Bedel ödeme ihtimali ve AKP’li bilinen isimlere yönelen soruşturmalar

Bedel ödeme ihtimali ve AKP’li bilinen isimlere yönelen soruşturmalar

Bir iç hesaplaşma olasılığından söz ediliyor olan bitenler için. Muhalefete yönelen soruşturmalara meşruiyet kazandırmak için iktidara yakın kimi isimlere de operasyon yapıldığı iddiası da tek başına yeterli değil. Birine yapılan diğerini kamuoyu önünde meşrulaştırmıyor. AKP de bunu bilecek deneyime sahip. Servet transferi rahatsızlıkları, kimi isimlerin yasaklı alanlara girmesi, iktidarın merkez-çevre ilişkisini değiştirmesi ve yeni bir hat yaratma amacı, gücün kimde ve nerede olduğunu anımsatma niyeti… Söylenen bütün ihtimaller ya da hepsi birden söz konusu olabilir

Bedel ödeme ihtimali ve AKP’li bilinen isimlere yönelen soruşturmalar
Desen: Selçuk Demirel

CHP ve sonradan Yeni Parti kadroları, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik operasyondan öncesinden başlayarak hiç görmedikleri, hiç bilmedikleri bir Türkiye ile karşı karşıya kaldılar.

Gerçek şu ki tıpkı AKP kadroları gibi CHP-Yeni Parti kadroları da zaman zaman açılan soruşturmalar, istisna sayılabilecek davalar dışında sabah baskınlarını, günlerce süren gözaltı sürelerini, gerekçesiz ya da matbu gerekçelerle verilen tutuklama kararlarını bilmiyor, tanımıyorlardı.

Zaten çok partili yaşama geçildiğinden bu yana iktidar olmaya hasret kalmış CHP’liler için aslında iktidar, belediyeler ve belediye seçimleri demekti. Yatırım ve kadro olanakları sadece belediyeler sayesinde yaratılabiliyor, yerel seçim başarıları bir dönem daha idare edilebilmesini, genel seçim için yeniden umut yaratılmasını sağlayabiliyordu.

Ancak artık başka bir Türkiye’nin de olduğu biliniyor. Ağır bedeller ödenerek öğrenildi bu gerçek!

Kayyım siyaseti, matbu kararlar, savunma hakkının kısıtlanması, uzun tutukluluk süreleri uzun bir zamandır CHP ve sonradan Yeni Parti’nin ana gündemi.

Öyle ki ülkenin kurucu partisinin genel başkanı, siyasi partiler için uygulanması olanaksız görülen “mutlak butlan” kavramı ile değişti. Şimdi CHP koltuğunda oturan genel başkanın seçim kazanmış, haksızlığa uğramış tavırlarının zemininde aslında bu hakikat var. Belediye operasyonları ve mutlak butlan kararı… Bundan ibaret…

Bir zamanlar “adalet” yürüyüşü yapan ve yargının araçsallaştırıldığı iddiasıyla Ankara’dan İstanbul’a yürüyen bir ismin yargı kararlarını kategorize ederek istediği dosyayı “siyasi”, istediği dosyayı “adli ve yolsuzluklarla ilgili” ilan edebilmesi ne kadar hazin bir manzaranın olduğunu da gösteriyor.

Öyle bir manzara ve iklim var ki türlü yöntemlerle, Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından Üsküdar’da bütün dengeler değişebiliyor ve o dengelerle AKP’li bir ismin başkanvekili seçilmesi kutlanıyor.

* * *

Üsküdar Belediyesi’nin AKP’ye geçişini seçim kazanmış gibi kutlayan AKP teşkilatının durumu da bu hazin manzaranın bir parçası!

Tıpkı, Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in, Üsküdar seçimleri öncesi AKP’nin transfer ettiği Ayhan Aydın’la ilgili iddiasından sonra yaşananlar gibi…

Çelik’in, “Ayhan Aydın telefonda hüngür hüngür ağlayarak ‘savcı beni tutuklamayla tehdit etti, benim oğlum ve eşim engelli, bunlara kim bakacak, onlara bakacak kimse olmadığı için bunlara teslim oldum’ dedi” iddiasının ardından İstanbul Başsavcılığı soruşturma başlatarak Aydın’ı ifadeye davet etti. Savcılığın bir seçim usulsüzlüğü iddiasıyla ilgilenmesi olumlu elbette ama savcılık tarafından tehdit edildiği öne sürülen bir ismin yine aynı savcılık tarafından bu iddia nedeniyle ifadesi alındığında ne söylemesi beklenebilir ki?

* * *

Mesele bu da değil elbette…

Soldan sağa, ötelenen, yok sayılan, yok olmaları beklenen bir düşüncenin etrafında örgütlenen, o düşünce için çalışan, koşturan insanlar, gerektiğinde bütün bu eylemlerinin bir bedeli olabileceğini de bilir.

Sokak siyaseti yapanlar misal cezaevi ihtimalini aklının bir tarafında tutar. Bu partilerde pozisyon alanlar, parti kapatmadan siyasi yasağa, yıllar sürebilecek hapis hayatına, gözaltına, operasyona açık bir yaşamları olduğunu bilerek bu yola çıkar.

CHP ve Yeni Parti için yakın zamana kadar böyle bir ihtimal yoktu. Ancak bundan sonraki yerel seçimde aday olanlar bu ihtimalleri de düşünmek zorunda kalacak. Muhtemel ki o zaman bugün tavırları şaşkınlık yaratan bazı isimlerden farklı, ideolojik bağlılıkları yüksek, inandığı düşünceler için bedel de ödeyebileceğini bilen daha fazla insan meydanda olacak. Zira artık CHP ya da Yeni Partili bir isme yapılan operasyonların şaşkınlık yaratan, haber değeri aşırı yüksek bir tarafı yok. Türkiye’nin normallerinden birine dönüştü operasyonlar.

Ama görüyoruz ki AKP’li olarak bilinen, bir dönem AKP’de önemli görevlerde bulunan ya da “gazeteci” kimliğiyle AKP adına televizyonlarda siyaset yapanlar için şaşkınlık yaratan bir dönem başladı.

Melih Gökçek hakkında soruşturma yürütülebiliyor ve Gökçek, geçmiş yılların aksine bütün basının bildiği, ilan edilmiş bir saatte adliyeye davet ediliyor. Oğlu ve gelini hakkında “adli kontrol” kararı uygulanabiliyor. Kulüp başkanlığı bile yapabilmiş oğlu için belli bir mesleğinin olmadığını söylemek zorunda kaldığı bir ifade verebiliyor ve o ifade basına da yansıyor.

* * *

“Bunlar iktidar olursa cezaevine gireriz” anlayışıyla iktidarı yıllarca savunan Cem Küçük gibi isimler cezaevine konulabiliyor. Rasim Ozan Kütahyalı gibi her köşeyi ustaca dönebilen bir isim 4-5 ayını cezaevinde geçirebiliyor.

Bir iç hesaplaşma olasılığından söz ediliyor olan bitenler için. Ancak bu hesaplaşmada yenik düşenin yolunun adliyeye düşmesi, diğer taraf için de bu kapıyı aralıyor, bu nedenle tek başına hesaplaşma ile anlatmak güç.

Muhalefete yönelen soruşturmalara meşruiyet kazandırmak için iktidara yakın kimi isimlere de operasyon yapıldığı iddiası da tek başına yeterli değil. Birine yapılan diğerini kamuoyu önünde meşrulaştırmıyor. AKP de bunu bilecek deneyime sahip.

Servet transferi rahatsızlıkları, kimi isimlerin yasaklı alanlara girmesi, iktidarın merkez-çevre ilişkisini değiştirmesi ve yeni bir hat yaratma amacı, gücün kimde ve nerede olduğunu anımsatma niyeti… Söylenen bütün ihtimaller ya da hepsi birden söz konusu olabilir.

Garip olan ve üzerinde düşünülmesi gereken bunların bazı isimleri unutturarak, o isimleri bir köşede bırakarak yapılmıyor olması. Yargının bu konuda da başrolü oynaması.

Ancak amaç ne olursa olsun karar vericiler bilmeli ki insana, “yargının ne kadar da eşitlikçi davrandığı” duygusu vermiyor olan bitenler. Uygulamalar da öyle değil zaten.

Geriye adaletsizliğin net biçimde tarif edilebildiği ancak adaletin böyle de sağlanamayacağı duygusu kalıyor.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler