İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasına karşı yapılan protestolarda, çoğu öğrenci olan gençlerin tutuklanmasına tepki olarak üniversiteliler tarafından 2 Nisan'da genel tüketim boykotu çağrısı yapıldı.
Oyuncular Sendikası Yönetim Kurulu üyesi ve oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu, kamuoyunda geniş yankı bulan boykot çağrısıyla ilgili sosyal medyada yaptığı paylaşım nedeniyle 3 Nisan sabahı saat 01.30'da gözaltına alındı.
Aynı günün akşam saatlerinde yurt dışına çıkış yasağıyla serbest bırakılan Üzümoğlu, adliye çıkışında yaptığı açıklamada, "Anayasal hakları hatırlatmak dışında yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Haklarımız doğrultusunda da protesto etmekte, yürüyüş yapmakta, sözümüzü, fikrimizi beyan etmekte özgürüz. Özgür olmaya da devam edeceğiz. Ve bunun önünde bir engel varsa da bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi.
İfade özgürlüğü kapsamında yaptığını belirttiği paylaşımı nedeniyle yurtdışı çıkış yasağı ve adli kontrol tedbirlerine tâbi tutulan Üzümoğlu, gözaltına alınmasından adli kontrolle serbest bırakıldığı âna kadar geçen sürede yaşadıklarını, hakkındaki iddiaları, yargı sürecini ve sanatın mevcut koşullarını T24’e anlattı.

- İlk olarak süreci sizden dinlemek istiyorum; gözaltı gecesinden, Sulh Ceza Hakimliği'nden adli tedbir kararıyla salıverilmenize kadarki süreci anlatılır mısınız? Gözaltına alındığınızdan mahkemeye çıkana kadar ki süreçte aklınızdan neler geçiyordu, ne olabileceğini düşünüyordunuz?
Gözaltına alındığım sabah saat 01:30’dan bir sonraki gün akşam üzeri adli kontrol şartıyla salınana kadarki bütün süreç bir yandan tam bir muamma bir yandan da içeride birlikte olduğum diğer gözaltına alınan arkadaşlarla keyifli, umut dolu ve epey şakalaşarak geçirdiğimiz konuşmaları barındırıyordu. Bizler belki de birlikte olmanın ve doğruyu söylemenin verdiği güç ile kendimiz için değil hep dışarıdaki yakınlarımız için endişeleniyorduk. Biz kendimizin iyi olduğunun farkındaydık ve birlikte olmaktan doğan güçle, her an şakalaşarak ve epey eğlenerek geçiriyorduk vaktimizi. Fakat insan yalnız kalınca pek o kadar da eğlenemiyor. En kötü senaryolar geliyor insanın kafasına. “Ya tutuklarlarsa ve hiç çıkamazsam”, “Ama ben yanlış bir şey yapmadım ki”, “Yanlış bir şey yapmama ihtiyaçları mı var ki.” Bütün süreç bu tür sorular, gülüşmeler, uzun uzun beklemeler, Vatan’ın nezarethanesinin böcekli matlarında geçen saatler ve geçmeyen saatlerle yavaş yavaş birikiyordu.
- İşlediğiniz iddia edilen 'suç' nedir bu arada?
İşlediğim iddia edilen suç "boykot çağrısı" adı altında yaptığım paylaşımlar suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 122’nci maddesinde düzenlenen “Nefret ve Ayrımcılık” suçu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 216. Maddesinde düzenlenen "Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme" suçunu işlediğimin tespit edilmesi iddiası. Fakat burada ilginç taraf şu ki işlediğim nefret suçunda hedefim mağdurdan öte mağdurun üyesi olduğu sosyal grupmuş. Yani ben ön yargılı ayrımcılık yapmışım. Ayrımcılık temelli çağrı değil, bir tüketim durdurma çağrısı varken bunu ırk, ulusal, etnik, dil, renk, din, cinsiyet, yaş ve zihinsel, fiziksel engel, cinsel yönelim veya benzeri diğer faktörlerle ilintilendiriyorlar. Yani ben insanların bir kısmına yukarıda geçen sebeplerle ayrımcılık yapmışım. İddia bu.
- Konuyla ilgili daha detaylı bilgi almak isteyenler Anayasa hukukçusu ve insan hakları uzmanı Prof. Dr. Tolga Şirin'in T24'teki yazısını okuyabilirler. Hem Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sında hem de Türkiye'yi de bağlayıcı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre boykot, ifade özgürlüğü bağlamında ele alınmış. Mahkemede bu illaki gündeme gelmiştir. Hangi gerekçeyle yurtdışı çıkış yasağı kararı verildi?
Hakkımda kuvvetli suç şüphesinin bulunması ile kaçma ve delil karartma şüphesi bulunması sebebiyle adli kontrol kararıyla salındım. Yani sosyal medyada yaptığım bir paylaşımı sonradan delil olarak karartabilme ihtimalim olduğu için adli kontrol kararı verildi. Hâlihazırda ellerinde olan ve kendim tarafından “yazıldığını ve paylaşıldığını, ifade özgürlüğümü ve anayasal hakkımı kullandığımı” söylememe rağmen sanki sonradan delili karartabilme ihtimalim varmış gibi özgürlüğümü/zü kısıtlayarak salındık.

- Hakkınızdaki yurtdışı çıkış yasağı kararı sonrası Yunanistan'da oynadığınız Baklava Cumhuriyeti oyununa gidemediniz ve Yeni Şafak Solarken filminiz festival festival geziyor ve bildiğim kadarıyla önümüzdeki hafta İtalya'da da bir sınırlı gösterimi olacak, anlaşılan bunlara da gidemeyeceksiniz. Yurtdışı çıkış yasağıyla ilgili yaptığınız itirazlar hangi gerekçeyle reddedildi?
Üzerimize atılı suçu işlediğimize dair somut delillere dayalı kuvvetli şüphenin bulunması sebebiyle itirazım/ız reddedildi. İkinci itiraza dair hâlâ bir sonuç yok.
- Günümüz konjonktüründe içinde bulunduğumuz toplumu eleştiren veya politik tiyatro/sinema yapıldığında sansür ve otosansüre dair başınıza gelen bunca şeyden sonra sanatçı ve bir vatandaş olarak ne düşünüyorsunuz?
Bugün ne politik tiyatro yapmak mümkün ne toplumu eleştiren bir iş ortaya koymak. Fikir hürriyetinin ve anayasal hakkın bile yok sayıldığı bir yerde sanat öncelik olamıyor ne yazık ki. Biz yine de sanat yapmaya devam edeceğiz. Bildiğimizi söylemekten geri durmadan, doğrunun yolundan şaşmamaya özen göstereceğiz.
- Öte yandan Oyuncular Sendikası Yönetim Kurulu’nda da göreviniz var. Genel Başkan Zuhal Olcay ve yönetim kurulu üyeleri adliyede sizi yalnız bırakmadı ve peş peşe açıklamalar yaptılar. Sendika üyesi olan ya da olmayan mağdur meslektaşlarınızla ilgi ne gibi planlarınız var, bu konuda bir toplantı yaptınız mı? Tek tek isimlerini saymayayım ama dizi kadrosundan çıkarılan, tiyatro oyunları iptal edilen birçok arkadaşınızla ilgili yol haritanız belli mi?
Sendika olarak epey yoğun bir gündemden geçtik. Stratejik olarak bazı şeylere hazır olmak, böylesi öngörülemeyen iktidar ve uzantılarının hamleleri karşısında epey güç. Amaçları bizi ne yazık ki hep geç ve yetersiz bırakmak. Her gün yeni bir gündem, her gün mücadele edilecek yeni bir saha yaratılıyor. Elbette bunlarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Elbette sendika olarak haklarımızın gasp edilmesine sessiz kalmayacağız. Bunun için bütün oyuncuları, Oyuncular Sendikası'nda hep birlikte olmaya, sorunlarımızı paylaşmaya ve birlikte yol almaya davet ediyorum.

- Bir de bir WhatsApp grubu yazışmaları yayımlandı orada siz Maltepe Mitingi'nde nerede olacağınızı yazmışsınız ama iktidar yanlısı medya bunu meslektaşlarınıza baskı kurmak olarak yorumlamayı tercih etti, neydi o grup ve ne gibi durumlarda kullanıyorsunuz?
O grup Oyuncular Sendikası Set Bildirim Grubu olup, grubun kuruluş amacı, özgür iradesiyle gruba dahil olmak isteyen ve yalnız “oyunculuk” mesleği yapan meslektaşlarımızın, sendikanın faaliyetlerinden, toplantılarından, etkinlik ve buluşmalarından, set alanında meslektaşlarımızın maruz kaldığı sorunların dile getirilmesi ve çözüm önerilerinin paylaşıldığı, tamamiyle daha çabuk haberdar olunabileceği bir hızlı bilgilendirme ağı kurmaktır. Tabii ki kimseye baskı yapılmamıştır. Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Kaldı ki o grup 200’kişiyi aşkın bir üye sayısına sahiptir. Grup mesajları da medyaya servis edilmiştir. İddia edilen baskının kurulduğuna dair herhangi bir delil var mıdır? Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir. Bir oyuncuya baskı yapılması veya iddia edilen “oyuncu olmayan kişilerin” o gruba dahil olması söz konusu dahi olamaz. Burada amaç tamamiyle bir suç oluşturmaya çalışmak ve gerçeği çarpıtıp hedef göstermeye çalışmaktır. Zira iddia edilen hale dair herhangi bir dosyada bulunmamakla birlikte savcılık soruşturmasına da konu olmamıştır.
- Hem Maltepe Mitingi'ne katılmakla hem de yaptığınız paylaşımlarla neye itiraz ediyordunuz?
Adaletsizliğe, kurulu düzene, tek adam rejimine, baskıya, yasaklamalara, kadın cinayetlerine, çocukların taciz edilip öldürülmelerine, kamusal olanın özelleştirilerek yok edilmesine, eğitim sisteminin yozlaştırılmasına, salık verilen korkuya, hukuksuzca içeride olan dostlarıma, denetimsiz iş yerlerine, çalınan gençliğe ve umut dolu yarınlar için itiraz ediyordum.
- Umarım sizinle başka bir zaman sadece tiyatro, sinema ve sanat üzerine daha kapsamlı bir söyleşi yaparız. Ama son iki sorum da şunlar olsun; Yeni Şafak Solarken filmini yakın zamanda vizyonda görebilecek miyiz?
Biraz daha festivalleri gezdikten sonra filmimizin Türkiye’de gösterimi yapılacak.
- Emin Alper’in yönetmeliğini üstlendiği Öteki tiyatro oyununuz devam edecek mi ve Baklava Cumhuriyeti Türkiye’de de sahnelenecek mi?
Evet, 27 Mayıs Salı günü Caddebostan Kültür Merkezinde “Öteki” oyunumuz sahnelenecek. Önümüzdeki yılın yeni sezonunda da hem "Baklava Cumhuriyeti" hem de geçen yıl Atina Tiyatro Festivalinde “En İyi Oyun” ödülü alan “Köpekler” adlı oyunumuzu getirmek için imkânlar arıyorum.


