Klementinum’dan Slavia’ya teknolojiden korkmama kılavuzu

Klementinum’dan Slavia’ya teknolojiden korkmama kılavuzu

Kitleler şimdilik sanki yapay zekanın en cazip ve kolay kullanımı olarak bu devir işini yapıyormuş gibi duruyor. Herkes bireysel seçimlerinin sonucunu yaşayacak. Ancak kamu politikası ve bütçesi söz konusu olduğunda karar alıcıların dikkatli düşünmesi gerek

Klementinum’dan Slavia’ya teknolojiden korkmama kılavuzu
Klementinum Barok Kütüphane (Fotoğraflar: Itır Akdoğan)

Dünyanın en güzel kütüphanelerinden biri olan Prag’daki Klementinum Barok Kütüphane günümüzde ancak rehberli turla ziyaret edilebiliyor. Binanın tarihi 11. Yüzyıla kadar gidiyor, manastır, Cizvit koleji derken, İmparatoriçe Maria Theresa 1773’te Klementinum Üniversitesi, kütüphanesi ve gözlemevini kuruyor. 1784’ten bu yana meteorolojik veri tutan, Galileo, Kopernik, Kepler’in çalıştığı, el yazıları kitaplarının olduğu, Einstein’ın ders verdiği, Mozart’ın çok sevdiği için gelip çaldığı, yüzlerce yıllık bu uzay bilim bilgi tapınağına ancak iki metre girebilip uzaktan ruhunu besleyebiliyorsun.

Zihnini beslemek istersen üst düzey bilim insanı olman, Latince konuşman ve özel izin gerekiyor. O zaman da kütüphaneye giremiyorsun. Yetkililer kitabı sana, özel bir odaya getiriyor. Yoksa tüm kitaplar dijitalleşmiş. Zaten içeri sadece dijitalleşmeden sorumlu uzmanlar ve temizlikçiler girebiliyor. Yani bilim insanındansa temizlikçi olmanın avantaj olması sadece bilimin değer görmediği değil aşırı değer gördüğü yerlerde de mümkün.

Aynı avluda girişi olan ulusal kütüphane ise herkese açık. Tur saatini beklerken kapıdan girip sanki bin yıldır bu masada çalışıyormuşum edasıyla oturuyorum. Kimse dönüp de hemşerim hani kartın, kimsin sen demiyor. Kütüphane işte tam da ilgilenen herkesin öğrenmek ve düşünmek için özgürce gelip kurulabileceği bir yer olmalı. Ben de şehrin kalbindeki bu kütüphanede kurulup, gelen ilhamla bunu yazmaya koyuluyorum.

Neden buraya sanki hep geliyormuşum gibi hissettiğimi merak ederken, fark ediyorum. Bu geniş salona tavandaki buzlu camla yumuşamış cömert bir temmuz sabahı ışığı giriyor. Kapıdan girince hemen sağda bir çeşmeden ne az ne çok şiddette ama sakinleşmene yetecek kadar ses çıkaran su akıyor. Çeşmenin önünde kütüphaneyle ilgili bir fotoğraf sergisi. Siyah beyaz olduğunu söylememe gerek var mı bilmiyorum. Bankette memurlar kısık sesle konuşmak için aşırı çaba harcayıp daha çok ses çıkarmak yerine doğal olarak alçak sesle konuşuyor.

Bu sade görünen ve arkasında belli ki ciddi bir tasarım düşüncesi olan mekân bilgiye ve düşünceye beyninde alan açıyor. Yani aslında bana tanıdık gelen bu bina, bu masa değil, bu his. Bu sakin, yavaş, sindire sindire okumak, anlamaya çalışmak, anladığın kadarıyla düşünmek, yazmak ya da sadece hayallere dalmak.

Masanın yanındaki panoda kütüphanenin üyesi olduğu dijital veri setleri ve dijital kütüphane ağlarının listesi var. Yani dokunamadığın, diğer kütüphanedeki gibi elinle zarar veremeyeceğin dünyanın bilgi kaynakları burada erişime açık.

Eğer akademik bir araştırma için gelmiş olsaydım, yan tarafta, yanında nefes almama izin verilmeyen kitap sayısının (27000) bin katına ekranda erişebilecektim. Hem de bu ülkede yaşayıp bu kütüphaneye kaynak olabilecek tek kuruş vergi ödemiyorken. İşte bu, teknolojinin hem zihnini, zekanı geliştiren hem de demokratik kullanımına çok iyi bir örnek.

Ulusal Kütüphane

Kütüphanede başladığım bu yazıya, turdan sonra, çıkınca sola dönüp 5 dk yürüdüğünde vardığın, 1881’den bu yana sanatçıların ve entellerin mekânı, Nazım Hikmet’in de Pırağ yıllarında müdavimi olduğu, benim de zamanında ofis gibi kullandığım, çok keyif aldığım Slavia’da devam ediyorum.

Çevrimiçi değilim, bu sabah evden çıkarken nereye gitsem diye Chat GPT’ye sormadım (ne münasebet) bunu yazarken kullandığım bilgiler de organik. Yani henüz hala kendi zekamla, hafızamla idare edebiliyorum. Bunun bir nedeni de sanırım teknolojiyi düşünmek için değil bilgiye erişmek ve iletişim için kullanmak.

Bu hafta Aposto’da, MIT’de yapay zekanın zekamıza etkisinin ölçüldüğü bir test ile ilgili bir haber yapıldı. Çok kabaca, düşünmek gereken bir eylem için Chat GPT kullanan ve kullanmayan grup arasında kullanmayanların lehine beyin aktivitesi ve hafıza kalitesi tespit edilmiş. Kullanmayanların beyninde nöronlar çoşup ışıklar saçarken kullananların beyni karanlık kalmış.

Bu ve benzeri son dönemde etrafta gördüğümüz çok sayıda testten anlamamız gereken bence şu: yapay zekâ yoksa bizi 'geri zekalı mı yapacak' diye korkmadan ve dönemimizin teknolojisini yadsımadan önce, teknolojiyi ne amaçla kullandığımızın farkında olmak. Teknolojiyi, zihnimizin gelişmesi ve zihin-beden-ruh dengemiz için ihtiyacımız olan alanı açması, bilgiye erişimi, iletişimi kolaylaştırması, zaman ve mekân esnekliği vermesi için mi kullanıyoruz, yoksa keşfetme, düşünme, analiz yapma, hatırlama, bedeni hareket ettirme işlerini yapay zekaya devrederek bu becerileri kaybedeceğimiz ve sonunda gerçekten zekamızdan olacağımız bir duruma doğru mu ilerliyoruz. Kitleler şimdilik sanki yapay zekanın en cazip ve kolay kullanımı olarak bu devir işini yapıyormuş gibi duruyor. Herkes bireysel seçimlerinin sonucunu yaşayacak.

Ancak kamu politikası ve bütçesi söz konusu olduğunda karar alıcıların dikkatli düşünmesi gerek. Oradaki seçimlerin sonuçları nesilleri etkileyecek. Finlandiya’da bazı ilkokullar örneğin, 2024 -2025 öğretim yılında basılı kitap, kâğıt ve kaleme geri döndü. Kamu kaynaklarıyla tüm öğrencilere laptop dağıtılması ardından ekrandan eğitimin sonuçları olumlu gelmedi.

Öğrencilerin öğrenme kapasiteleri düştüğü gibi konsantrasyon, göz bozuklukları, uyku kalitesinin düşmesi ve anksiyete sorunları baş gösterdi. Bu nedenlerle ekran süresinin azaltıldığı çocuklarla konuşulduğunda artık okuduklarını daha iyi anladıklarını ve daha rahat odaklanabildiklerini paylaştılar.

Yazının ilham mekânı olan kütüphaneye dönersek, dijitalle güçlendirilmiş analog mekanlar, örneğin kütüphaneler, doğru tasarlandığında, herkesin erişimine açıldığında, teknoloji zihnimizi açmamıza hizmet ettirildiğinde, biz de bunun farkında olduğumuzda, korkmadan, keyfini çıkarabiliriz.

 

 

 

 

 

 

İlgili İçerikler