İğneden ipliğe, siyasetten mücadeleye: Mehdi Zana

İğneden ipliğe, siyasetten mücadeleye: Mehdi Zana

Fatsa’da Fikri Sönmez, Diyarbakır’da Mehdi Zana… İki terzi, iki belediye başkanı, iki ayrı kent ve benzer acılarla örülmüş iki hayat. Amasya Cezaevi’nde, diğeri yıllarca cezaevleri ve sürgün yollarında bedel ödedi. Geride ise mücadeleleri, tanıklıkları ve onurlu duruşları kaldı. Kürt ve Türk halklarının hafızasında yaşayacaklar...

İğneden ipliğe, siyasetten mücadeleye: Mehdi Zana
Mehdi Zana ve Leyla Zana

Fatsa’da Fikri Sönmez gibi, Diyarbakır’da da Mehdi Zana terzilikten belediye başkanlığına uzanan onurlu bir mücadeleyi ve yaşamı ardında bıraktı.

1940 doğumlu Mehdi Zana, 1977 yılında bağımsız aday olarak Diyarbakır Belediye Başkanlığını kazandı. 1938 doğumlu Fikri Sönmez ise iki yıl sonra, 1979’da, bağımsız aday olarak Fatsa Belediye Başkanı seçildi.

İki ayrı kentte, iki ayrı hayat hikâyesinde birbirine benzeyen bir kader vardı. İkisi de terzilikten belediye başkanlığına uzanan bir yol yürüdü; halkın desteğiyle, bağımsız olarak belediye başkanı seçildi ve ardından siyasi mücadeleleri nedeniyle ağır bedeller ödedi.

Fikri Sönmez, 12 Eylül askeri darbesinin ardından tutuklanarak cezaevine konuldu ve 4 Eylül 1985’te, Amasya Cezaevi’nde henüz 47 yaşındayken hayatını kaybetti. Hayatının çeşitli dönemlerinde toplam 16 yıl hapis yatan Mehdi Zana’yı da önceki gün kaybettik.

Diyarbakır eski belediye başkanlarından ve Kürt siyasetinin önemli isimlerinden Mehdi Zana, Diyarbakır’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. 1977’de bağımsız aday olarak Diyarbakır Belediye Başkanlığına seçilen Zana’nın yaşamı; siyaset, cezaevi ve sürgün yıllarıyla geçti.

1940 yılında Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde dünyaya gelen Mehdi Zana, ortaokul yıllarında öğrenimini yarıda bırakarak terziliğe başladı. Mustafa Aydınak’ın yanında çıraklık yaptı. Yaklaşık bir yıl sonra Tevfik Dabakoğlu’nun yanında çalıştı. Ardından dönemin tanınmış Kürt aydınlarından Niyazi Tatlıcı’nın, bilinen adıyla Niyazi Usta’nın yanında kalfa olarak çalışmaya başladı. Zana, ustalaştıktan sonra Niyazi Usta ile ortak oldu.

Mehdi Zana

Fikri Sönmez, Numan ustasından, Mehdi Zana da dönemin Kürt aydınlarından Niyazi ustasından çıraklıktan başlayıp öğrenmiş terziliği. İki terzihane de 1960-80 arası sol görüşlülerin gidip geldiği bir yer olmuş. Çıraklıklarında tanışmışlar sol fikirlerle. İkisi de dönemin TİP’ine üye. Sönmez Fatsa ilçe başkanlığı yapar, Zana da Silvan ilçe başkanlığı. 

Niyazi Usta’nın terzihanesi yalnızca elbise dikilen bir yer değildi. 1960’larda Türkiye İşçi Partisi (TİP) çevresinin ve Kürt aydınlarının buluştuğu, sosyalizmin ve Kürt meselesinin tartışıldığı bir merkez hâline gelmişti. Zana’nın siyasi düşüncesinin şekillenmesinde de bu terzihanenin önemli bir rolü oldu.

Niyazi Usta daha sonra dükkânını Diyarbakır’a taşıdı. Ar Pasajı’ndaki terzihane, Diyarbakır’a gelen solcu ve Kürt siyasetçilerin uğrak noktalarından birine dönüştü.

Niyazi Usta’nın terzihanesi, Zana için yalnızca mesleğini öğrendiği bir yer değil, aynı zamanda ilk siyaset okulu oldu. Terzi çırağı olarak girdiği bu çevrede TİP, sosyalizm ve Kürt meselesiyle tanışan Zana, 1963’te Türkiye İşçi Partisi’ne katıldı ve daha sonra partinin Silvan ilçe başkanlığını üstlendi.

Kürt siyasi hareketi içindeki faaliyetlerini ilerleyen yıllarda da sürdüren Zana’nın siyasi yolculuğu, 1977’de Diyarbakır Belediye Başkanlığına kadar uzandı. 1957-1977 yılları arasında Niyazi Usta’nın yanında çalışan Zana, Bekle Diyarbakır kitabında terzihaneyi şöyle anlatıyordu:

“Bizim dükkân o zamanlar tam bir kültür merkeziydi… Neler konuşulmazdı, neler… Kürt isyanları anlatılır; tartışmalar yapılır, övgülere, yergilere girilir; olasılıklar üzerinde durulurdu.”

Leyla Zana ve Mehdi Zana 

Zana’nın siyasi yaşamındaki en önemli dönüm noktası 1977 yerel seçimleri oldu. Diyarbakır Belediye Başkanlığı için bağımsız aday olan Zana, seçimleri kazanarak belediye başkanı seçildi. Herhangi bir siyasi partinin desteği olmadan elde ettiği bu seçim başarısı, Zana’yı yalnızca Diyarbakır’da değil, Türkiye siyasetinde de dikkat çeken isimlerden biri haline getirdi. Belediye başkanlığı görevi 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar sürdü.

12 Eylül darbesinin ardından görevden alınan Mehdi Zana tutuklandı. Ağır işkence ve insan hakları ihlalleriyle gündeme gelen Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde kaldı ve burada işkence gördü. Sonraki yıllarda Aydın, Afyon ve Eskişehir cezaevlerine de gönderildi. Farklı dönemlerdeki tutukluluklarıyla birlikte yaşamının önemli bir bölümünü cezaevlerinde geçirdi.

Özellikle Diyarbakır Cezaevi’nde yaşadıkları, Zana’nın hayatında derin izler bıraktı. 12 Eylül döneminde cezaevinde yaşananları daha sonraki yıllarda kaleme aldığı kitaplarında anlattı. Bekle Diyarbakır, Vahşetin Günlüğü, Sevgili Leyla, Zelal – Yeniden Doğuş ve Diyarbakır 5 No’lu Zana’nın tanıklıklarını aktardığı eserler arasında yer aldı.

"Terzi Fikri" olarak anılan Fikri Sönmez, Fatsa Belediye Başkanı'yken 12 Eylül darbesinden önce 11 Temmuz 1980'de yapılan askerî operasyonla görevinden alınarak tutuklandı, 4 Mayıs 1985'te cezaevinde hayatını kaybetti.

1990’lı yıllarda siyasi faaliyetleri ve açıklamaları nedeniyle hakkında yeniden davalar açılan Zana, Türkiye’den ayrılarak Avrupa’ya yerleşti. Uzun yıllar İsveç’te yaşayan Zana, 2004 yılında Türkiye’ye döndü. Dönüşünün ardından da Kürt meselesine ilişkin açıklamalar yapan Zana, sorunun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesini savundu.

Mehdi Zana, Türkiye’nin ve Kürt siyasetinin en tanınmış isimlerinden biri olan Leyla Zana ile 1975 yılında evlenmişti.

Terzilikten siyasete atılan, 1977’de bağımsız aday olarak Diyarbakır Belediye Başkanlığına seçilen, 12 Eylül döneminde cezaevine giren ve uzun yıllar sürgünde yaşayan Mehdi Zana, Diyarbakır’ın yakın siyasi tarihine damga vuran isimlerden biri olarak ardında uzun bir siyasî mücadele ve tanıklık bıraktı.

Fatsa’da Fikri Sönmez, Diyarbakır’da Mehdi Zana… İki terzi, iki belediye başkanı, iki ayrı kent ve benzer acılarla örülmüş iki hayat. Amasya Cezaevi’nde, diğeri yıllarca cezaevleri ve sürgün yollarında bedel ödedi. Geride ise mücadeleleri, tanıklıkları ve onurlu duruşları kaldı. Kürt ve Türk halklarının hafızasında yaşayacaklar.

Serê gelê Kurd sax be. 

 


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler