Küba, ABD için güvenlik tehdidi imiş: Yalanın kuyruklusu

Küba, ABD için güvenlik tehdidi imiş: Yalanın kuyruklusu

ABD ambargosunun kaldırılması karşılığında Küba’da anayasa değişikliği yapılması ve çok partili siyasi hayata müsaade edilmesidir. Küba halkı hür iradesiyle istediği rejime kavuşsun, bu amaçla kurulan sandıklarda oyunu kullansın. Küba liberal ekonomiyi tercih ederse, ülkeye refah gelecektir, ancak ne pahasına?

Küba, ABD için güvenlik tehdidi imiş: Yalanın kuyruklusu

Son defa mart sonlarında ABD-Küba ilişkilerini yazmıştım. Arada önemli gelişmeler ortaya çıkınca, yeni Amerikan girişimlerini kaleme almak icap etti. Geçen hafta Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Küba'nın ABD bakımından güvenlik tehtidi oluşturduğunu tekrarladı. Yine geçtiğimiz haftalarda CIA başkanı Küba'ya ziyaret gerçekleştirdi. Küba-ABD ilişkilerini yakinen takip eden herkes açısından bu ziyaret pek şaşırtıcı oldu. Bir kötü gelişme de Miami'deki ABD savcısının, 94 yaşındaki emekli devlet başkanı Raul Castro aleyhinde, 3 ABD vatandaşının ölümünden (1996) sorumlu olduğu savıyla ceza soruşturması başlatması oldu.

1996 yılında meydana gelen olay 30 yıl sonra ABD yargısında 

Sonuncusundan başlarsak, neredeyse 10 yıl önce görevini genç lider Diaz- Canel'e devrederek koltuğundan inen Raul Castro aleyhindeki suçlama iddianamesi, ABD makamlarının hukuku nasıl siyasi araç olarak kullandıklarını ortaya koyuyor. Bundan 30 sene önce, Havana'nın uyarılarına karşın, pır pır uçaklarla Küba hava sahasını ısrarla ihlal eden üçü ABD vatandaşı birisi Kübalı 4 kişinin, 1996 yılında, uçaklarının Küba jetleri tarafından vurulması neticesinde hayatlarını kaybetmeleriyle sonuçlanan elim bir vakaya dayanarak, 30 yıl sonra bir devlet başkanının cezalandırılması amacıyla hukukun siyasete alet edilmesine şahit oluyoruz. Amerikan tarafı uçağın uluslararası hava sahasında vurulduğunu iddia ederken Küba tarafı uçakların defalarca Küba hava sahasını ihlal ettiklerini, Havana üzerinden, Küba halkına hitaben “rejime karşı ayaklanın” mesajı içeren yazılı duyurular attıklarını, yapılan müteaddit uyarıları dikkate almamaları üzerine hava kuvvetlerinin gereğine tevessül ettiğini ileri sürdüğünü hatırlıyoruz. 

Raul Castro

Ambargonun kaldırılması Havana'daki rejimin değiştirilmesine bağlanmış

Bu olayın ABD basınında manşet olması ve Castro rejimine karşı ağır eleştirilere yol açması, Küba ile ilişkileri düzeltmeye gayret eden demokrat başkanlardan Bill Clinton’u hayli zor durumda bırakmıştır. Tepkilerin yatıştırılması amacıyla, bir yandan Küba'ya uygulanan ambargonun içeriği güçlendirilmiş ve yaygınlaştırılmış, diğer yandan ambargonun kaldırılması Havana'daki rejimin değiştirilmesine bağlanarak bu yetki münhasıran Kongre’ye devredilmiştir ( Helms-Burton act, 1996). 2015 yılında Küba'ya tarihi bir ziyaret gerçekleştirerek iki ülke arasında diplomatik ilişkileri yeniden başlatan Başkan Obama, Kongre’nin yetkisine dahil edildiğinden ambargoya dokunamamış ve Başkanlık kararnameleri yoluyla ambargoyu bir ölçüde baypas ederek ilişkilerde hatırı sayılır bir iyileştirme gerçekleştirmiştir. 2016 yılında Trump’ın seçilmesiyle, Havana ile balayı sona ermiş, ABD-Küba gerginliğine geri dönülmüştür. 

Trump ne zaman Küba'ya müdahale edecek? 

Raul Castro aleyhinde Miami'de açılan ceza kovuşturması, Venezuela devlet başkanı Nicolas Maduro’nun Newyork mahkemesinde yargılanmasını teminen 3 Ocak günü Karakas'tan askeri operasyon ile kaçırılmasını çağrıştırıyor. Vaşington açık açık Havana'ya bir gece ansızın gelebilirim mesajı veriyor. Mazlum Küba halkını açlık ve kıtlık ile terbiye etmeye gayret eden Trump bir yandan da Venezuela örneğinde yaşandığı gibi askeri seçeneği de devrede tuttuğunu gösteriyor. İran ile başlattığı savaşı zamanında ve kazançlı biçimde bitirebilse idi Trump Küba'ya şimdiye kadar müdahale etmiş olurdu kanaatindeyim. İran'da karşı karşıya kaldığı başarısızlık da adamı etkilemiyor, baltayı taşa vurduğunu bir türlü kabullenmiyor. 3 ay önce, İsrail'in dolduruşuyla başlattığı saldırı nedeniyle, başta Avrupa olmak üzere tüm dünyanın giderek ABD ve İsrail aleyhtarı/düşmanı bir tutum benimsediğini görmeyi reddediyor. Öte yandan, Trump karşıtlığı ABD kamuoyunda da güçleniyor, büyük protestolar düzenleniyor, ancak ve maalesef yüzde 35 hâlâ Hazreti destekliyor. 250 yıllık ABD tarihinde, Trump kadar dünyayı rahatsız eden bir başkan olmuş mudur? Hiç zannetmiyorum.

Küba'nın ABD için güvenlik tehdidi oluşturması soğuk savaş dönemi söylemidir

Gelelim Küba'nın ABD açısından güvenlik tehdidi oluşturmasına. Bu iddia ilk kez telaffuz edilmiyor. Söz konusu retorik soğuk savaş döneminden kalmıştır. SSCB'nin yıkılmasıyla bu iddianın geçerliliğini yitirdiğini bilmeyen var mı? Günümüzde Küba'nın ABD için güvenlik tehdidi teşkil ettiğini söylemek komik duruma düşmektir, hiç kimse sizi ciddiye almaz. Gariban Küba neyiyle nesiyle süper güç ABD bakımından güvenlik tehdidi oluşturur birisi bana izah etsin lütfen. Sayın Marco Rubio’ya bir çift sözüm var. Kendisini 2102 yılından bu yana takip ederim, takdir de ederim. Trump’ın dışişleri bakanı olmanın ne kadar zor olduğunun da farkındayım. Başkanı yalanlayamaz, ama onun saçmalıklarını tekrarlaması da doğru değil, lütfen abesle iştigal etmesin. 2028 seçimlerinde ABD başkanı olmak üzere eğer yarışacak ise, akıllı olmalı, Trump ile aynı kefeye konulmamak için özen göstermeli. 

CIA’cılar: Havana'da Delcy Rodriguez bulamazsınız

Geçtiğimiz haftalarda CIA başkanının Küba'yı ziyaret etmesine doğrusu pek şaşırdım. Mart sonunda yazdığım "Trump Küba'yı alır mı?" başlıklı makalemde değinmiştim. ABD ve Küba, Raul Castro'nun torunu üzerinden görüşüyorlar. Mevcut gerginliğe ve sıkıntılara çare arıyorlar. CIA ziyaretinin “Yengeç” lakaplı torun Castro'nun marifeti olduğundan eminim. Bu ziyaret sırasında Küba tarafının “biz Venezuela değiliz, kolay teslim olmayız, boşuna kan akmasın” mesajı verdiği kanaatindeyim. CIA heyeti adadan hangi izlenimlerle döndü merak ediyorum. Sıkı ambargo ve akaryakıt yasağı devam ederse Castro rejimi bir süre sonra devrilir kanaatiyle dönmemişlerdir umarım. Venezuela'da yaptıklarını Küba'ya da yapmak gibi bir planlama içinde olmadıklarını düşünmek istiyorum. PSUV (Partido Socialista Unido de Venezuela) ile Küba Komünist Partisi'ni karıştırmazlar inşallah. Havana'da bir Delcy Rodriguez arama yanlışı yapmazlar umarım. 

Delcy Rodriguez

GAESA ile OYAK arasında ne fark var?

Vaşington inatla Küba yönetiminin yozlaşmış (rüşvetçi, hırsız vs) olduğunu ileri sürüyor. Askerlerin kurduğu holding GAESA’nın ülkenin kaynaklarını sömürdüğünü iddia ediyor. Bu kuruluşun bizim OYAK’tan farkı yok. En kârlı alanlarda (turizm, perakende, bankacılık, benzin istasyonları vs.) faaliyet gösteren GAESA’nın “Küba halkının kanını emiyor” demek büyük haksızlık. Benim zamanımda doktor maaşı 50 dolar idi. Üst düzey askerlerin maaşları da o seviyelerdedir. Yılların savunma bakanı ve Cumhurbaşkanı Raul Castro'nun maaşının 100-150 doları aştığını sanmıyorum. Ayrıcalığı devletin tahsis ettiği konutta ikamet etmesi ve orada devletin parasıyla çalışan 5-10 kişidir. Yurt dışında 5 kuruşu olmadığına ve Küba bankasında birkaç bin dolar karşılığını geçmeyen bir birikiminden başka bir mal varlığı bulunmadığına bahse girerim.

Küba yönetimini yolsuzlukla değil beceriksizlikle suçlayın

Küba yönetimini yolsuzlukla suçlayamazsınız, ama beceriksizlik ile suçlayabilirsiniz. Küba’nın petrol ithalatı zorunluluğundan ötürü enerji krizi yaşayacağını Küba görevimin sonunda (2016) ben dahil herkes görüyordu. Niye 2016 yılından itibaren yenilenebilir enerji yatırımları yapılamadı diye eleştirin Havana'daki yöneticileri, GAESA neden sadece kârlı alanlara yöneliyor da şeker üretimi gibi güç ve çetin sektörden uzak duruyor diye eleştirin Küba yönetimini. Onların bir eli yağda bir eli balda değil. Askerler Küba'nın kaymağını yiyorlar derseniz haksızlık olur, zira ortada kaymak yok. Hülasa, Küba'da cefada eşitlik söz konusu, herkes refaha hasret.

Çok partili siyasi rejime geçiş çare olur mu?

Peki çözüm nedir kardeşim dediğinizi duyar gibi oluyorum. Küba yönetiminin önündeki seçenekleri mart sonundaki makalede sıraladım. Küba halkı açısından mevcut durumun sürdürülemez olduğunun kabulü icap ediyor. Benim önerim ABD ambargosunun kaldırılması karşılığında Küba’da anayasa değişikliği yapılması ve çok partili siyasi hayata müsaade edilmesidir. Küba halkı hür iradesiyle istediği rejime kavuşsun, bu amaçla kurulan sandıklarda oyunu kullansın. Küba liberal ekonomiyi tercih ederse, ülkeye refah gelecektir, ancak ne pahasına? Cefada eşitlik kalkacak ancak yerine refahta eşitlik gelmeyecektir. Küba'nın GSMH’sı artacak ancak gelir dağılımı eşitsizliği de paralel biçimde artacaktır. Eğitime ve sağlığa daha az bütçe tahsis edilecektir. Halen, bölgenin en güvenli ülkesi olan Küba diğer komşuları gibi suçun ve suçlunun kol gezdiği güvenlik sorunları yaşayan alelade bir bölge ülkesine dönüşecektir.

İlgili İçerikler