Latin Amerika'da pembe dalga (Pink Tide) dönemi gerilerde kaldı. Son iki yıldır bölgede seçimleri hep sağcı hatta aşırı sağcı adaylar kazanıyor. Son kez, solcu adayın seçim kazandığı yegane ülke Kasım 2024 de Uruguay oldu (solcu koalisyonun-Frente Amplio- adayı Yamandu Orsi). En kritik seçimler ise ekim ayında Brezilya'da düzenlenecek. Bölgenin en popüler lideri, küresel güneyin yıldızlarından sosyal demokrat Lula da Silva anketlerde önde gidiyor. Biraz yaşlandı ama ülkesinin ona bir dönem daha ihtiyaç duyduğu anlaşılıyor. 220 milyon nüfuslu koca ülke, yarı faşist yarı kaçık, darbe teşebbüsünden hükümlü, Jair Bolsonaro’nun senatör oğlu Flavio Bolsonaro'ya teslim edilmemeli. Trump, Vaşington'dan Flavio'ya destek olmaya gayret ediyor, ancak çabaları ters etki yapıyor, bilinçli Brezilya seçmeni Vaşington'un müdahalesini kabul etmiyor, Yankee işbirlikçisine rağbet etmiyor.
Nikaragua'da artık seçim yapılmayacakmış!
Bu yazıyı Nikaragua lideri Daniel Ortega'nın “artık seçim yok” manasına gelen ve tüm dünyada yankı yapan sözleri nedeniyle kaleme almaya başladım. Bu zat eskiden (30 yıl önce) devrimci idi, artık değil, son 10 yıldır baskıcı ve otoriter, totaliter olma yolunda ilerliyor. Devrimci başlayıp demokrasiden uzaklaşıp koltuğuna yapışanlardan. Ar damarı çatladığından, karısını önce cumhurbaşkanı yardımcısı (2017) atadı, bu yetmedi, anayasa değişikliği ile eş-başkan (2025) yapıverdi. Çocukları Laureano'yu ülkenin müstakbel lideri olarak hazırlıyorlar, ileri sürüyorlar. 7 milyon nüfuslu Nikaragua halen, Haiti'nin ardından bölgenin en geri kalmış ülkesi. Muhalifler hapiste, gazeteciler baskı altında, aş ve iş sıkıntılı, bu sebeplerle ülkeden kaçan kaçana. Koltuk sevdalısı 80 yaşındaki diktatör yüzünden Nikaragua halkı gün yüzü görmüyor maalesef. Latin Amerika açılımı çerçevesinde birçok bölge ülkesinde temsilcilikler açtık, iyi de yaptık. Ancak uluslararası toplumun kenara ittiği, otoriter uygulamaları ile tepki toplayan, aile hanedanlığını benimseyen Nikaragua'da geçen sene başında TC Büyükelçiliği açılmasının arka planını hâlâ anlayabilmiş değilim.
Daniel Ortega
Ortega 2026 seçimlerini 2028'e erteliyor
Son 20 yıldır ülkeyi fasılasız yöneten 80 yaşındaki Daniel Ortega'nın, 19 Temmuz günü “Sandinista Devriminin” 47. yıldönümü vesilesiyle yaptığı konuşmada, ülkede artık seçim yapılmayacağını duyurduğu tüm dünya basınında ileri sürüldü, yankılandı. Bizim basın ve televizyonlar bile bu dikkat çekici haberi öne çıkardılar. “Bir liderin beyanıyla bir ülkede seçimler nasıl iptal edilir? Burası krallık mı? Monarşi mi?” diye araştırmadan Ortega'yı eleştirdiler. Adam aslında “darbeciler”in ve “yabancıların vekiller”inin bir daha hükümeti veya iktidarı ele geçirmeleri önlenecek/yasaklanacak mealinde konuşmuş. İşin özü şöyle : Parlamentodaki 91 sandalyenin 75’i Ortega'nın partisine ait, başka deyişle anayasa değişikliği için gerekli 2/3 çoğunluk mevcut. Önce cumhurbaşkanının görev süresi geçen sene başında 5 yıldan 6 yıla çıkarıldı, bu şekilde 2026 sonbahar seçimleri 2027’e ertelendi. Ortega'nın bu defaki beyanı ertesinde görev süresinin 7 yıla çıkarılacağı ve seçimlerin 2028’e atılacağı anlaşılıyor. Seçimler ileriye ertelenirken Ortega ailesi mensupları da (karısı ve çocukları devlette en üst en kritik görevlerdeler) devlet mekanizmalarına tamamen hakim oluyorlar. İşler böyle devam ettiği takdirde, Nikaragua, yakında Kuzey Kore'de mevcut hanedan modeline geçecek gibi duruyor.
Maduro
Baskıcı ülke ile dayanışma sergilenir mi?
Nikaragua'da artık seçim yapılmayacağı haberleri konusunda BirGün gazetesinde geçen hafta yayınlanan bir makalede batılı medyanın konuşmayı yanlış yansıttığı, Ortega'nın seçimleri iptal etmediği savunuluyor, Batı dünyasının sosyalist Nikaragua'yı haksız yere sanık sandalyesine oturttuğu ileri sürülüyor. ABD kökenli haber ajanslarının konuşmayı yansıtırken namuslu ilkeli davrandıkları tabiatıyla ileri sürülemez. Bununla birlikte Nikaragua'yı açık hapishaneye dönüştüren, muhalefete adım attırmayan, ülkeyi ailenin mülkü gören Daniel Ortega rejimini savunmak da abesle iştigal demektir. Nikaragua, maalesef, yaşlı lideri Ortega'nın önderliğinde, demokrasiden koşar adım uzaklaşmakta, otoriter rejime dönüşmekte, babadan oğula geçen hanedan modeline doğru adım adım ilerlemektedir. Solcular arası dayanışma demokrasiye ihanete cevaz vermez. Kimse sosyalist masallarla otoritarizmi savunmasın. Demokrasi ve insan hakları istisnasız her ülke için olmazsa olmaz şartlardır.
Maduro'nun batırdığı Venezuela'yı Trump kurtarır mı?
Trump’ın bu sene başında askeri müdahalede bulunması öncesinde Venezuela'daki siyasi koşulların ve baskıcı rejimin de Nikaragua ile benzerlikler taşıdığını bu vesileyle hatırlatmak isterim. Trump’ın askerî müdahalesiyle halen ülke yönetimi büyük ölçüde Vaşington'un eline geçmiş durumda. Beceriksizlik ve yolsuzluk sebebiyle, Maduro yönetiminin, son 10 yıl içinde ülke petrolünü çıkaramaz ve ihraç edemez duruma düştüğünü, 6-7 milyon Venezuelalının ülkeden kaçmak zorunda kaldıklarını da unutmayalım. Halen ABD enerji şirketlerinin katkılarıyla petrol üretimi ve ihracatı normal seyrine dönüşme sürecinde. Elde edilen petrol gelirleri (2026 ilk 7 aylık dönemde petrol ihracatı 13 milyar dolar olmuş) mazlum Venezuela halkına ulaşıyor ise hakça bir paylaşım mevcut ise, şimdilik alan memnun veren memnun durumu var demektir.

Venezuela yönetimi ile muhalefeti Vaşington'da masaya oturdular
Karakas'ta müdahale sonrası oluşturulan Delcy Rodriguez düzeni tabiatıyla geçici nitelikte. Amaç adil ve serbest seçimlerin gerçekleştirilmesini sağlayacak hukuki ve siyasi zeminin hazır hale getirilmesi. Bu amaç doğrultusunda mevcut Delcy Rodriguez yönetimi ile muhalefet arasında görüşmelere 1 ağustos itibariyle Vaşington'da başlandı. Bu hassas görüşmelerde ABD ne derse o oluyor. Nitekim bu doğrultuda muhalefeti Trump'ın fazla benimsemediği Nobel ödüllü Maria Corina Machado’nun temsil etmediği göze çarpıyor. 2015 yılında seçilen Venezuela parlamentosunun ülkenin son meşru kurumu olduğundan hareketle, Juan Guaido sonrasında Parlamento Başkanı seçilen Dinorah Figuera’nın muhalefeti temsil etmesi Vaşington tarafından uygun görülmüş. 8 yıl İspanya'da sürgün yaşamak zorunda kalan ve geçtiğimiz aylarda ülkesine dönebilen Figuera’nın arkasındaki muhalefet desteği sınırlı, adıgeçenin muhalif çoğunluğun desteğine sahip olmaması tabiatıyla müzakerelere duyulan güveni sarsıyor. Venezuela'da demokratik seçimler düzenlenmesini teminen nasıl bir yol haritası hazırlanacağını merak ediyoruz. Vaşington bu hassas sınavdan başarılı mı çıkacak, yoksa eline yüzüne mi bulaştıracak; hep birlikte izleyeceğiz, süre de çok önemli, bakalım müzakereler kaç ay (veya yıl) sürecek?
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


