Bütün Almanya nefesleri tuttu, 6 Eylül Pazar akşamı saatlerin 18:00’i göstermesini bekliyor. 18:00’de Alman birinci ve ikinci kanalları ARD ve ZDF, Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan seçimin tahmini sonucunu açıklayacak. Yapılan son anketlere göre seçimden birinci olarak %43 gibi bir oy oranıyla aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi AfD çıkacak. AfD’yi %23 ile eyaleti 2002’den beri yöneten Hristiyan Demokrat Birlik CDU, %13 ile Sol Parti, %7 ile sosyal demokratlar takip ediyor. Yeşiller, Liberaller ve Sol Parti’den ayrılan BSW’nin %5’lik barajı aşıp aşamayacağı bilinmiyor. AfD’nin sandalye sayısını, dolayısıyla eyalete hükümet edip edemeyeceğini bu üç partinin meclise girip girmemesi belirleyecek. AfD sandalye sayısı ile mutlak çoğunluğu sağlarsa Federal Almanya tarihinde ilk kez bir aşırı sağcı parti hükümet kuracak. Almanya iç istihbaratı Anayasayı Koruma Dairesi tarafından aşırı sağcılığı resmen tescil edilmiş bir parti iktidara gelecek. Ve Almanya’da tarihi bir eşik aşılmış olacak.
AfD hükümet kuramasa da yükselişi geçici bir sıçrama gibi görünmüyor. Bir yıl önceki anketlerde, bu eyalette AfD’nin oy oranı %30’lardaydı. CDU %34 ile birinci parti konumundaydı. Sosyal demokratlar ise yine %7’yi zor buluyordu. Federal düzeyde iktidar olan muhafazakarların oyları büyük oranda aşırı sağa kaymış görünüyor. Anketler ne kadar yanılırsa yanılsın Almanya’da 1945 yılından bu yana ilk kez bir seçimden aşırı sağcı, ırkçı bir parti birinci olarak çıkacak. Bu Alman toplumunun ne kadar bölünmüş, siyasi yapının ne kadar güvensiz ve kırılgan olduğunu gösteriyor. Doğu eyaletlerinden Saksonya-Anhalt'taki seçim, siyasi bir heyecan fırtınası yaratabileceği gibi, cumhuriyetin temellerini de sarsabilir.
Alman medyası aylardır bu küçük eyalette dengelerin nasıl bu kadar değişmiş olduğunu tartışıyor. Kamuoyu yoklamalarına göre Saksonya-Anhaltlilerin %65’inden fazlası var olan hükümetten memnun değil. Çok az gencin yaşadığı bu eyalette yaş ortalaması 48’in üzerinde. Doğum oranı giderek düşerken, eyaleti terkedenlerin oranı yükseliyor. Nüfus azaldıkça problemler büyüyor. Saksonya-Anhalt borçlanmanın en yüksek olduğu eyaletlerden biri. Ekonomisi son yıllarda giderek zayıfladı. Özellikle eğitim alanında ciddi sorunlar yaşanıyor. Bir tek istihdam ve yenilenebilir enerji oranı ortalamanın üzerinde seyrediyor. Bu da sorunların çözümüne yetmiyor. AfD’nin seçmen sayısını arttırmak için kullandığı anahtar kelime “Ostalgie” yani Doğu Almanya’ya duyulan özlem. Parti göç ve göçmenlere karşı, sınır dışı ve Remigration (tersine göç) gibi sert önlemler alma sözü vererek de seçmen kazanıyor.
Saksonya-Anhalt aslında siyasi sınavlara alışkın bir eyalet.1994'te SPD ve Yeşiller, o dönemde federal düzeyde hâlâ kabul görmeyen Doğu Alman partisi PDS'nin desteği ile bir azınlık hükümeti kurdu; bu, Almanya'da tabuları yıkan, öfke dalgası yaratan bir eylemdi. Dört yıl sonra, Başbakan Reinhard Höppner liderliğindeki SPD ve PDS, Yeşiller olmadan "Magdeburg Modeli"ni sürdürdü. Son dönemde AfD'nin yükselişi ile her biri Alman parlamento tarihinin yakın döneminde bir ilk olan üç partili koalisyonlara sahne oldu. 2016 yılında CDU, SPD ve Yeşiller ilk defa eyalet düzeyinde “Kenya Koalisyonu” olarak adlandırılan bir hükümet kurdu. 2021 yılından bu yana da eyaleti CDU, SPD ve liberallerden oluşan “Almanya Koalisyonu” yönetiyor. (Almanya’da koalisyonlar partilerin renklerine göre adlandırılıyor.) Tahmini oy oranlarına bakılacak olursa, 6 Eylül’den sonra da Saksonya-Anhalt eyaletini yeni bir sınav bekliyor.
Eğer AfD eyalet meclisinde mutlak çoğunluk sağlarsa bu sınavların en büyüğü olacak. Mutlak çoğunluğu sağlayamazsa kendine koalisyon partneri arayacak. Ancak şu ana kadar bütün partiler AfD ile hükümet kurmayacaklarını açıkladı. Muhafazakarların bu konuda aldığı resmi bir karar da var. Bu karara Sol Parti de dahil. Yani CDU ne AfD ile ne de Sol Parti ile koalisyona gitmeyecek. Matematiksel olarak görünen o ki, AfD’yi dışarıda bırakırsak bu kez ancak dört parti bir araya gelirse bir hükümet kurulabiliyor. Bir başka olasılık da Sol Parti’nin desteklediği azınlık hükümeti. Sol Parti bu durumda sırf AfD’yi engellemek uğruna, tasarruf ve silahlanma gibi neoliberal politikaları kabullenmek zorunda kalacak. Bu aynı zamanda muhalefeti tamamen AfD’ye devretmek anlamına geliyor.
Ancak seçim yaklaştıkça bazı muhafazakâr siyasetçiler AfD’nin hükümete vereceği desteğe, bazı şartlar altında pek de soğuk bakmadıklarını açıkladılar. Bu şartlar arasında NATO üyeliği, Rusya ile ilişkiler, transatlantik ortaklık, radikal unsurlarla bağların kopması, AB'ye net bir bağlılık gibi konular var. CDU bu konuda AfD içindeki ılımlı ve iktidarda yer almak isteyen fraksiyona güveniyor. Nitekim bunların arasında eski CDU’lu siyasetçiler de var. Muhafazakarların zaman zaman AfD’den rol çaldıklarını, ılımlı sağcıların dönüşebileceğine inandıklarını da hesaba katarsak aşırı sağcı partinin Saksonya-Anhalt’da söz sahibi olması muhtemel.
Almanya’da giderek daha fazla seçmen AfD’ye ideolojisine rağmen değil, aksine ideolojisi yüzünden oy veriyor. Dolayısı ile aşırı sağcıların yükselişini önlemek isteyenlerin daha iyi politikalar üretmekten daha fazlasını yapması gerekiyor. Hiç kimse AfD desteği ile kurulacak hükümetin tehlikesini hafife almamalı. En kalın kafalı sağcı aşırılıkçıların bile iktidardayken, bazılarının ümit ettiği gibi, "hayallerini kaybetmedikleri" gerçeği Avrupa'nın her yerinde gözlemlenebilir. Bununla birlikte, sorunun AfD'nin çok ötesine uzandığı da bir başka gerçek. Aşırı sağcı, ırkçı ideolojilerin sıradan vatandaşların zihinlerine ve siyasi söylemlerine giderek daha fazla sızdığı, eşcinseller, göçmenler, Müslümanlar ve Yahudiler, Romanlar, Sintiler, solcular ve Yeşiller gibi grupların Almanya’da daha fazla tehlike altında olacağı da kesin. Nitekim AfD federal düzeyde de CDU’yu geçerek birinci parti konumuna yükseldi.
Nasıl bir hükümet kurulursa kurulsun Saksonya-Anhalt eyaletindeki seçimden sonra Federal Almanya’nın siyasi pusulası değişecek. Malum muhafazakâr Şansölye Friedrich Merz sık sık tökezliyor, koalisyon ortağı SPD giderek çöküyor ve vatandaşların öfkesi her gün biraz daha artıyor. Artık kimse Merz'in bundan sonra daha başarılı olacağına, daha fazla cesaret veya beceri göstereceğine ve AfD'yi zayıflatabileceğine inanmıyor. Eğer Saksonya-Anhalt’da aşırı sağcılar iktidara gelirse, bildiğimiz istikrarlı, şeffaf ve güvenilir Federal Almanya Cumhuriyeti olumsuz yönde bir adım atacak demektir.
Son yıllarda sık sık kullanılan Brandmauer kavramı, Almanya’da aşırı sağa, özellikle AfD’ye karşı uygulanan siyasi izolasyon politikasına verilen ad. Brandmauer’in hedefi, aşırı sağın “normalleşmesini” engellemek ve demokratik sisteme sızmasını önlemek. Tıpkı bir binada yangının diğer bölümlere sıçramasını engelleyen yangın duvarı gibi, siyasi “ateşin” yayılmasını durdurmak demek. Umalım ki Almanya, 6 Eylül’den sonra kendini siyasi bir yangının içinde bulmasın. Bu yangının ne kadar hızla yayılıp şiddetlendiğini tarih bize bir kez acı bir şekilde gösterdi.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


