine oranla yüzde 48 daha kısa ve yüzde 6,5 daha dar dikildiği ortaya konmuş. Pratik pek çok ihtiyacı çözebilecek cepler, kadın ürünlerinde sadece “tasarım ayrıntısı” çünkü neredeyse hiçbirine standart bir insan eli giremez ölçüde.

“Ama kadınlar çanta kullanıyor”, “ama cep telefonları için çok çeşitli askılar satın alıyorlar” diyebilirsiniz. İşte bunlar kadınlar için “sunulmuş” yan maliyetler... Cebine telefonunuzu, paranızı, anahtarınızı koymak bir yana elinizi bile sokamadığınız jean pantolonların yanında bir askılı cep telefonu kılıfı ya da ihtiyacınıza uygun çanta taşıma zorunluluğu doğuyor.

Tasarım farklılıkları sadece cep gibi aparat eksiklerinden oluşmuyor elbette. Kullanılan kumaşlar bile adeta bir mesaj içeriyor. Örneğin keten pantolon giyen bir erkek için hiçbir zaman iç çamaşırının dışarıdan farkedilmesi endişesi oluşmazken keten pantolon giyen bir kadın için planlanması gereken, rengi ve dikişleri dışarıdan belli olmayacak bir çamaşır söz konusudur. Bunun sebebi de erkeklerin iç çamaşırlarının görünmesini önemsemeyecek kalenderlikte olmaları değil, onların pantolonlarında ipliklerin daha sık dokunmuş olması. Erkeklerin keten pantolonları iç göstermiyor. Böylece kadınlar bir keten pantolonla birlikte mutlaka uygun iç çamaşırlar da satın alırken, erkekler mağazadan sadece bir pantolon alıp çıkabiliyor.

Bu tarz gerçekleri sadece satış ve pazarlama taktikleri olarak görmek bizi sığ bir yere hapsedebilir. Aslında bu verilerin ardında kadına sunulan bir ruh halinin izlerini görebiliyoruz. Giyimle oluşan bir ruh hali…

Northwestern Üniversitesi’nden akademsiyenlerin 2021 yılında yayınladıkları bir makaleye göre kadınlara; onlara acı veren, onların dikkatini dağıtan ve/veya kısıtlayan (PDR) kıyafetler sunuluyor. (Painful, distracting and/or restricting).İlgili makalenin başlığı; “Bu botlar yürümek için yapılmadı”. Ayakkabılardan yola çıkınca anlaşılması gayet kolay. İncecik yüksek topuklar, sipsivri burunlar… Önce çıplak ayaklarımıza, sonra da ayakkabının kalıbına bakarak kolayca teşhis edebiliriz: Elbette yürümek için tasarlanmadılar. Hedef kadının o ayakkabılarla rahat olması değil, “güzel” görünmesi.

Ama konu ayakkabıyla sınırlı değil.

Kadınlar için piyasaya sunulan giysilerin kalıbı, genellikle küçük bir “ideal” kadın grubunun beden ölçüleri baz alınarak belirleniyor. Kadın nüfusunun büyük çoğunluğu ise söz konusu oranlara sahip olmadığından, aslında hepimiz aynı kalıbı farklı bedenlerde kendimize uydurmaya zorunlu hissediyoruz. En bariz örneği de pek çoğumuza asla uymayan bel-basen orantısı… Deneme kabininde başlayan, üzerimizde “iyi” durmadığı için duyduğumuz suçluluk, eziklik, eksiklik hissi hep cepte. Diyelim ki uygun bedeni bulduk, giydik, yakıştı ya da biz yakıştırdık; rahatımız değil dışardan bakıldığında nasıl göründüğümüz önceliklendirilerek tasarlandıklarından huzursuzluğumuz sürer. Sürekli bir nasıl göründüğünü kontrol etme ihtiyacı... Azıcık eğilsen belin açılır. Minik bir insanî şişkinlik bile asla gizlenemez. Sıkışık kalıplar, sıkıştıkça artan rahatsızlık, kıyafetinden başka bir şeye konsantre olamadığın zamanlar… Aynı işi yapan bir erkekle bu tarz giyinmiş bir kadının aynı performansı göstermesi halinde kadının harcadığı eforun ne kadar fazla olduğunu tahmin edebiliyor musunuz?

Buraya kadar kim bilir kaç kez düşündünüz: “Giymesinler efendim kadınlar da o ayakkabıları, o etekleri, o pantolonları!” Tabii ki hem farklı bir giyim tarzını hem de farklı kalıplara uygun tasarımlar yapan markaları tercih etmek mümkün. Burada genel geçer, alışılageldikve kolay erişilebilir ürünlerden ve kalabalıkların zihninde hazırda bekleyen yargılardan söz ediyoruz.

Maalesef kadınlar, alternatif ürünler seçme özgürlüklerini o “cendereye” feda edebiliyorlar. Nedeni de şıklık, güzellik ve feminenlik beklentisi… Stiletto’suzluğun mahçubiyeti diye bir şey var. Bulunduğu ortama göre giyinme baskısı, içinde nasıl hissettiğini değil, karşıdan nasıl göründüğünü önemsetir durumda. Rahat bir giysinin aynı ortamda erkek katılımcılar için uygun, kadın katılımcılar için uygunsuz ya da en hafif tabirle özensiz bulunduğu bir gerçek. Dolayısıyla da o iç gösteren elbisenin tiril tiril kumaşının “kaliteli” ve “şık” kabulü bir tercih değil, bir öğreti artık.  

Daha da fenası, bütün bu acı veren giyim deneyimi, kadının yaşı arttıkça, menopoz döneminde yaşanan fiziksel değişimle ya da yaş almış bir bedende çok daha acımasız bir noktaya varıyor. O zaman içinde rahat hissetmediğiniz kıyafetler kadını sadece estetik olarak değil psikolojik olarak da “ezmeye başlıyor”. Bu dönemler için sunulan alternatifler de hepimizin gözünün önünde canlanan prototip tarz ve kalıpların dışına bir türlü çıkamıyor.

Bitmedi. Keşke bitse.

Yetişkinlere reva görülen bu ayrımcılık, maalesef çocuk modası için de aynen geçerli. Bana kalırsa bu bir vicdani ve ahlaki bir suç bile teşkil ediyor. Yetişkinler dünyasında kırılması için mücadele edilen kalıpların minicik bedenlere aynen taşınmasına kimsenin gönlü razı olmamalı. Bir not da düşelim ki burada kızlara pembe, oğlanlara mavi tişörtler, kızlara sevimli tavşanlar, oğlanlara dinozorlar meselesinden söz etmiyoruz. Bu sefer mesaj çok daha sinsi bir yerden geliyor.

Bir bilgi olarak paylaşalım: 0-6 yaş grubu kız ve oğlan çocuklar arasında beden ölçülerinde temel farklar yok denecek kadar az. Ancak aynı yaş kız çocukların şortlarının oğlanlar için yapılanlara göre çok daha kısa ve küçük olduğunu söylesem? Daha da sorunlusu, kız çocuk şortları ya da pantolonları daha kısa ve daha dar ağ yapısına sahip tasarlandığından tırmanma, atlama, bisiklete binme gibi kaba motor becerileri için engel oluşturuyor. Karşıdan bakıldığında “minik feminen bedenler” görüntüsünün sorunsalı bir yana, kız çocuklar farkına varmadan sakinliğe, hareketsizliğe, uyuma ve oturmaya “davet ediliyor”. Bunu da ben söylemiyorum; 2023 yılında Amerika’da yapılmış bir akademik çalışma başta olmak üzere sayısız araştırma ile ispatlanıyor.

Uzun sözün kısası, içinde ayak parmaklarımızın rahatça durabileceği ayakkabılar, korseye ihtiyaç duyurmayacak kalıplar ya da sıcak yaz günlerinde iç çamaşırımız görünmesin diye jüponlar giymek zorunda kalmayacağımız kumaşlar tercih etmek ve hatta kız çocuklara da istedikleri hareketi yapmalarına izin verecek kıyafetler satın almak bugünlerde adeta devrimci bir eylem olabilir.

İsyan!


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler