Mali'de Ruslar da cunta da terör karşısında çaresizler

Mali'de Ruslar da cunta da terör karşısında çaresizler

2022-23 yıllarından itibaren Mali’ye yerleşen Rus kuvvetlerinin ülkenin güvenlik sorunlarını çözemeyeceği anlaşılmıştır. Her Rus askerinin Mali hazinesine ayda 10 bin dolara mal olduğu hesaba katıldığında Africa corps ile askeri ittifaka son verilmesi icap eder

Mali'de Ruslar da cunta da terör karşısında çaresizler

Batı Afrika'nın denize kıyısı olmayan ülkelerinden 20 milyon nüfuslu Mali'de 2020 ağustos ayında askeri darbe oldu. Ülkenin köklü sorunlarına çözüm getiremeyeceği hususunda toplumun tüm kesimlerinde mutabakat bulunduğu cihetle, iktidardaki İbrahim Boubakar Keita hükümetinin devrilmesi halk nezdinde memnuniyetle karşılandı. Tabiatıyla Afrika Birliği ile bölgesel örgüt ECOWAS Mali’nin üyeliğini derhal askıya aldılar, en kısa sürede anayasal düzene geri dönülmesini teminen askeri yönetimi zorladılar. Ekonomik yaptırımlar vasıtasıyla askeri yönetim üzerinde baskı oluşturarak demokrasiye dönüşü sağlamaya çabaladılar. Tüm bu gayretlerden hiçbir sonuç alınamadı. Asımi Goita yönetimindeki ülke geçtiğimiz 6 yıl içinde hem seçim takvimini gündemden düşürdü hem de siyasi faaliyetleri yasaklayarak ülkeyi demokrasiden uzaklaştırdı. Geriye doğru baktığımızda askeri cuntanın Mali halkının hiçbir sorununu çözemediğini, verdiği hiçbir taahhüdü yerine getiremediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Daha fenası Rusya’ya yaslanan cunta yönetimde kaldığı takdirde, ülkenin geleceği tamamen karanlık, uçurumdan aşağıya yuvarlanacaklar, bu vaziyet apaçık görülüyor.

Asımi Goita

Askerler ne söz verdiler ne yaptılar?

2020 yazında iktidara gelen askerler: 

  • Mali'nin 2011 yılından itibaren en köklü sorununu teşkil eden güvenlik krizini çözeceklerini, saldırılarını sürdüren ayrılıkçı ve cihatçı terör gruplarının mağlup edileceğini 
  • Kronik hale gelen yolsuzluklara son verileceğini 
  • Çöken ekonominin canlandırılacağını ilan ettiler. 

Bu sorunları çözmek üzere sivil bir geçiş dönemine ihtiyaç duyulacağını, makul süre içinde seçimleri gerçekleştireceklerini, ülkedeki sivil kuruluşlar ile siyasi partilerin yukarıdaki amaçlara ulaşılması açısından faal olmalarının beklenildiğini duyurdular. 

Tabiatıyla verilen sözler unutuldu. Askerler öncelikle sivil geçiş dönemi taahhüdünden vazgeçtiler, ardından seçim takvimini ertelemeye başladılar, bilahare tüm siyasi faaliyetleri ve siyasal partileri yasakladılar, ECOWAS üyeliğinden ayrıldılar, otoriter rejime dönüştüler. 

ECOWAS

Uluslararası toplum Mali'yi terör karşısında yalnız bırakmadı 

Mali’nin tek başına tüm Sahel şeridinin ortak sorununu teşkil eden yaygın cihatçı terör ile mücadele etmesinin mümkün olamayacağı kabul edilir; bu gerçekten hareketle uluslararası toplumun, 2013 yılından itibaren ülkeye ve bölgeye yardım etmek üzere harekete geçtiğini ve elinden gelen çabayı gösterdiğini izledik. Eski sömürgeci Fransa vurucu gücü yüksek müdahale kuvvetleri BARKANE'ın katkılarıyla, BM Barış Gücü 15 bin kişilik MİNUSMA vasıtasıyla Mali ordusuna destek sağladılar. Ayrıca Sahel ülkelerinin ortak ordusu G5 SAHEL ve TAKUBA Görev Gücü (sembolik seviyede bazı Avrupa Birliği ülkeleri özel kuvvetler koalisyonu), Mali Silahlı Kuvvetleri yanında teröre karşı mücadeleye yardımcı oldular. 

Albay Asımi Goita'nın batıyı kovup Rusya’yı buyur etmesinin rasyonel temeli bulunmuyor. 

Maalesef tüm bu ortak çabalar cihatçı grupların durdurulmasını sağlayamadı. Albay Asımi Goita, teröre karşı mücadelede başarı elde edilememesinden kaynaklanan rahatsızlığı bahane ederek, eski sömürgeci Fransa'nın iç işlerine karıştığını, Mali’ye sağlanan uluslararası askeri desteğin kendileri için ayak bağı ve engel oluşturduğunu iddia etmek suretiyle, tüm yabancı güçlerin ülkeyi terk etmesini buyurarak (2022) beklenilmeyen bir adım attı. Bu iyi düşünülmemiş, sokağı yanına çekmeye endeksli, batı karşıtlığı kokan, kumar macera karışımı bir tercih idi. Neticede Mali batıdan koptu ve yüzünü Rusya'ya döndü. Albay Asımi Goita'nın bu tercihi Sahel kuşağının diğer ülkelerine de sirayet etti. Merkezi Afrika Cumhuriyeti üzerinden Afrika'ya geri dönen (2017-18) Putin yönetimi 2022-23 döneminden itibaren Sahel şeridinin silahlı efendisine dönüştü. 

Rusya ile balayı 2 yıl sürdü 

Rusya destekli Mali için 2023 yılı sonları başarı ve zafer dönemine tekabül etti. Rus Wagner ve Türk SİHA'ları sayesinde kuzey-doğunun stratejik önem arz eden şehri Kidal'ın terör gruplarından geri alınması Cunta yönetiminin halk nezdindeki itibarını iyice arttırdı. Öte yandan ECOWAS'ın tecrit, yaptırım ve müdahale tehditleri karşısında, askerler tarafından yönetilen 3 bölge ülkesi (Mali, Nijer ve Burkina Faso) aralarında bir askeri ittifak oluşturarak ECOWAS'a ve Batıya karşı ellerini güçlendirdiler. Asımi Goita hem batıya hem bölgesel örgüte baş kaldıran anti sömürgeci lidere dönüştü.

Nijer, Mali ve Burkina Faso Dışişleri Bakanları Bakary Yaou Sangare, Abdoulaye Diop ve Karamoko Jean Marie Traore, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile 3 Nisan 2025'te Moskova'da düzenlenen ortak basın toplantısında

Wagner güçleri pusuya düşürüldü 

2024 yılı temmuz ayında ülkenin kuzeyinde (Mali-Cezayir sınırı) Tinzaouaten yöresinde ayrılıkçı Tuareglerin Wagner konvoyunu pusuya düşürerek yüze yakın Rus ve Mali askerini tesirsiz hale getirmeleri Rusya'nın tüm bölgedeki imajı açısından ciddi bir leke oluşturdu; askeri yönetim bakımından ise sıkıntılı dönemin başlangıcını teşkil etti. Bu hezimetin ardından teröre karşı mücadelede ibre cihatçı ve ayrılıkçı grupların lehine döndü, 2025 yılında ve 2026 yılı içinde, Cunta yönetimi yeni başarılar kaydetmek bir yanda dursun, silahlı grupların (El Kaide'ye bağlı GSİM/JNİM ve ayrılıkçı Tuaregler'in örgütü FLA/Azawad Kurtuluş Cephesi) saldırıları karşısında aciz ve çaresiz kaldı.

Cihatçı gruplar başkent Bamako'yu nefessiz bıraktılar

2025 sonbahar aylarında başkent Bamako'da ciddi sıkıntılar yaşanmaya başlandı. Yıl içinde hakimiyetini güneye ve batıya doğru genişleten cihatçı örgüt Senegal ve Fildişi Sahili'nden Bamako'ya petrol taşıyan tankerleri hedef haline dönüştürerek başkenti akaryakıtsız bıraktı. Fuel oil gelmeyince santraller çalışmadı, başkent karanlıkta kaldı. GSİM tarafından yakılıp hurdaya çevrilen yüzlerce kamyonun görüntüleri her tarafta yayınlandı. İçinde bulunduğumuz 2026 yılı ilkbaharında daha da vahim olaylara şahit olduk. 25 Nisan günü, cihatçı ve ayrılıkçı milisler kuvvetlerini birleştirerek Kidal'ı ele geçirmek üzere ortak bir harekat başlattılar. Aynı gün, başkent Bamako'nun askeri okul ve birliklerin de bulunduğu Kati adlı bölgesinde ikamet eden Savunma Bakanı Sadio Camara, evine patlayıcı yüklü kamyonla gerçekleştirilen intihar saldırısı neticesinde hayatını kaybetti. Kidal ve Tessalit'in tekrar isyancıların eline geçmesi, kabinenin en Rusya taraftarı bakanının ülkenin merkezinde öldürülmesi Mali'de artık askeri yönetim bakımından denizin tükendiğini ortaya koyuyor. 

Sadio Camara

Terörsüz Mali’ye giden yol haritası 

2026 ilkbaharı itibariyle Mali’den yansıyan siyasi tablo şöyle özetlenebilir:

  • 2022-23 yıllarından itibaren Mali’ye yerleşen Rus kuvvetlerinin ülkenin güvenlik sorunlarını çözemeyeceği anlaşılmıştır. Her Rus askerinin Mali hazinesine ayda 10 bin dolara mal olduğu hesaba katıldığında Africa corps ile askeri ittifaka son verilmesi icap eder. 
  • Askeri Yönetimin Mali'yi içinden geçtiği çok yönlü krizden çıkaramayacağı belli olmuştur. Sivil bir geçiş dönemi ve arkasından seçimlerin düzenlenmesi yegâne çıkış yoludur. Bu çerçevede Muhalefete yönelik baskı ve yasaklar kalkmalıdır 
  • Cihatçı ve ayrılıkçı güçlerin sadece askeri yöntemlerle ortadan kaldırılamayacağı acı gerçeğinden hareketle siyasi çözüme yönelinmelidir.
  • Ayrılıkçı Tuaregler ile 2015 yılında imzalanan münfesih Cezayir Anlaşması'na geri dönülmeli, FLA cihatçı gruplardan ayrıştırılmalı, devlet ile barış yapmaları sağlanmalıdır (Mali ve Nijer'de her zaman Tuareg kökenli bakanlar görev yapmıştır).
  • GSİM/GNIM ile diyalog kurulmalı, masaya oturulmalı, gerekirse Cezayir’de yaşayan İmam Dicko’nun arabuluculuğuna başvurulmalıdır. Suriye’deki eski İŞİD ‘ci Golani’nin günümüzde Suriye’de tüm bileşenlere hitap edebildiği dikkate alınmalı, bu mantık doğrultusunda “Mali İslam Cumhuriyeti” hedefi iptal edilmek suretiyle “Terörsüz Mali Süreci” üzerinden, cihatçı grupların siyasi hayata dahil edilmeleri seçeneği öne çıkarılmalıdır. 
  • Seçimler sırasında, Batıya uygulanan boykot, Rusya ile ittifaka devam edilip edilmemesi, Afrika Birliği ve ECOWAS’a geri dönülmesi gibi esaslı kararlar, ikinci bir sandık vasıtasıyla, halkın iradesine dayandırılmalıdır. 

Pek yakın ilişkiler içinde bulunduğumuz dost ve kardeş Mali’nin sivil bir hükümet aracılığıyla, eski sömürgeci güçlere yaslanmaksızın, öncelikle barışa, istikrara, demokrasiye ve refaha kavuşması Ankara'nın samimi arzusudur.

İlgili İçerikler