Bizim oğlan bina okur, döner döner yine okur

Bizim oğlan bina okur, döner döner yine okur

Türk ve Yunan yetkililerinin görüşmelerini takiben düzenlenen basın toplantılarında soru alınmaması artık gelenek haline geldi. Altı yıl önce dönemin Dışişleri Bakanları Çavuşoğlu ile Dendias arasında yaşanan “Ankara Meydan Savaşı”ndan sonra belki doğrusu da bu

Bizim oğlan bina okur, döner döner yine okur
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis (solda) ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

“Ha bugün ha yarın” diye son bir senedir merakla beklenilen Türkiye ile Yunanistan arasındaki “Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi”nin (YDİK) 6. toplantısı üç yıllık bir aradan sonra, 11 Şubat Çarşamba günü Ankara’da düzenlendi. Yunanistan’daki muhalefetin tepkisinden çekinerek Türkiye’ye gelmemek için uzun bir müddet ayak süren Başbakan Mitsotakis’in ziyareti, bu sefer de aynı gün görevlerinden aflarını isteyen İçişleri ve Adalet bakanlarının yerlerine atananların yemin töreni sırasında TBMM’de yaşanan kavganın gölgesinde kaldı, kamuoyunda gereken ilgiyi çekemedi.

6. YDİK bir öncekinin aynısı

6. YDİK Toplantısı’nın adeta 7 Aralık 2023 tarihinde Atina’da yapılan bir önceki YDİK’in tıpkısının aynısı niteliğinde geçtiğini söylemek mümkün. Belki de tek fark Yunan tarafında sivri dilli Dendias’ın bir gün sonra yapılacak NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nı bahane ederek Türkiye’ye gelmemesi, daha büyük bir olasılıkla da getirilmemesi; Türk tarafında ise aynı gün öğle saatlerinde görevi devralan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin TBMM’deki olaylı yemin töreninin hemen ardından Külliye’ye çıkıp heyete dahil olmasıydı. Eminim yeni İçişleri Bakanı, son anda eline tutuşturulan “Afet Yönetimi ve Depreme Karşı Hazırlıkta İşbirliğine İlişkin Muhtıra”yı imzalamazdan önce bir kez olsun okumak fırsatı bulamamıştır.

Ortak basın toplantıları

Her iki YDİK Toplantısı’nda da heyet başkanlarınca imzalanan Atina ve Ankara bildirileri hariç tutulacak olursa, altışar anlaşma imzalandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Mitsotakis’in Ankara’daki ortak basın toplantısı sona erdiğinde, “YouTube”dan üç yıl önce Atina’daki basın toplantısının videosunu izledim. Atina’dan sonra Ankara’da da medya mensuplarından soru alınmadı. Türk ve Yunan yetkililerinin görüşmelerini takiben düzenlenen basın toplantılarında soru alınmaması artık gelenek haline geldi. Altı yıl önce dönemin Dışişleri Bakanları Çavuşoğlu ile Dendias arasında yaşanan “Ankara Meydan Savaşı”ndan sonra belki doğrusu da bu.

YDİK toplantıları nasıl hazırlanıyor?

YDİK toplantıları yoğun bir hazırlık dönemi neticesinde gerçekleştiriliyor. Önce dışişleri bakanlıkları arasında siyasi diyalog toplantıları düzenleniyor. Daha sonra dışişleri bakan yardımcıları “pozitif gündem”de yer alan projeleri gözden geçiriyorlar. Bir taraftan da askeri makamlar, yeni güven arttırıcı önlemler bulmak için bir araya geliyorlar. İlgili bakanlıkların bürokratları da imzalanacak anlaşmaları hazırlıyorlar.

Basın toplantılarındaki konuşmalar da benzeşiyor

6. YDİK’in hazırlanmasında en kolay iş herhalde konuşma notlarını yazanlara düşmüş olmalı. Gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerek Başbakan Mitsotakis’in konuşmaları, üç yıl önce Atina’daki basın toplantısındaki konuşmalarıyla sanki kopyala/yapıştır yöntemiyle hazırlanmış. Üç aşağı beş yukarı aşağıdaki ifadeleri Atina’dan sonra Ankara’da da işittik:

- Ege ve Doğu Akdeniz’deki sorunları samimi ve açık bir şekilde ele aldık. Bu sorunlar çözülemez nitelikte değil. Diyalog kanallarının açık tutulması yeni krizlerin ortaya çıkmasını önlüyor.

- Ekonomi, turizm ve kültürel alanlardaki iş birliğimiz gelişiyor. İkili ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarabiliriz. (Her nedense 10 milyar dolar hedefi bir türlü tutturulamıyor.)

- Halklarımız arasındaki insani temasların arttırılması mevcut sorunların çözümü için gereken güven ortamını yaratacaktır. Pozitif gündeme odaklanmaya devam etmeliyiz. Somut sonuçlarını almaya başladık.

- Azınlıklar her iki ülke arasında bir dostluk köprüsü rolü oynamalıdır.

- Batı Trakya’daki Türk azınlığının dini özgürlükler ve eğitim alanlarında karşılaştığı sorunların giderilmesi yönündeki beklentimizi dostum Kiryako’sa ilettim.

- Yunanistan’ın azınlıklar konusundaki politikası Lozan Antlaşması’na dayanmaktadır. Buna göre Yunanistan’da Türk azınlık yoktur. Batı Trakya’daki Müslüman Yunanlı vatandaşları eşit haklardan yararlanarak Hristiyan Yunanlılarla birlikte uyum içerisinde yaşamaktadır. Sayıları çok azalmış olsa da İstanbul’da yaşayan Yunanlılar Türkiye’nin kültürel zenginliğine önemli katkılarda bulunmaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kere Kıbrıs sorunundan hiç söz etmezken, Başbakan Mitsotakis Atina’ya nasıl döneceğini hesap ederek görüşmede Kıbrıs sorununu da ele aldıklarını, Ada’da bulunacak nihai çözümün mutlaka BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde aranması gerektiğini söyledi.

Baş başa neler görüşülmüş olabilir?

Tabii bu bilgiler 6.YDİK’ten kamuoyuyla paylaşılanlar. Asıl dişe dokunan pazarlıklar hiçbir Dışişleri bürokratının katılmadığı Erdoğan-Mitsotakis görüşmesinde yapılmış olmalı. Bu görüşmede muhtemelen Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin, Yunanistan-İsrail yakınlaşmasından ve Yunanistan’ın Avrupa Birliği içerisindeki bazı projelere Türkiye’nin katılmasına çıkardığı güçlüklerden duyulan rahatsızlığı dile getirmiştir. Başbakan Mitsotakis’in de TBMM’nin 1995 tarihli ünlü “casus belli” kararının kaldırılmasını ve Heybeliada ruhban okulunun yeniden açılmasına izin verilmesini talep etmiş olması tahmine müsaittir.

Velhasılıkelam Türkiye, Ankara’daki 6. YDİK’e ev sahipliği yaparak sırasını savmış oldu.

İlgili İçerikler