Ülkemizde son 10 yıla damgasını vuran bir çok kişi, siyasetçi, hadise, gelişme var. Peki bu zamana damgasını vuran kelime hangisi? Hattâ arka arkaya iki defa söylenmesi daha yaygın: “aynen aynen”. Bunun yanına “gayet normal bi olay”, “yani senin anlayacaan”, “adam ba-yıl-dı”, “öpüyorum seni, baay” ve kimi diğer 1. tekil şahıs şişinmeleri de ekleyebiliriz: “ben bağzı şeyleri net yaşadım” veya “bende bişi bittiği zaman gerçekten biter”.
Günümüzde artık eşeği de balı da neredeyse tükendiği için, dilimizi sokacak arı yok. Yazılarda giderek çok daha sık kullanılan suni zeka biraz daha gelişse de; günlük hayatta, evde, sokakta, kahvede, okulda, iş yerinde bizim yerimize, bizim adımıza da konuşsa! Biz de o sırada telefonumuza bakmaya devam ederiz.
Zaten bilindiği gibi artık sadece telefonlar değil, giysiler de akıllı. Hâli-vakti yerinde kardeşlerimiz bu sıcaklarda klimalı-soğutmalı kıyafetleri tercih ediyor. İstanbul’da özellikle son 1 aydır, güneş battıktan doğana kadar geçen sürede rutubet oranı yüzde 90’ın üzerinde. Vantilatör artık demode olduğu ve “soğutmadığı” için birçok evde klima çalışıyor. Peki bu cihazların atık suyu nereye damlıyor? Kaldırımdan yürüyenlerin kafasına! Çok az kişi klimanın giderini tahliye borusuna bağlatmış. Tabii gayet büyük politik-ekonomik meselelerimiz varken, bu gibi gündelik durumlar gayet sıradan ve önemsiz.
En önemli sayılan gelişme, “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin kabul edilmesi oldu. Bu çerçeve yasanın uygulanmasına yaklaşık altı ay sonra başlanacak. İnsan öldürdüğü sabit olan terorist belki içerden çıkamayacak ama, bu emri ayaklara veren büyük başlar serbest kalacak görünüyor. Yenisi, eskisi, akı, karası, demlisi, neredeyse bütün kardeşlerimiz bu çay partisinde biraraya geldi; birlik-beraberlik mesajları verildi. Artık “hep beraber” en uygun zamanda İran dolaylarına doğru hareket-harekat için pek bir engel kalmadı; desek de “küçük” bir problem var: Karadeniz’i adeta bir Rus gölü hâline getiren kuzeydeki abi. Karadeniz’deki son gelişmelerle birlikte, artık bölgede kıyı balıkçılığı, yani kamışla karadan avlanma dönemine geçiyoruz sanki. Hamsiler yaşadı!
Tabii bu durumları protesto eden siyasetçiler de yok değil-değildi ama, adı üzerinde onlar siyasetçi. Sadece tek bir hadise gerçekten yürek parçalayıcı idi. Gelişmeleri protesto için yürüyüş yapmak isteyen, kimi protez bacaklı Güneydoğu gazilerinin karşısına kolluk kuvvetlerinin çıkarılması. Bu görevli genç polisler arasında kimilerinin gözyaşlarını tutamaması. Salt duygusal bir an değil bu. Şehidine, gazisine sahip çıkmak konusunda yüzyıllardır berbat sınavlar vermiş biz Türklerin de dinmeyen acısı. Herşeye rağmen, umudumuz o gözyaşlarında.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


