Trafik kazası geçiren vatandaşların kişisel bilgilerinin hukuka aykırı biçimde elde edilerek hukuk büroları ve hasar danışmanlık şirketlerine aktarıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma, Türkiye'deki kişisel veri güvenliğinin en kritik noktalarından birini yeniden gündeme getirdi: Bir kişi kaza yaptıktan kısa süre sonra, kendisine yakın olmayan ve bu kazadan haberdar olmaması gereken şirketler kazazedeye nasıl ulaşabiliyor?
Olay şu; Trafik kazası geçiriyorsunuz. Daha hastane, polis, sigorta ve hasar işlemleriyle uğraşırken telefonunuz çalıyor. Arayan kişiyi tanımıyorsunuz, ama o sizi tanıyor. Adınızı biliyor. Telefon numaranızı biliyor. Kaza yaptığınızı, aracınızı, bazen kazanın nerede gerçekleştiğini ve yaralanıp yaralanmadığınızı bile biliyor. Ardından size “tazminatınızı alabiliriz” deniliyor ve vekâlet vermeniz isteniyor.
Bazen de tersine, pert olduğu için sigorta tespitini bekleyen arabanız için telefon açıp, şu kadar bedel tespit edildi. Bunu ödemek için dosya masrafı şu kadar ödeyeceksiniz diyerek, sizi dolandırabiliyorlar.
Sadece trafik kazası değil, diğer türde konular için bilgi sızdıranlar var
Hazır bekleyen ve bir yerlerden sızdırılmış verileri alan bu kişiler, sadece trafik kazaları ile ilgili çalışmıyorlar. Benzer olaylar iş kazası geçiren işçiler ya da işten çıkarılan çalışanlar için de görülüyor. Yani onlar da hiç tanımadıkları avukatlar tarafından, “çok güzel tazminat kazanacakları iddiasıyla dava açmaları için” ikna edilmek üzere aranıyorlar.
Bunun ne kadar büyük ticaret olduğunu, trafik kazazedeleri olayındaki 15,6 milyar TL gösteriyor. (Bu konudaki daha fazla detayı merak edenler "Kişisel Verileri Koruma" uzmanı hukukçu Yavuz Selim Dicle ile söyleşiye bakabilirler.
Mağdur 253 bin kişi ve 15,6 milyar TL haksız kazanç
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in dün açıkladığı bilgilere göre bu konudaki soruşturma kapsamında 825 kişi hakkında işlem başlatılırken, 6 avukatlık ofisi ve 20 şirkete operasyon düzenlendi. Soruşturmada 253 bin kişiden ısrarlı aramalar ve yanıltıcı beyanlarla vekâletname alındığı ve yaklaşık 15,6 milyar TL haksız kazanç elde edildiği ileri sürülüyor. Bağlantılı 20 şirketin yönetimi de TMSF'ye devredildi.
Soruşturmanın dikkat çekici bölümü ise kazazede bilgilerinin kaynağına ilişkin inceleme. MASAK ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (SEDDK) çalışmalarında bazı kolluk görevlileri, tahkim hakemleri, sigorta çalışanları, acenteler, eksperler, kaporta-boya ustaları ve servis çalışanlarına olağandışı para transferleri yapıldığı tespit edildiği açıklandı. Bu kişilere yönelik iddialar henüz yargı kararıyla kesinleşmiş değil.
Kazadan sonra veri çok sayıda kuruma dağılıyor
Bir trafik kazası sonrasında mağdurun adı, telefonu, plakası, sigorta bilgileri, kaza tutanağı, ekspertiz raporu ve bazı durumlarda sağlık bilgileri farklı kurum ve kişilerin sistemlerine girebiliyor.
Sorun da burada başlıyor. Veriye erişebilen zincir genişledikçe, bilginin hangi noktadan hukuka aykırı biçimde dışarı çıkarıldığının belirlenmesi zorlaşıyor.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK) da artan şikâyetler üzerine 20 Mayıs 2026'da aldığı İlke Kararı'nda kaza mağdurlarının bilgilerinin “hasar danışmanlığı” veya benzeri isimlerle faaliyet gösteren kişi ve şirketler tarafından kullanıldığı yönünde çok sayıda başvuru bulunduğunu açıklamıştı.
Kurul, verileri elinde bulunduran kurumların asgari yetkilendirme, rol tabanlı erişim ve log kayıtları gibi önlemler uygulaması gerektiğini özellikle vurgulamıştı. Bu önlemler soruşturma açısından da kritik. Çünkü düzgün tutulan log kayıtları, bir kazazedenin dosyasına kimin, ne zaman ve hangi yetkiyle eriştiğini gösterebilir. Bu zaman bilgisi kazazedeyi arayan şirketin temas zamanı ve MASAK'ın tespit ettiği para hareketleriyle karşılaştırılabilir.
Çünkü soruşturmanın önünde iki önemli dijital iz bulunuyor: “veriye erişim izi” ve “para izi”.
Asıl soru: 253 bin kişinin bilgisine nasıl ulaşıldı?
Soruşturmanın boyutu, olayın münferit veri ihlallerinden daha büyük bir yapıya sahip olup olmadığı sorusunu ortaya çıkarıyor.
Çünkü 253 bin kaza mağduruna sistematik biçimde ulaşılmışsa, yalnızca bu kişileri arayan şirketlerin değil, kazazedelerin bilgilerini sağlayan kaynağın da belirlenmesi gerekiyor. Yukarıda bahsettiğimiz, kolluk görevlileri, tahkim hakemleri, sigorta çalışanları, acenteler, eksperler, kaporta-boya ustaları ve servis çalışanları bu zincirin halkaları. Sızıntının nereden olduğu bulunmak zorunda. Yoksa, 20 şirkete el konulması bu sorunu çözmez. Yeni 20 şirket çıkar.
Bu nedenle asıl cevaplanması gereken soru şu:
253 bin kazazedenin bilgileri hangi sistemlerden çıktı, bu verilere kimler erişti ve üçüncü kişilere nasıl ulaştırıldı? Verinin izi nerede, paranın izi nerede?
Bu kaynak bulunup kapatılmadığı sürece şirketler ve isimler değişse bile, trafik kazasının hemen ardından kazazedenin telefonunun çalmasına yol açan mekanizma çalışmaya devam edebilir.
Bu olay aynı zamanda verilerimizin de nasıl paraya dönüştüğünü gösteren örneklerden sadece bir tanesi.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


