“Kayıp Adalet” kitabından devlet ve yargı bunları çıkardı: Hrant Dink cinayetini, 12 Eylül’ü, JİTEM’i yazmak devleti yıkabilirmiş!

“Kayıp Adalet” kitabından devlet ve yargı bunları çıkardı: Hrant Dink cinayetini, 12 Eylül’ü, JİTEM’i yazmak devleti yıkabilirmiş!

Yurt ve millet sevgisinin hakikatin gizlenmesi ile sağlanacağını, yapılan ayıplarla yüzleşmek yerine üzerini kapatmanın daha çok sevmek anlamına geldiğini düşünmek, ne büyük özgüven!  Bir ülkeyi sevmenin adaletle, hakikatle, yüzleşme ile mümkün olacağını kavrayamadan büyük büyük laflar edebilmek

“Kayıp Adalet” kitabından devlet ve yargı bunları çıkardı: Hrant Dink cinayetini, 12 Eylül’ü, JİTEM’i yazmak devleti yıkabilirmiş!

Bir kitap en fazla neye yol açabilir? 

12 Eylül yönetimine sorarsanız farklı yanıtlar alırsınız elbette, dönem dönem farklı iktidarların da kitaplara ilişkin yorumları değişebilir. 

Bazen kitaplar bombadan daha zararlı görülür bazen ise tehlikeli bulunması büyük bir ayıp olarak nitelendirilir. 

Doğru yanıtı bulmak zor değil, rasyonel bakmaya çabalamak bile doğru yanıtları vermek için yeterli. Hatta tam aksi düşünceyi bile rasyonalize etmek, bir mantık çerçevesine oturtmak o kadar güç değil. 

Ancak hemen hiçbir olaya ve olana şaşırmadığımız ülkemizde bile insanı şaşırtacak düzeyde yorumlar, akıl yürütmeler, sonuçlar çıkabiliyor karşımıza… 

* * * 

Geçen yıl Emre Erdem adlı hükümlüye bir yakını, piyasada satılan, açılmış herhangi bir davaya konu olmayan, olması da zaten anlamsız olacak bir derleme kitabı kargo ile gönderdi. 

Bu satırların yazarı tarafından derlenen, “Kayıp Adalet” isimli, İletişim Yayınları’dan, Hafıza Merkezi’nin de desteği ve çalışmalarıyla çıkan kitapta, farklı yazarlar, yakın tarihin simge davalarında olanı biteni ve cezasızlık kültürünü kaleme almıştı. 

Ancak Kırşehir Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu Başkanlığı’na göre kitap öyle göründüğü kadar masum değildi! 

* * * 

Cezaevi Eğitim Kurulu Başkanlığı, kitapla ilgili bir değerlendirme raporu hazırlattı ve vahim gerçeği böylece buldu! 

Kararda, önce Ceza İnfaz Kanunu’nun, “Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğrafları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez” hükmü anımsatıldı.  

Ardından 12 Temmuz 2005 tarihli bakan oluru ile yürürlüğe girmiş olan Ceza İnfaz Kurumları ile Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi… Bu yönerge aslında kendi başına haber olmayı da hak ediyor anlaşılan. Yönergenin 12. Maddesi şunları içeriyor: 

“Mahkemelerce yasaklanmamış olsa bile kurum güvenliğini tehlikeye düşürdüğü veya müstehcen haber, yazı ve fotoğrafları kapsadığı eğitim kurulu kararıyla tespit edilen hiçbir yayın kabul edilmez. Kuruma kabul edilecek yayınlarda aranacak nitelikler şunlardır: 

  1. İyileştirme ve eğitim programları ile derslere kaynaklık edecek nitelikte olması 
  2. Hükümlü ve tutukluların genel ve mesleki bilgilerini arttırıcı nitelikte olması 
  3. Hükümlü ve tutuklulara insan, yurt ve millet sevgisini güçlendirecek nitelikte bulunması 
  4. Manevi kalkınmamalarını sağlayacak vasıfları taşıması 
  5. Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılaplarına uygun olması 
  6. Hükümlü ve tutukluların bol zamanlarını değerlendirmeleri, okuma alışkanlığı edinmelerini ve kültür bakımından ufuklarını geliştirmelerini sağlayacak nitelikte olması gerektiği belirtilmektedir.

12 Eylül yönetiminin aklına bu detaylar gelmemiştir.

Yayın yoluyla insan, yurt ve millet sevgisi güçlendirilecek, manevi kalkınma sağlanacak, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılaplarına uygun olacak… 

Yurt ve millet sevgisinin hakikatin gizlenmesi ile sağlanacağını, yapılan ayıplarla yüzleşmek yerine üzerini kapatmanın daha çok sevmek anlamına geldiğini düşünmek, ne büyük özgüven! 

Bir ülkeyi sevmenin adaletle, hakikatle, yüzleşme ile mümkün olacağını kavrayamadan büyük büyük laflar edebilmek. 

* * * 

Karar burada bitmiyor elbette. Daha vahim gerçekler bulunmuş kitapta: 

“Kayıp Adalet isimli kitabın, “örgütsel dayanışmayı arttırıcı ibareler taşıması ve her türlü ideolojik düşünceye sahip hükümlü ve tutuklular arasında huzur ve sükuneti bozacağı değerlendirildiğinden yayında yer alan ifadelerin hükümlünün ideolojik açıdan beslenmesine neden olacağı, dolayısıyla bireysel iyileşmeye hiçbir katkı sağlamayacağından mevzuat hükümlerine göre kuruma kabul edilecek yayınlarda aranan nitelikleri taşımadığı kanaati oluşmuştur. 

… Türkiye Cumhuriyeti devletinin bölünmez bütünlüğünü ile toplumdaki birlik ve beraberlik düşüncesini zedeleyeceğinden, örgütsel dayanışmayı arttırıcı ibareler taşıması nedeniyle…” 

* * * 

Devletin birliği bu kitapla bozulabilirmiş, bölünmez bütünlük ortadan kalkabilirmiş, örgütsel dayanışma artabilirmiş… 

Müthiş tespitler! 

Sorsanız bunun nasıl ve hangi cümlelerle mümkün olacağını da açıklarlar elbette, vardır bir gerekçesi her bir cümlenin. 

* * * 

Hükümlü, bu karara itiraz etti. Kırşehir İnfaz Hakimliği ise ayrı bir değerlendirme yapmak yerine cezaevi idaresinin kararının aynısını kopyaladı. Böylece yargı da bir kitap nedeniyle aynı kaygıları taşıdığını kayıt altına aldı. 

* * * 

Bu kadar tehlikeli bulunan bir kitap merak da uyandırır elbette.  

Ne var kitapta peki? 

Hafıza Merkezi’nin yıllardır takip ettiği davalar ve sonuçları, daha doğrusu bu davalarda ortaya çıkan cezasızlık farklı yazarlar tarafından anlatılıyor kitapta. 

Yazar Murat Uyurkulak, Hrant Dink cinayeti davasını anlatıyor. 

Gazeteci Burcu Karakaş, 12 Eylül davasını. 

Yazar Karin Karakaşlı, Vartinis katliamını anlatıyor. Yargıtay’ın bile bir ev dolusu insanın yakıldığını kabul ettiği, cezasız bırakılan davayı. 

Gökçer Tahincioğlu, Diyarbakır’da gaz fişeğiyle öldürülen iki çocuğun davasında, adli emanetten kanıtların nasıl çalındığını… 

Ali Duran Topuz, Berkin Elvan davasını yazıyor. 

Yıldırım Türker, Silopi’de yataklarında öldürülen iki çocuğu… 

Kemal Göktaş, JİTEM davasını. 

Levent Pişkin, Lice davasını… 

Berkin Elvan, Enes Ata ve Mahsun Mızrak (üstte) / Hrant Dink ve Vartinis'teki Öğüt Ailesi (altta)

* * * 

Hangi dava örgütsel dayanışmayı arttırır, nasıl arttırır bilinmez ama bu olanlar böyle bir dayanışmayı arttırıyorsa sorumluluk bunu yazanlarda değil, yazılara konu cezasızlığa kimin yol açtığında aranmalı, öyle değil mi? 

12 Eylül’ü, JİTEM’i, davada olup bitenleri yazanlar aklamış olamaz! 

Ama cezaevi idaresine göre o davada olanlar değil, bunların yazılması devletin birliğini bozabilir. 

Bunun yerine insan, yurt ve millet sevgisini arttıracak eserler kaleme alınmalıdır! 

Asıl mesele şu ki insan, yurt ve millet sevgisini sahip olanlar tam da bu dosyalarda hesap verilmesini isteyen yazarlar.  

Aksini yapanların, büyük sloganlar atanların yol açtıklarını gördük görüyoruz. 

Ve biliyoruz ki büyük laflar ederek kirin pasın üzeri örtülüyor sanabilirsiniz ancak hakikat tek ve inatçı.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

 

İlgili İçerikler