ABD’nin Atina büyükelçisi affını istedi; Trump’ın siyasi inişi yaklaşıyor

ABD’nin Atina büyükelçisi affını istedi; Trump’ın siyasi inişi yaklaşıyor

Trump muhtemelen 3 Kasım ara seçimlerinden sonra “topal ördek” haline gelerek inişe geçecek. Bu yüzden makus kaderini değiştirmek için her düğmeye telaşla basmakla meşgul. Çok geç ama, Trump’ın bir şekilde seçmene bir başarı hikâyesi sunması gerekiyor. Bu yüzden bir yandan iç piyasada akaryakıt fiyatlarını düşürmek için Rusya üzerindeki ambargoları hafifletmeye çalışıyor, bir yandan da Ukrayna’ya yapılan istihbarat akışını durdurarak ve Starlink’in hızını kestirerek Zelensky’i teslim olmaya zorluyor. Ama nafile, Rusya ambargolarını hafifletmesine karşı Kongre’de güçlü bir muhalefet var

ABD’nin Atina büyükelçisi affını istedi; Trump’ın siyasi inişi yaklaşıyor

Trump’ın Atina büyükelçisi

T24 erişim yasağı, Halk TV’ye kayyım atanması, tutuklanmalar, yayın durdurmalar, fon skandalı derken ülkenin üzerine çöken karanlıktan çevremizde olan bitenle yeterince ilgilenemiyoruz. Oysa dış dünya bizi beklemiyor. İran’da, Ukrayna’da, Yemen’de ve Avrupa’da bizi çok yakından ilgilendiren gelişmeler oluyor. 

Bunlardan en magazinseli üç gün önce ABD-Atina hattında yaşandı. ABD’nin Atina Büyükelçisi Bayan Kimberly Guilfoyle daha bir yılını doldurmadan görevden alındı. Dudağı şişkin, dekoltesi bol ve Donald Jr. Trump’ın eski nişanlısı olmak gibi önemli bir meziyeti bulunan bu hanımefendi Atina’ya geldiğinden beri gece hayatına düşkünlüğü ve skandallarıyla Yunan magazin basınına cömertçe malzeme veriyordu. Teşbihte hata olmaz, baba Papandreau’nun Liani’sinden bu yana Yunan basını böyle verimli bir maden yakalamamıştı.

Ama hakkını vermek lazım, Büyükelçi Guilfoyle asla boş bir şahsiyet değil. Daha önce San Fransico’da savcılık yapmışlığı var. Bu özelliği nedeniyle Demokratların başkan adayı Kamala Harris’le benzerlikler taşıyor.  Daha sonra da Trump gibi ulusal bir televizyon kanalında (Fox) program yapmış. Guilfoyle’ün bir başka dikkat çeken meziyeti şimdiki Demokrat Kaliforniya Valisi Gavin Newsom’un eski eşi olması. Yani kendine partner seçerken hep siyasi elitleri tercih etmiş.  Guilfoyle büyükelçiliğe atanmadan önce ise Trump’ın seçim kampanyasında aktif rol almış. Fakat Donald Jr. ondan vaz geçip bir başkası ile evlenince, Trump Atina’ya Büyükelçi atayarak belki gönül acısını dindirmek istemiş, belki de aile sırlarını yakından bilen birini yanından uzaklaştırmaya çalışmış. Rivayet muhtelif. 

Guilfoyle’ün görevden alınmasında muhtemelen bardağı taşıran son damla Dışişleri Bakanı Marco Rubbio’nun son Atina ziyareti oldu. Oysa o zamana kadar özellikle Wall Street Journal gazetesi Guilfoyle’ün skandallarını bir süredir yazıyordu. Büyükelçi’nin haddini aşarak Yunanistan Enerji Bakanı’na göreve ilk başladığı günlerde Amerika’nın isterse Yunan hükümetini kolayca düşürebileceği tehdidinde bulunması (Mitsotakis’in bu tehdidi yutup sesini çıkarmaması da ayrı konu) başlı başına bir siyasi skandaldı. Dahası, göreve başlamadan önce bir Trump bağışçısından para sızdırması ve görevi boyunca ondan para almaya devam etmesi ve nihayet bir Yunan iş adamından Washington’da onun lehine lobi yapması karşılığında hediye ve maddi çıkar elde etmesi, basında aleyhinde dile getirilen iddialar arasındaydı. Ama hem Trump hem Rubio yakın zamana kadar Atina’ya yaptıkları siyasi atamanın arkasında durdular.

Kimberly Guilfoyle ve Donald Trump

Rubio’nun Atina konuşması

Rubio’nun geçtiğimiz hafta Atina’yı ziyaret nedeni Trump sonrası başkan adaylığının işaret fişeğini ateşlemek ve siyasi vizyonunu dünyaya duyurmaktı. Koreografisi iyi çalışılmış bir konuşmada Rubio Atina Akropol’ünü arkasına alarak eski Yunan uygarlığına methiyeler düzdü. Konuşmasında, Batı uygarlığının eski Yunan, Roma, Hristiyanlık, Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu ve İngiltere’ye dayandığını, Amerikan devriminin bunların tümünün devamı ve bayraktarı olduğunu, bugün bazı Avrupa ülkelerinin (kasıt İngiltere, Fransa, Almanya) batı değerlerinden uzaklaştığını, Trump önderliğindeki ABD’nin ulusal ve dini değerleri önceleyip sahip çıktığını, Avrupa’nın bir kırılma anı yaşadığını, ya özüne döneceğini ya da yok olacağını, ABD’nin Batı uygarlığının yeniden dirilmesi için liderlik yapmaya hazır olduğunu ifade etti. Rubio’nun yukarıda kabaca özetlemeye çalıştığım konuşmasında söylemediği ama satır aralarından pek ala okunabilen şey, Trump sonrasında ABD’nin liderliği için hazır olduğuydu. 

Rubio’nun konuşmasında Mısır, İran, Çin, Hint ve İslam uygarlıklarından bahsetmemesi birçok çevreyi rahatsız etti. Ayrıca verdiği kimi örnekler isabetsizdi. Örneğin I. Xerxes’in komutasındaki Pers ordusunun MÖ 480 yılında Akropol’ü yakıp yıkmasını eleştirirken herhalde bugünkü İran savaşıyla paralellik kuruyordu. Mollaların yönetimindeki İran Batı karşıtı olabilir ama bugün İsrail’in ve ABD’nin elinde yakılıp yıkılan Batı ülkeleri değil, başta Gazze ve İran olmak üzere, Orta Doğu ülkeleri.

Rubio Batı’nın kahramanları arasında Büyük İskender’den bahsetti. Büyük İskender’in tarihteki rolü gerçekten önemlidir. Dünya uygarlığını onun kadar şekillendiren pek az lider vardır. Ama hiçbir şey İskender’in III. Darius’u yendikten sonra Persepolis’i sırf şan ve intikam olsun diye yakıp yıkmasını affettiremez. Keşke Rubio bundan da bahsedebilseydi. Persepolis’te İskender tarafından yapılanlar, tarihte Moğollar tarafından Bağdat’ta ve Haçlılar tarafından o günkü Konstantinopolis’te yapılanlarla kıyaslanabilir.

Rubio’nun İskender, Sezar, Şarlman gibi önemli  gibi şahsiyetler arasında İspanyol Cortez’den bahsetmesi ise zorlamaydı. Herhalde Cortez’in adını kendi Latin kökleri dolayısıyla anma ihtiyacı duydu. Hernan Cortez tarihte bugünkü Meksika’daki Aztek uygarlığına son veren ve gittiği her yerde kitle katliamları yapıp bu ülkeyi soyan kanlı “Conquistador” (fatih) olarak bilinir. Dünya uygarlığına katkı sunan bir kahraman olarak değil. Tarihi sübjektif amaçlarla çarpıtmak Rubio’ya yarar sağlamaz.

Kimberly Guilfoyle ve Rubio

Rubio’nun dünyasında Türkiye’ye yer yok

Diğer taraftan Rubio’nun Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’ndan ve Şarlman’dan bahsetmesi anlamlıdır. Bugünkü AB’nin birleşik Avrupa ülküsü için Şarlman’dan ilham almaya çalıştığı biliniyor. Ama Şarlman Katolikliği temsil eden bir liderdi. Onun Katolik Avrupası, merkezinde Konstantinopolis olan Ortodoksluktan ayrılıyordu. Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nun yönetimi daha sonra Habsburg hanedanı altındaki Avusturya’ya geçti. O Avusturya ise hepimizin bildiği gibi Osmanlı’nın batıdaki karşıtı idi. Rubio NATO üyesi ve ABD’nin yakın müttefiki Türkiye’yi Batı’nın dışında bırakarak ayrımcılık yaptı. İktidara gelirse Biden gibi Türkiye’ye tavır alarak Yunan muhipliği yapacağı çok açık. Ankara Batı uygarlığının dışında tutulmasından pek rahatsız olmaz ama, Rubio’nun Yunan muhipliğini de kabul etmez. Trump sonrası Türk-ABD ilişkileri yeniden gerilebilir. 

Rubio’nun konuşmasında Aşil’in kahramanlığına övgüler düzmesi sadece Yunanlılara atılmış çiçek değildi. Yarı tanrı Aşil’in, Agamennon’un ve Odeseyus’un yaptıkları Troya’nın kişiliğinde Anadolu’yu dize getirmekti. Rubio Aşil’i överken bunu düşündü mü acaba? Oysa İskender Pers istilacıları Anadolu’da yenerken sadece Yunanistan için savaşmamıştı. İskender Anadolu’yu da özgürleştirmişti. Buradan Cevat Şakir, Sabahattin Eyüpoğlu ve Azra Erhat gibi Türkiye’nin yüz akı aydınlara bir selam yollayarak vurgulayalım, Troya, Hektor ve Priamus da İskender’in kurtardığı Sardis (Lidya), Efes, Milet ve Halikarnassos ile Kraliçe Ada da, veya İskender’in fethedemediği Termessos da, kördüğümü keserek dünya hakimi olmak istediğini ortaya koyduğu Frigya’nın Gordiyon’u da bizim tarihimizin parçalarıdır ve hepsi kültür mirasımızdır.  Bu arada Rubio’ya küçük bir hatırlatma: Amerikan anayasasının yazıldığı Philadelphia’nın aslı Yunanistan’da değil Anadolu’dadır (Alaşehir-Manisa).

Büyükelçi gitti ama kavga bitmedi

Belki konudan saparak Rubio’nun konuşmasına bu kadar önem vermek gereksizdi, çünkü Rubio’nun konuşması bir ölçüde büyükelçi Guilfoyle’ün skandallarının gölgesinde kaldı. Rubio bu yüzden küplere binmiş ve Washington’a döndükten hemen sonra Trump’ı ikna ederek görevden alınmasını sağlamış olabilir. Yeni basın sözcüsü Zacharia ilk basın toplantısında Guilfoyle’ün istifasının istendiğini açıkladı. O da istifa etti. Yani başlıkta yazıldığı gibi Büyükelçi görevden affını istemedi. Trump ne kadar dünyaya hükmettiğini zehabına kapılırsa kapılsın, bizdeki tek adam rejiminin ulaştığı hikmeti hiçbir zaman elde edemeyecek. Bizde istifa yok, ancak lider affederse görevden ayrılınabiliyor. 

Trump’ın dışarıdan büyükelçi atamalarının ne kadar isabetli olduğunu Ankara Büyükelçisi’nden de biliyoruz. Ama bu sadece Büyükelçi atamalarına has bir durum değil. Son basın sözcüsü ataması da başını ağrıtmaya başladı zira yeni basın sözcüsü Katie Zaharia’nın gerçekten avukat olup olmadığı tartışılıyor. Adı geçenin iddia edilenin aksine baro sınavını kazanıp kazanmadığı ve bir baroya kayıtlı olup olmadığı açık değil. Bizdeki hikâyelere ne çok benziyor değil mi? Diploması meçhul yetkililer, değerleri kendinden menkul dışarıdan atama büyükelçiler vs. vs.

Trump muhtemelen 3 Kasım ara seçimlerinden sonra “topal ördek” haline gelerek inişe geçecek. Bu yüzden makus kaderini değiştirmek için her düğmeye telaşla basmakla meşgul. Çok geç ama, Trump’ın bir şekilde seçmene bir başarı hikâyesi sunması gerekiyor. Bu yüzden bir yandan iç piyasada akaryakıt fiyatlarını düşürmek için Rusya üzerindeki ambargoları hafifletmeye çalışıyor, bir yandan da Ukrayna’ya yapılan istihbarat akışını durdurarak ve Starlink’in hızını kestirerek Zelensky’i teslim olmaya zorluyor. Ama nafile, Rusya ambargolarını hafifletmesine karşı Kongre’de güçlü bir muhalefet var. Aynı muhalefet Ukrayna üzerindeki baskılar için de geçerli. Üstelik Rusya ne kadar saldırırsa saldırsın Zelensky’e boyun eğdirmesi mümkün değil.

Trump’ın bir hayali de İran’ı ve Husileri yenilgiye uğratmaktı. Ancak İran’ın şimdiye kadarki direnişi nedeniyle büyük bir savaşı göze almadıkça bunun mümkün olmadığı artık anlaşıldı. Trump’ın İran’la masaya oturmak ve taviz vermek zorunda kalacağı kesin gibi. Ara seçimlerden sonra bu yönde gelişmeler görebiliriz. Husileri ise merkezinde Suudiler olan Mekke Paktı’na havale etmiş gibi görünüyor. Bakalım dostu Erdoğan o istedi diye savaşa giremeye razı olacak mı? Trump’ın 3 Kasım’da yenilgi alması durumunda Erdoğan üzerindeki ikna gücünü kaybedeceği çok açık. Diğer taraftan, MHP liderinin Suudi Arabistan’a asker gönderilmesini savunmasına rağmen TBMM’den bu yönde onay alınması kolay olmayacak. İktidar yeni bir 1 Mart vakasıyla karşılaşmak istemeyecektir.

3 Kasım’da Trump yenilse de yenilmese de seçimlerden hemen sonra hem Demokratların hem Cumhuriyetçilerin arasında çok çekişmeli bir adaylık mücadelesi yaşanacağı kesin. Cumhuriyetçilerde iki isim öne çıkıyor: Dışişleri Bakanı Rubio ve Başkan Yardımcısı J. D. Vance. Buna karşılık Demokratlarda bazı isimler ortada dolaşsa da öne çıkan bir isim henüz yok. İster misiniz Atina’dan kovulan büyükelçi Kimberly Guilfoyle’ün eski eşi Kaliforniya Valisi Newsom Demokratların adayı olsun?


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler