Animasyon senaryoları, hayali bir hayvanat bahçesi ve hortumla yıkanan bir araba: Karşınızda hiç tanımadığınız Nâzım Hikmet

Animasyon senaryoları, hayali bir hayvanat bahçesi ve hortumla yıkanan bir araba: Karşınızda hiç tanımadığınız Nâzım Hikmet

Nâzım Hikmet denince aklınıza ne geliyor? Dünyaca ünlü bir şair, bir yazar ve sürgün yılları… Peki ya animasyon senaryoları yazan, oğluna kartpostallardan kurgusal bir hayvanat bahçesi kuran, büyük aşkı Vera ile şakalaşarak araba yıkayan Nâzım? M. Melih Güneş’in iğneyle kuyu kazarak topladığı eşsiz arşiv önemli bir soruyu da gündeme getiriyor: İlk kez gün yüzüne çıkan bu devasa hafıza, kalıcı bir müzeye dönüşmezse sessizce toplanıp Moskova’ya geri mi dönecek?

Animasyon senaryoları, hayali bir hayvanat bahçesi ve hortumla yıkanan bir araba: Karşınızda hiç tanımadığınız Nâzım Hikmet

Nâzım Hikmet’in yaşamını ve eserlerini konu alan Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi adlı sergi, 95. İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında 3 Eylül’de ziyarete açıldı.

Folkart sponsorluğunda düzenlenen sergiye İstanbul’dan bir grup basın mensubuyla birlikte davetli olarak katıldım.

Nâzım Hikmet üzerine araştırmalarıyla bilinen ve serginin küratörlüğünü üstlenen M. Melih Güneş sergi öncesi gazetecilerle bir araya geldi ve konuşmasının başında Romantika’nın bugüne kadar Türkiye’de açılmış en kapsamlı Nâzım sergisi olduğuna dikkat çekti.

Bu sergi adını şairin Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim adlı otobiyografik romanından alıyor. Nazım Hikmet’in bu roman için ilk düşündüğü isim Romantika’ymış. Hatta romanın ilk yurtdışı baskılarında bu isim kullanılmış.

Kültürpark Atlas Pavyonu'nda 15 salona yayılan ve 2 bin 125 metrekarelik bir alana kurulan sergi şairin hayatına dair belgesel niteliği taşıyor.  

Şairin Karagöz ve Hacivat kuklalarından, daktilolarına; masa lambasından radyosuna orijinal parçalardan oluşan eşyalarının birçoğu Moskova'dan getirilmiş ve çalışma odasının birebir replikası yapılmış. Taşınamayan büyük mobilyalar ise aslına uygun şekilde yeniden üretilmiş.

Nazım Hikmet'in kişisel eşyaları

Serginin tasarımını ve kronolojisini üstlenen Ömer Durmaz toplantıda Romantika’yı fuayeden girince 14 bölümlü bir kitap olarak kurguladıklarını belirtti. Melih Güneş’in Nazım tutkusunu ise “Atlas yerine Kültürpark verilse orayı da doldururdu. Birçok şeyi dışarda bıraktık” sözleriyle açıkladı.

Güneş’in bu alandaki uzun soluklu araştırmalarına dikkat çeken Durmaz, “Bu sergide Nazım Hikmet’le birlikte Melih Güneş’in yaptığı araştırmalara da bir saygı duruşunda bulunduk” dedi.

Nazım Hikmet ve Vera Tulyakova

M. Melih Güneş’in araştırma ve arşiv çalışmaları Moskova’ya gittiği 1989'a dayanıyor. Vera Tulyakova ile tanışması ve giderek anne oğul ilişkisine dayanan yakınlığı, Nazım’a ait daha önce yayımlanmamış birçok eser ve belgeyi gün yüzüne çıkarmasına olanak sağlamış.Güneş, şairin ailesi ve yakın çevresiyle kurduğu dostluk ilişkileri nedeniyle "kendisini ailenin bir üyesi olarak" gördüğünü söyledi.

Nazım’ın yakın dostu Anjel Açıkgöz’ün arşivindeki birçok fotoğraf, mektup ve nadir parçayı kendisine karşılıksız verdiğini belirten Güneş serginin bu arşive büyük katkıları olan Anjel’e de bir ahde vefa olduğunu dile getirdi.

Nazım Hikmet'in annesi Celile Hanım - Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı koleksiyonu

Farklı kurum ve kişiye ait yaklaşık 25 arşivden yararlanarak hazırlanan sergide, şairin annesi Celile Hanım'ın az bilinen şair kimliği ve ailesine ait mektuplar da gün yüzüne çıkıyor.  

“Nazım 1963’te öldü ama hayatı devam ediyor” diyen Güneş, arşivin oluşturulma sürecinde yaşadıklarını anlatırken zaman zaman duygulu anlar yaşadı. o anda aklıma psikiyatrist ve yazar Irvin D. Yalom’un dalgalanma (rippling) kavramı ile ilgili sözleri geldi. Yalom, Güneşe Bakmak: Ölümle Yüzleşmek adlı kitabına ilişkin bir söyleşisinde; bir kişinin başkaları üzerindeki etkisinin, o kişi öldükten sonra da yıllar, hatta nesiller boyunca devam ettiğini söyler.

"Sanırım, tıpkı bir taşın dalgalarını bir dereye bırakması gibi, biz de başkalarının içine doğru dalgalanarak yayılıyoruz. Bu da benim için bir teselli kaynağı. Bir nevi, bir anlamda, tamamen yok olma hissini ortadan kaldırıyor. Kendimizden bir parça, illaki bilincimiz olması gerekmez, ama kendimizden bir parça durmadan aktarılır ve böylece devam eder."

Güneş’in Nâzım üzerine yıllardır sürdürdüğü araştırmaya da böyle bir dalgalanma üzerinden bakmak mümkün. Güneş, Nâzım’ın yakın çevresinde kalan mektupları, fotoğrafları, belgeleri, yazıları, kişisel eşyaları ve başka izleri bir araya getirerek dağılmakta olan bir hafızayı su yüzüne çıkarıyor. Nâzım’ın hayatına dokunmuş insanların hafızalarında kalan izler yeni halkalarla genişliyor.

Nazım şiirleriyle ve ödünsüz sanatçı kimliğiyle kendi modern mitini yarattı. Bu sergi, soyut bir imgeyi aşarak; birçoğu ilk kez gün yüzüne çıkan belgeler, fotoğraflar, kişisel eşyalar ve tanıklıklarla o mitin arkasındaki insanı günümüze taşıyor.

Romantika, Nâzım Hikmet’in şair ve yazar kimliğinin yanı sıra ressamlığından senaristliğine, çizimlerinden animasyon senaryolarına, mektuplardan kartpostallara uzanan geniş bir malzeme dünyası içinde ele alınıyor. Her ziyaretçi bu sergide içine çekildiği bir alan bulabilir, Nazım’a kendi merakının açtığı kapıdan yaklaşabilir.

Sirk / Nazım Hikmet - Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı koleksiyonu

Kendi adıma en çok, Nâzım’ın 1960’lı yıllarda ünlü Sovyet animasyon stüdyosu Soyuzmultfilm bünyesinde üretilen animasyon filmleri için yazdığı senaryolardan, yaptığı sirk resimlerinden ve oğlu Mehmet Hikmet’e gönderdiği kartpostallardan etkilendim.

Nazım Hikmet'in oğlu Mehmet'e gönderdiği kartpostallar - Mehmet Hikmet arşivi

Hayvan fotoğraflarının bulunduğu bu kartpostalların arkasına oğluna yazdığı küçük, esprili notlar ve kartlardan oğlu Mehmet için kurgusal bir hayvanat bahçesi oluşturması, Nâzım’ın hayal gücünün gündelik bir nesneyi bile sanatsal anlatımının parçasına nasıl dönüştürebildiğini gösteriyor.

Nazım’ın Moskova'daki yaşantısına dair bazı videoları da ilk kez bu sergide görebiliyoruz. Vera’yla araba yıkarken çekilmiş  renkli bir video kaydı oldukça etkileyici. 

Nazım Hikmet Vera’yla araba yıkarken

Kalıcı müze tartışması

Şairin yaşamına dair yüzlerce belge ve kişisel eşyanın yer aldığı sergi, Türkiye'de kalıcı bir Nâzım Hikmet müzesi tartışmasını da yeniden gündeme getiriyor.

 
Romantika'nın küratörü M. Melih Güneş ve Gülay Kazancıoğlu

Serginin küratörü Güneş’e göre Moskova'dan getirilen özgün materyallerin sergi bitiminde yeniden yurt dışına dönmesi kültürel miras açısından kayıp olacak. Güneş, bu materyallerin Türkiye'de kurulacak kalıcı bir Nâzım Hikmet Müzesi'ne zemin hazırlamasını umut ediyor.

Nazım Hikmet'in Moskova'dan getirilen çalışma odası

Serginin Direktörlüğünü de üstlenen Folkart Kurumsal İletişim Direktörü Ünal Ersözlü de serginin açılış konuşmasında kalıcı müze ihtiyacını dile getirdi:

“Moskova’dan getirdiğimiz eserlerin, objelerin, belgelerin ve elyazmalarının önemli bir bölümü yıllardır büyük bir özenle korundu. Bu sergide bir arada gördüğümüz belgelerin ve terekenin, Türkiye’de kalıcı bir Nâzım Hikmet Müzesi kurulmasının gerekliliğini daha görünür kılmasını diliyorum.”

5 Ocak 2027'ye kadar açık kalacak sergininin kalıcı bir müzeye taşınması ve gelecek nesillere yayılan bir dalgalanma yaratması benim de hayalim.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler