Devlet Malzeme Ofisi etiketli mumlu ana sayfaya metin daktilo ya da el yazısıyla özenle yazılır. Daktilo ile yazılacaksa, mürekkep şeridi devre dışı bırakılır ve daktilo harflerinin metal uçları mumlu kâğıda vurdukça, arkadaki mor renkli, alkol bazlı mum tabakası, kâğıdın üzerine yazılanları dizmeye başlar. Teksir makinesinden geçen saman kağıtlar, ispirto ile ıslatılır. İspirto ile ıslatılmış saman kâğıdı ana sayfaya bastırıldığında, ispirto mumlu boyayı eritir ve yazıyı aktarır.
Mor renkte, saman kağıdına basılmış yüzlerce sayfa teksir makinesinden kolu çevirdikçe çıkar. Ortaya ispirtodan kaynaklı bir alkol kokusu yayılır. En büyük risk de budur.
Çıktılar dağıtılana kadar ispirtonun kokusu ortaya yayılır ve kendini ele verir. Ele geçirildiğinde daktilonun modeli ve markasına kadar tespit etmek de bazen mümkündür…
* * *
Sadece son bir ay içerisinde tutuklanan gazeteciler:
Lale Özan Arslan, Fatih Ergin, Tuğba Tekerek, Mustafa Balcı, Şaban Sevinç, Selahattin Günday, Ali Tarakçı.
İsmail Saymaz ve Murat Ağırel ev hapsinde.
Öncesinde tutuklanan, bugün hala cezaevinde bulunan ya da kısa süre önce tahliye edilenleri saysak yazıya sığmaz.
Bu isimlerin neredeyse tamamı, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak suçundan tutuklandı.
Hani Meclis’in yasa çıkartılırken, “gazetecileri etkilemeyecek, yasadaki unsurların tamamı söz konusu olmadan suç oluşmaz” gibi sloganlar attıkları düzenleme…
* * *
Son bir ayda iki bine yakın sosyal medya hesabı erişime engellendi.
Bu hesapların sahipleri, sanki ağır bir suç işlemiş gibi yeni hesap açtıklarında herhangi bir mesaj paylaşmamış olsalar bile yeniden engellendiler.
Sosyal medyada bulunmaları hangi kuraldan kaynaklı olduğu anlaşılmaksızın yasaklandı.
Kanunda suç olarak düzenlenmemiş kurallar icat edildi, uygulandı.
* * *
Trafiğiyle dünya genelindeki medya kuruluşları arasına giren, Stanford Üniversitesi’nin araştırmasına göre Türkiye’de haber teyidi konusunda en fazla başvurulan kaynak haline gelmiş T24, gerekçesiz bir kararla erişime engellendi. İtirazı da “önceki karar doğru” gibi bir gerekçeyle reddedildi.
Türkiye’nin en çok izlenen kanalı konumundaki Halk TV’ye, patronunun eylemleri gerekçe gösterilerek, herhangi bir suç işlediği kesinleşmemiş olmasına rağmen üstelik, kayyım atandı.
Daha önce de TELE1’e atanmıştı. Öncesinde Hayat TV ve İMC kapatılmıştı. Liste geriye doğru uzayıp gidiyor.
* * *
Koca koca binalarda çalışan, yaptıkları işe “gazetecilik” diyen kurumlar tüm bunları yok saydı, haber yapmaya bile gerek görmedi.
Mesleğe başladığı günden itibaren sadece sınırları iyice daraltılmış bir çerçevede gazetecilik yapmayı öğrenmiş olan gençlerin meslek örgütleriyle ilişkisi yok. İlişki kurmak isteyenlere de zaten izin yok.
Meslek örgütlerindeki bir avuç gazeteci oradan oraya, adliyeden adliyeye, yasaklanan bir kurumdan diğerine koşuştururken yapayalnız.
Siyasetin, muhalefetin yüzeysel desteği yalnızlıklarını ortadan kaldırmaya yetmeyecek kadar yalnız.
Önce kendi meslektaşları tarafından yalnız bırakılmış meslek örgütleri. Korkudan bir imza atamayacak hale gelmiş, kendini parlamentonun parçası sayan meslek örgütü, kendini vekil sayan gazeteciler, Meclis lokantası uğruna mesleğini feda edebilenler… Ödül törenine iktidardan katılım olmayacak korkusuyla sırtını çevirenler… Maksat bir meslek örgütü olsun diye kimsenin dönüp bakmadığı yeni meslek örgütleri kurmayı deneyenler.
* * *
Ve bir de tüm yapılanları meşrulaştırmak için sosyal medyayı kullanan, kendine gazeteci diyen bir kesim var.
Yasaklar, engellemeler konusunda herkesten daha gönüllü.
Bir gazeteci daha tutuklansın, bir kurum daha kapatılsın, bir karar daha alınsın diye yapmadığını bırakmayan, her seferinde “yeni iş çıktı” diye sevinen, sadece birbirlerini “gazeteci” olarak gören, başka kimsenin gazeteci olarak görmediği insanlar.
* * *
Diğer yanda gazetecilik yapmakta ısrar ettikleri için durmadan işsiz kalan, bir sürü ek iş yaparak geçinmeye çalışan ama ana işi olan gazetecilikten hiç vazgeçmeyen, akreditasyonu bulunmayan, basın kartı alamayan ya da güç bela alabilen, yargılanan, soruşturulan, tutuklanan gazeteciler…
Tutuklansa da soruşturulsa da işten çıkartılsa da yazmaya, söylemeye, hakikatin peşinde koşmaya devam edenler.
Siyasetin, siyaset yapma ve üretme kapasitesinin sonuçlarını görüyoruz. Gelinen noktada bir komisyon toplantısında ağzını bantlamayı mesaj sayan bir vekil grubu, mutlak butlan kararıyla nihayet kendine koltuk bulabilen ama kendini “sosyal demokrat” saymalarına rağmen yok edilmeye çalışılan kurumlara amasız, fakatsız destek veremeyen bir başka grup…
Bağımsız medya olmadan sesini duyuramayacağını göremeyen, sosyal medyanın yeterli olabileceğini sanan sağ muhalefet.
Bütün bunları görüyoruz.
Yargının içine düştüğü duruma da…
Elbette kurumsal olarak medyanın düştüğü hâli de görüyoruz.
Ama ispirtoyla da olsa yazılabiliyor haberler. Dağa taşa, kuma kâğıda yazılabiliyor.
Erişebildiği her yerden ses çıkarmaya devam ediyor gazeteciler.
Korkmuyor, yılmıyor, vazgeçmiyorlar. Buyursunlar yapmaya devam etsinler.
Muhalefet sussun, kendine gazeteci demekten utanmayanlar sussun, STK’lar sussun…
Ne olursa olsun…
Emin olun, ne olursa olsun gazeteciler yazmaya ve söylemeye devam edecekler…
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


