Trabzon deyince...

Trabzon deyince...

Trabzon Sanatevi yüzlerce yazarı, şairi, sanatçıyı ağırlamış, etkinliklere, festivallere ev sahipliği yapmış şehrin yüz akı kuruluşlarından biri. Trabzon Sanatevi'nin söyleşiler, atölyeler, kurslar, sergiler ve çeşitli sanatsal etkinlikler için kullandığı ve şehrin sanatsal kalbi denebilecek tarihi yapıya valilik tarafından el konuluyor

Trabzon deyince...

Trabzonlular şehirlerinin tarihsel köklerini vurgularken Roma'dan daha eski olduğunu söylerler. İmparatorluklara başkentlik, şehzadelere ev sahipliği yaptıklarından söz ederler. Bunlar doğrudur ve köklü kültürünün çerçevesini de bu tarih belirler.  Bunda kuşkusuz coğrafi açıdan stratejik konumu da etken. Kafkaslar'la Ortadoğu'yu buluşturan ve Avrupa'ya bağlayan bir konumda olması onu öne çıkarmıştır.  Antik dönem anlatılarından Doğu Roma kroniklerine, Dede Korkut'un hikâyelerine kadar birçok tarihsel metinde Trabzon anılır. Son yüzyıllarda Karadeniz bölgesinin kültürel merkezi olması, bu bölgenin heyecanlı, atak, girişimci insanlarını hem sosyal hem politik açıdan beslemesi dikkate değer bir olgu.  

Bunları, Trabzon'u 12 Eylül’ün karanlık günlerinde tanımış, o karanlığın içinde yakılan çoban ateşlerini görmüş biri olarak yazıyorum. Türkiye derin bir suskunluğun içindeyken Trabzon'da edebiyat dergisi yayımlanabiliyordu. "Kıyı" dergisi, yayımlandığı kıyıcıkta şiirlerle, öykülerle karanlığı bir nebze aydınlatabiliyordu. Üniversiteler susturulmuşken Karadeniz Teknik Üniversitesi, Rektör Erdem Aksoy'un cesur ve soylu tutumuyla akademik özgürlüğün öncülüğünü yapabiliyordu. Aksoy sonrasında, onun mirasını sürdüren öğretim üyeleri öğrenci kulüpleriyle gençlere ışık olabiliyorlardı. Şehirde sanat galerileri kapanmamıştı. Örnekler çoğaltılabilir; özetle Trabzon, ardındaki sosyal ve kültürel birikimi korumak için cuntacılara rağmen çaba gösteren bir kent olarak öne çıkıyordu benim yaşadığım yıllarda.  Ancak sonraki dönemde bu birikimi aşındırmak için çok uğraşıldı.  Daha önce de yazmıştım; Kanuni Sultan Süleyman'ın mahlası olan "Muhibbi" bir edebiyat müzesinin adı olmuşken, Bedri Rahmi Eyüboğlu o müze içinde bir yerde sıkışıp kalmıştı. Geçmişte, şehrin ana meydanındaki parkta, onun değilse de kardeşi Sabahattin Eyüboğlu'nun, Hasan İzzettin Dinamo'nun ve birkaç aydının büstleri vardı. Bu büstler çoğalabilirdi ama olmadı, onları da kaldırdılar, akıbetleri belirsiz.  Trabzon Sanat Tiyatrosu, uzun yıllardır sadece şehirde değil, bütün bölgede ve Türk cumhuriyetlerinde oyunlar sergileyen köklü bir kuruluşken, salonu elinden alındı. Onunla aynı salonu paylaşan çok sayıda özel tiyatro da açıkta kaldı. Neyse ki Ortahisar Belediyesi Başkanı Ahmet Kaya, belediyenin salonlarını açarak tiyatroların yaşamasına katkıda bulundu. Sırada Trabzon Devlet Tiyatrosu'nun sahnesi vardı. Yakınlarda o da yeni bina yapacağız gerekçesiyle işlevsiz hale getirildi. 

Şimdi, buna benzer başka bir sorunla daha baş etmeye çalışıyor sanatçılar, sanatseverler. Trabzon Sanatevi'nin söyleşiler, atölyeler, kurslar, sergiler ve çeşitli sanatsal etkinlikler için kullandığı ve şehrin sanatsal kalbi denebilecek tarihi yapı valilik tarafından bu kuruluşun elinden alınıyor. Trabzon Sanatevi yaptığı açıklamada "Sanatın değişik disiplinlerinde bir araya gelerek 10 dernekten oluşan Trabzon Sanatevi yapılanmasının kapısına kilit vurularak alanımız yok edilmeye çalışılmaktadır (...)Trabzon Sanatevi oluşumunun arka planında, kentin en az 150 yıllık sanat birikimi bulunmaktadır. Yok edilmeye çalışılan budur" diyerek bu karara karşı çıktı. Trabzon Sanatevi gerçekten de yüzlerce yazarı, şairi, sanatçıyı ağırlamış, etkinliklere, festivallere ev sahipliği yapmış bir kurum. Şehrin yüz akı kuruluşlarından biri.

Trabzon Sanatevi'nin binası

Valilik tepkilere kulaklarını tıkayarak binayı almak için harekete geçince, etkili bir eylem gerçekleştirildi: Kentin sanatçıları, yazarları, çizerleri, şairleri 23 Eylül’de bir araya gelip binanın önünde oturma eylemine başladılar. Gece geç saatlere kadar kapının önünde şiirlerle, şarkılarla, bu binadan kalan anıları paylaşarak zaman geçirdiler. Neyse ki sağduyu galip geldi, valilik görevlileri binaya zorla girmeye çalışmadı. Bu demokratik protesto gece geç saatlere kadar sanatçıların sesi olarak sosyal medyadan bütün ülkeye yayıldı. Ancak keşke olan biten bununla kalabilseydi ve karar yeniden gözden geçirilebilseydi.  24 Eylül günü, sabah gün doğarken, binanın kapısı çilingir aracılığıyla açılarak içeri girildi, tutanak tutuldu ve binaya el konuldu.  Şimdi kentin sanat dernekleri etkinliklerini gerçekleştirebileceği bir ortamdan yoksun. Yüzlerce çocuk, genç, yetişkin kurs alabilecekleri mekândan uzakta. 

Trabzonlu sanatçıların 23 Eylül'deki eylemi

Trabzon deyince, aklımıza uluslararası festivaller, edebiyat günleri, söyleşiler, sinema günleri gelir; şehrin kadim kültürünü yaşatmak için çabalayan bir avuç yazarın, sanatçının çabası gelir. Bu çaba desteklenecekken sudan gerekçelerle sahnelerin kapatılması, binaların boşaltılması herkesi kaygılandırıyor. Ve "Neden?" diye sorduruyor. Yine de karamsar olmayalım derim. Trabzonlu Bedri Rahmi Eyuboğlu'nun dizeleriyle selamlayalım bu kentin belleği olan Trabzon Sanatevi'ni ve ona emek verenleri, korumaya çalışanları: 

"Marifet hiç ezilmemek bu dünyada 

Ama biçimine getirip ezerlerse 

Güzel kokmak 

Kekik misali 

Lavanta çiçeği misali 

Fesleğen misali 

Itır misali 

İsâ misali 

Yunus misali 

Tonguç misali 

Nâzım misali" 

 

T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler