Geçen hafta sonu (7 Haziran) takip ettiğim üç ülkede seçimler düzenlendi. Doğu cephesinden komşumuz Ermenistan, Balkanlar'dan komşumuz Kosova ve uzaklardan izlediğim Peru'da seçmenler sandık başına gittiler. Maşallah Ermenistan'a yönelik ilgi Türkiye'de tavan yapmış durumda. Barış ve bölgesel iş birliği taraftarı olduğuna inandığımız Başbakan Nikol Paşinyan lehinde, seçimler öncesinde ve sonrasında, basınımızda yayınlanan makaleler memnuniyet verici. Aynı güne rastladığı cihetle medyamızın Ermenistan ve Kosova seçimlerine gösterdiği ilgiyi mukayese etmek mümkün oldu. Balkanlar'ın en genç ülkesindeki seçimlere gösterilen ilginin maalesef cüzi düzeyde olduğunu itiraf etmem gerekiyor. Kosova'yı, Belgrad'a tayin olduğum 2003 yılı başından bu yana izliyorum; son 6 yıldır Başbakan Albin Kurti tarafından yönetilen 1,6 milyon nüfuslu ülkenin doğru yolda ilerlediğini söylemek mümkün değil.
Kosova tarihinin en düşük katılımlı seçimlerine şahit olduk
7 Haziran seçimleri Kosova'da son 1,5 yıl içinde üçüncü kez düzenlenen seçimler oldu. Seçim sonuçlarına baktığımızda seçmenlerin boşu boşuna sandık başına çağrıldıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kosova seçmeninin oylarıyla siyasi partilere verdiği olumsuz mesajın liderler tarafından kâle alınmadığını görmek üzücü. Her dört lider de gayet başarılı sonuçlar elde ettikleri iddia ediyorlar. Aralık 2025 seçimlerinde oyların yüzde 51'ini toplayarak, Meclis’ten rahatça güven oyu almak suretiyle istikrarlı bir hükümet kuran Albin Kurti, görevi nisan ayında sona eren Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani'nin ardından koltuğu devralacak yeni cumhurbaşkanı konusunda muhalefet partileri ile anlaşmayı reddedince, anayasa gereği erken seçimler düzenlenmesi zorunluluğu ortaya çıktı. Son 1,5 yıl içinde üçüncü kez sandık başına çağrılmaktan hoşnut kalmayan ve cumhurbaşkanı seçmeyi beceremeyen milletvekillerine karşı güveni sarsılan Kosovalı seçmen 7 Haziran günü oy sandıklarına daha az rağbet ederek ve iktidar partisi Vetevendosje’ye daha az teveccüh göstererek siyasetçi tayfasına ve özellikle başbakan Albin Kurti’ye münasip cezayı kesmiş oldu. Vetevendosje'nin oyları yüzde 51’den yüzde 43’e düştü. Katılım ise çarpıcı biçimde yüzde 57'den 37'e iniverince Kosova siyasi tarihinin en düşük katılımlı seçimleri olarak kayda geçti. Anlamayana davul zurna az demeli.
Vjosa Osmani
Başbakan Kurti'nin inadı yüzünden ülkede erken seçim yapıldı
Kosova anayasası uluslararası toplumun katkılarıyla hazırlandığı cihetle, ülkedeki azınlıkların korunması saikiyle,120 sandalyeli Parlamentoda 10 sandalyenin Sırp azınlığa, 10 sandalyenin de diğer azınlıklara (Boşnaklar, Türkler, Goralılar vs.) tahsis edildiğini biliyoruz. Cumhurbaşkanı seçilmesi için 2/3 çoğunluğun Parlamentoda fiilen bulunmaları zorunluluğu bu makam için siyasi partiler arasında uzlaşmayı mecburi kılıyor. 2025 aralık seçimlerinde 57 milletvekili çıkaran Başbakan Kurti, azınlık milletvekillerinin desteğiyle 66 oya ulaşarak güvenoyu aldı ve 2026 ocak ayında yeni hükümet göreve başladı. Bu arada görev süresi mart sonunda sona eren Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani'nin ikinci bir dönem için tekrar seçilmesini uygun görmeyen Başbakan Kurti, toplamda 37 milletvekiline sahip iki muhalefet partisiyle anlaşmak suretiyle yeni bir cumhurbaşkanı adayı üzerinde mutabakat sağlamaya yanaşmadı, kendi partisinin adayının seçilmesinde ısrarcı oldu. Bu sebeple Parlamentoda toplantı yeter sayısına ulaşılamadı ve neticede, inatçılığıyla maruf Başbakan Kurti ülkesini bir kez daha erken seçimlerle karşı karşıya bırakmış oldu.
Albin Kurti
Kosova 6 ayda bir seçim yapan Bulgaristan'ın izinden gidiyor
Bu vesileyle bir başka Balkan ülkesi Bulgaristan örneğini hatırlamakta yarar var. Kapı komşumuz son 5 yıl içinde 8 kez parlamento seçimleri düzenlemek zorunda kalmış, Sofya'da istikrarlı hükümet teşkili bir türlü mümkün olmamış, ancak geçtiğimiz nisan ayında yapılan seçimler öncesinde istifa ederek yeni bir siyasi parti kuran Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in şaşırtıcı zaferiyle 5 yıl süren siyasi istikrarsızlık son bulmuştur. Bulgaristan'ın ahiren kurtulduğu istikrarsızlık dalgası günümüzde maalesef Kosova'ya sirayet etmiş gözükmektedir. Son 1.5 yılda 3 seçim düzenlemek zorunda kalan Kosova'da 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarından siyasetçilerin ve özellikle başbakan Kurti'nin ders almaya yanaşmadığı dikkat çekmektedir. Bu perspektiften bakıldığında, önümüzdeki haftalarda ne hükümet kurulması ne de cumhurbaşkanı seçilmesinin mümkün olamayacağı tahmine müsaittir. Bu da sene sonuna doğru seçmenin 4. kez sandık başına gitmek zorunda kalacağı manasına gelmektedir.
Rumen Radev
2025 yılını boşa harcayan Kosova 2026'yı da heba ediyor
Güvenoyu almış bir hükümeti, 4 ay sonra, yeni cumhurbaşkanını da kendisinin belirlemesi ısrarından ötürü bozan Kosovalı lidere, seçmenin verdiği cezanın uygun ancak yeterli olmadığını üzülerek itiraf edeyim. Bu defa yüzde 40’ların altında kalsaydı belki de seçmen şamarını daha iyi idrak edebilirdi. 2025 yılını boşa harcayan Kosova sayın Kurti'nin inatçılığıyla 2026 yılını da heba etmiş gözükmektedir. Türkiye'den görebildiğim kadarıyla Kosova başbakanı iç politikayı çantada keklik olarak görmekte, muhalefetin dağınıklığından yararlanmayı sürdürmekte, dikkatini dış temaslara ve Sırbistan ile ilişkilere yoğunlaştırmaktadır. Meclis’te sandalyesi olan üç muhalefet partisi önümüzdeki haftalarda ortak bir cumhurbaşkanı adayı arkasında birleşebilirler ise bu girişim genç cumhuriyetin demokrasi geleceği açısından çok olumlu bir adım ve Başbakan Kurti’ye verilen ciddi bir uyarı manasına gelecektir. İnşallah bu adıma şahit oluruz.
Balkanlar'da AB adayı olmayan yegâne ülke Kosova
Kosova'nın AB üyesi olmaktan başka bir seçeneğinin mevcut olmadığı ülke içinde ve dışında herkesin kabul ettiği bir bölge gerçeği. Genç ülkenin iki komşusu Karadağ ve Arnavutluk'un 3-5 yıl içinde AB üyesi olmalarına kesin gözüyle bakılıyor. Diğer komşu Makedonya önceleri Yunanistan şimdilerde ise Bulgaristan'ın çelmeleriyle tökezlemiştir. Ülkesinde, diğer toplulukların yanında Bulgar kökenlilerin de mevcudiyetini anayasaya derç edebildiği takdirde Makedonya katılım müzakerelerinde hızla ilerleyecektir. Sayın Kurti’de, AB üyeliği konusunda azim ve irade eksikliği göze çarpmaktadır. Tüm enerjisi Sırbistan'a karşı savunmaya programlanmış olup, ülkenin kalkınması, refahı, gençlerin ülkeyi terk etmemeleri, Avrupa Birliği fonlarından yararlanılması gibi hayati hususlar onun programında ikincil öneme sahip başlıklardır. Kosova'da yaşayan 90 bin civarındaki Sırp azınlığı 5. kol olarak kabul etmekte, onların entegrasyonunu tezekkür dahi etmemektedir. Balkanlarda AB adayı statüsü bulunmayan yegâne ülke olmasına karşın Kosova'nın enerjisini aşırı milliyetçi reflekslerin tesiriyle Sırbistan cephesinde heba etmeye devam etmesi bizler açısından üzücüdür.
Tabiatıyla Priştine yanlış yolda ilerlerken Belgrad’ın doğru yolda yürüdüğünü söylemiyorum. Albin Kurti ve Aleksandar Vuçiç iktidarda iken Sırbistan ile Kosova arasındaki sorunların çözümünde başarılı olmak “imkansız görev” gibi. Söz konusu iki liderin seçimleri kaybederek siyaset sahnesinden uzaklaşmalarının Avrupa Birliği yetkililerini gönülden sevindireceğine eminim. Aklıma bölgeden Rumen Radev ve Peter Magyar vakaları geliyor. Belgrad-Priştine diyaloğunun tökezlemeden devam etmesi, Brüksel'in en temel görevleri arasında olup, Gürcistan ve Türkiye’de başarılı sonuçlar alamayan Avrupa Birliği'nin Balkanlar'da zoru başarmaları samimi temennimdir.


