Bilim insanları, insan türünün geleceğini ve nasıl evrimleşeceğini biyolojiden çok teknolojinin belirleyeceğini öngörüyorlar.
İnsanlar teknolojiyi biyolojilerine daha fazla entegre ettikçe; yaratıcılık ve karar verme gibi insanlara özgü olan özellikler için bile yapay zekaya yöneldikçe insan ve makine arasındaki sınırın bulanıklaşması kaçınılmazdır, deniyor.
Dolayısıyla yakın ya da uzak bir gelecekte, insanın nasıl bir görünüme sahip olacağı sorusunun yanıtı da bulanık olacaktır.
Yüz bin yıl veya bir milyon yıl gibi çok uzak bir geleceği öngörmek tümüyle spekülatiftir ancak teknolojik ve biyoenformatik verilerden hareketle yakın bir gelecekte insan görünümünün kaba bir resmini yapabiliriz.
10,000 yıl sonra
Örneğin 10,000 yıl sonra insan görünümü nasıl olacak?
Aslında bizim için 10,000 yıl da uzun bir zaman; çünkü bizler günümüzden 10 bin yıl öncesinin verilerine sahibiz. Bu verilere göre bu süreçte insanların boyu yaşadıkları coğrafyaya göre uzun veya kısa olurken, coğrafyanın aynı zamanda saç ve ten rengini de belirlediğini biliyoruz.
Ancak günümüzün teknolojik atmosferinde 10,000 yıl sonrasının insan görünümünü yaşanılan çevresel koşullarla açıklamak yeterli değil. Hatta bu değişim çok daha kısa bir zaman diliminde de gerçekleşebileceğinden 1000-10,000 yıl arasında olarak ele almak çok daha doğru olacaktır.

Geçmişte olmayan implant teknolojisinin bugün insanın beden gelişimi ve sağlığında çok önemli bir yeri var. İnsan genetiğinde bir değişime neden olmasalar da kalp pili veya kalça implantları gibi birçok implant vücudun onarımında kullanılıyor. Dahası beyin implantları, farklı renk frekanslarını algılayabilen kameralı yapay göz gibi yüksek teknolojik ürünler de bu kapsamda insana sunuluyor.
Ancak çevresel koşulları da tümüyle yok sayamayız. Başta iklim değişikliği olmak üzere küresel çapta insan hareketliliği de insanın görünümünü etkileyecek faktörler olarak karşımızda. Yoğun küresel etkileşim ve melezleşme sonucu daha koyu bir ten rengine sahip olunacağı; hatta birkaç nesil sonra ortalama bir insanın ten renginin şimdikinden daha koyu olacağı bir öngörünün ötesinde neredeyse kesin gibi.
Ekran karşısında uzun zaman geçirilmesi ve beraberinde hareketsiz yaşam, kas kütlesinde azalmaya ve iskelet yapısının zayıflamasına neden olurken yoğun zihinsel aktiviteler daha büyük bir kafa yapısını işaret ediyor.
Yani 10,000 yıl içinde implantlarla destekli, iri gözleri olan koyu tenli, koca kafalı ama çelimsiz görünümlü varlıklar olarak resimlenebiliriz.
Uzak gelecek?
Varsayalım ki insan, çok daha uzak bir gelecekte ama hala Dünya gezegeninde yaşıyor olsun. Uzaya açılma şansı olmamış ve muhtemelen aşırı bir nüfus kalabalıklığı içinde hala bu gezegende yaşıyor isek daha az enerji ile yaşamı sürdürmeye zorlanmamız kaçınılmazdır. Bunun sonucunda insan daha küçük bedenlere sahip olacak şekilde evrimleşecek; buna karşın büyük bir kafa ve aşırı büyük gözler ile görünümümüz üzerinde teknolojinin katkısı kendisini mutlaka gösterecektir.

Ancak farklı görüşler de var. Gen teknolojisinin etkisiyle insan görünümünün çok daha farklı olacağı belirtiliyor. Bu görüşü paylaşanlar insan görünümü üzerinde en büyük etkinin gen teknolojisi yoluyla gerçekleşeceğini söylüyorlar.
Günümüzde bile bilim insanları bir embriyonun genlerini değiştirecek teknolojiye sahiptir ancak bugün için etik veya yasal olarak kabul edilmeyen bazı uygulamaların gelecekte serbestçe yapılması muhtemeldir. Örneğin, ebeveynler bebeklerinin özellikleriyle ilgili seçim yapma şansına sahip olabilirler ve bunun sonucunda daha uzun boylu, daha sağlıklı, hastalıklara daha dirençli bir insan nesli ortaya çıkabilir. Bu bir tür “düzenlenmiş evrim” olarak tür çeşitliliğini de ortadan kaldırabilir.
Peki ya uzay?
Varsayalım ki insanın uzaya açılma ve kolonileşme çabası sonuç vermiş olsun. Mars’ta kolonize olmuş durumda varlığımızı sürdürebilme şansına erişirsek farklı bir görüntüye de sahip olacağımız bir öngörü olmanın ötesine geçebilir.

Bu durumda yerçekimi ve aşırı soğuk gibi çevresel koşullar insan görünümü üzerinde fazlasıyla belirleyici olacaktır. Yerçekiminin azlığının insan vücudundaki kasların yapısını değiştirmesi ve iskelet sistemi üzerinde olumsuz etkileri kuvvetle olasıdır. Belki daha uzun kollarımız ve bacaklarımız olacaktır. Manyetik alan ise başlı başına bir problem ve dolayısıyla kozmik ışın tehlikesi de insan neslini tehdit eden unsurlar arasındadır; Buzul Çağı gibi soğuk bir iklimde nasıl bir görünüm kazanacağımız ise artık bilim kurgu tadında bir tanım gerektiriyor.
Bunların hepsi varsayımsal ama yine de bize gelecekte nasıl görüneceğimize ilişkin bir fikir verebiliyor.
Biliyoruz ki günümüzde, yoğun insan hareketliliği ve mutasyonlar yardımıyla insanın genetik çeşitliliği artmaya devam ediyor. Ancak bunun zamanla azalacağını, uzak bir gelecekte bu çeşitliliğin daha da azalarak nihayetinde herkesin aynı görünüme sahip olma olasılığının çok yüksek olduğunu şimdiden söyleyebiliriz!
Kaynakça:
https://www.peterjoosten.org/future-humans-evolution/
https://www.bbcearth.com/news/what-will-humans-look-like-in-a-million-years


