Çarşamba günü (14 Ekim) sabahın körü. Güneş doğmamış yani. Malum, sabah ezanı artık güneşin doğuşundan 1 saat önce okunuyor. Biri dışında müezzin sesleri berbat. Üstelik o da selatin camii. Her zamanki rotada yürüyorum. Yazıyı bitirmişim, bir final cümlesi düşünüyorum sadece. Yağmur hafif arttı. Kafayı kapatayım derken, telefonda bir mesaj sesi. Haydaa bu saatte! Bir baktım, Halk TV’ye kayyım atanmış ve yayın durdurulmuş!
İlk aklımdan geçen -yalan yok-, “gitti bizim yazı” oldu tabii. Şimdi oturup yeni yazı yazacağız mecburen. İkinci aklıma geleni de twitter’a yazdım eve gelince: “Halk TV’nin başına KK gelsin”. Gerçekten de özellikle son 6 ayda yaşananlar, daha öncekileri aratmasa da fark atıyor. Tele1, T24 ve şimdi de Halk TV; bu arada sosyal medyada faaliyet gösteren irili-ufaklı birçok haber sitesi. Son yolsuzluk haberlerini yapan ve ayağında kelepçeyle ev tipi cezaevinde oturtulan gazeteciler… Bunlara karşın, FBSK hanım başta olmak üzere “dokunulmazlığı bulunan” çeşitli isimler…
Aslında internete ve sosyal medyaya toptan bir erişim yasağı getirilse, siyasi iktidar için çok daha isabetli olur. Ne öyle tivıtır-mivıtır. Üstelik maliyetler de düşer. O kadar güvenlik görevlisi, bürokrat, denetçi, vesaire de rahat eder. Kendi açıklamalarını tek kanaldan yaparsın. Zaten bol miktarda yandaş TV kanalı falan da var; oh, mis!
Malum, son yolsuzluk ve fon skandallarıyla siyasi iktidarsızlık bir anlamda tescil edilmiş oldu. Zaten bir süredir yani özellikle “barış süreci” ile birlikte “tek millet, tek devlet, tek bayrak” pozisyonunu da gömmüş ve unutmuş hâldeyiz. Uzun yıllardır Türk milliyetçiliğiyle geçinen siyasi oluşumlar bile artık Apo Bey’in rezidans ihtiyacından bahsettiği için, geldiğimiz noktada sansürü şiddetlendirmek kaçınılmaz. Kimi yandaş isimlere, kalemlere, hattâ iktidar partili siyasilere dahi “çüş artık” dedirten gelişmeler, şüphesiz muhafazakâr Türk seçmenlerini de etkiliyor. Onlar da artık “bunlar nasıl muhafazakâr ya! Hiçbir değeri muhafaza etmiyorlar” diyor.
Belediyelere çökerek son kalan gelir kanallarını da kendinize bağlasanız, nereye kadar? “Konuşmalarını gerçekleştirdiler, teşrif ettiler, evlatlarımızın saçlarını okşadılar, sağ elini yüreğinin üzerine koyarak selam verdiler, kendini bilmezlere haddini bildirdiler”le nereye kadar? Gittiği yere kadar tabii. Ancak şu var: yol bitince ne olacak? Bir de bu işlerin öbür tarafı yani öbür dünyası, kabir azabı yok mu? Yoksa inanç da, artık kimileri için “fonda” kalmış sisli bir görüntü mü?
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


