Küçük, minik bir odada yaşamak

Küçük, minik bir odada yaşamak

Herkesin koşulları, öncelikleri ve istekleri farklı. Çevremizden bize ne yapmamızın iyi olacağını söyleyenler kendi perspektifinden bakıyor ve neye ihtiyacımızın olduğunu bizden iyi bilemiyorlar

Küçük, minik bir odada yaşamak
The Dream (The Bed) / El sueño (La cama), 1940, Frida Kahlo

T24’te Berfin Özcan’ın ev arkadaşı arayanlarla ilgili haberini okurken kendimi uzun uzun ilanlardaki detaylara bakarken buldum.

Doğduktan sonra 18 yaşıma kadar ailemle yaşadım. Daha sonra üniversite yurdunda kaldım. Özel bir üniversitenin konforlu bir yurdu idi. Oda arkadaşlarım konusunda şanslıydım.

Mezun olunca iş hayatına ailemin olmadığı bir şehirde, İstanbul’da devam ettim. Bu sırada çocukluk arkadaşım ve onun ev arkadaşları ile yeni bir yolculuğa çıktım.

Sonra evlendim, yine ortak bir ev. Boşandıktan sonra zaten şaşırdım kaldım.

İş yerinden bir arkadaşım, “Artık kendi evine çıkmalısın, büyüdün, başkaları ile yaşayamazsın” gibi şeyler söyledi. Öyle yapayım, dedim.

Fakat yıllar sonra şunu anladım: Herkesin koşulları, öncelikleri ve istekleri farklı. Çevremizden bize ne yapmamızın iyi olacağını söyleyenler kendi perspektifinden bakıyor ve neye ihtiyacımızın olduğunu bizden iyi bilemiyorlar.

Tek başıma yaşadığım evlerden bazılarında rutubet vardı. Bu evlerin civarında kitapçıların ve kafelerin olması, şehir merkezinde olmam ise bana iyi geliyordu.

Sonra bursla Brighton’a yüksek lisans yapmaya gittim. Yurt çıkmadı.

Bir web sitesinden bazı ev sahiplerine ulaştım. Tatlı mı tatlı iki kadınla güzel günler geçirdim orada. Ufak tefek zorluklar da oldu. Mesela bakır cezvemle kahve yapmak istemiştim. Ev sahibimiz kırmızı ışınla çalışan dokunmatik ocak için endişelenmişti. Ben de o eve ait minik bir tencerede kahvemi yapmaya başlamıştım. Tüm sene boyunca buna benzer bir iki olay yaşamışızdır. Muhteşem anılar biriktirdik.

Türkiye’ye dönüş vakti geldiğinde, zaten sıklıkla görüştüğüm bir arkadaşımla birlikte yaşamayı başardık. Birlikte Covid atlattık. Bir elin parmağını geçmeyecek kadar sıkıntılı an oldu. Kocaman şişedeki ev yapımı sirkeyi kırmıştım. Bunun için ne kadar özür dilesem az. O günlerimizi özlüyorum.

Şimdi yine İngiltere’deyim; küçük, minik bir odam var.

Bazen içim sıkılıyor, o zaman dallarından böğürtlen topladığım su kenarındaki evimizin bahçesine çıkıyorum. Yemek yapıyorum. Yürüyorum. Kütüphaneye gidiyorum.

İngiltere’de kaldığım başka evlerde diş ipi kullanıp bunu lavabonun kenarında unutan ya da mutfakta karşılaşmak istemediğim kişilerle ev paylaştığım oldu doktoramı yaparken.

Yine de şu yaşam yolculuğunda eğer ki koşullarımız kapitalizmin ‘gel gel’ yaptığı dünyaya elverişli değilse, diğer yollar felaket senaryosu olmayabilir.

Birlikte yaşamak sadece kan bağı olan kişilerle olmak zorunda da değil. Çocuklarınız ve eşinizle aynı evde problem yaşamıyor musunuz? Onlar da ev arkadaşı.

Ve bazen dünyadaki her bir insan sadece tek bir odalık alan kaplasaydı, belki de evsiz insanlar olmazdı diye düşünmeden edemiyorum.

Bu arada, eğer hâlâ Türkiye’de geçim sıkıntısı yok ya da ekonomi kötüye gitmiyor diyenler varsa ki var, onlarla naçizane gözlemimi paylaşmak isterim. Basit bir matematik işlemi.

2018 yılında 1 pound 8 TL idi. Dolar ve Euro 1 Pound’a yakındı. Şimdi 2026 yılındayız, 8 yıl geçmiş. 1 Pound 64,5 TL. Yani, TL 8 kat değer kaybetmiş. Dolar ve Euro yine 1 Pound’a yakın. Alım gücü bir yana, dünyanın nasıl da gerisine düştüğümüzün bir kanıtı bu örnek.

Evet, insanlar geçim sıkıntısı nedeniyle başka yaşam yolları arıyor ama birlikte yaşamak o kadar da kötü bir şey olmayabilir.

Hasta olunca çorba yapan ev arkadaşı gibisi yoktur. Moralin bozulunca hemencecik dertleşmek gibisi de... “Ev alma komşu al” dedikleri gibi, belki de ev arkadaşımızı iyi seçebilirsek dertlerimiz azalır.

İnsan başkaları ile sadece mecburiyetten yaşamaz elbette.

Bazen ruh hâline iyi geldiği için de bu yolu seçer.

Yaş farkı da gözünüzü korkutmasın, birbirimizden öğreneceklerimiz var.

Size ne iyi geliyorsa ve ihtiyacınız ne ise dilerim imkânlar dâhilinde o yoldan yürürsünüz ve başkaları “abc/xyz” dedi diye istemediğiniz kararlar almazsınız.

Hepimize kolay gelsin.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler