Bizimkiler’de işler her zaman yoluna girer

Bizimkiler’de işler her zaman yoluna girer

Bizimkiler’de pahalı tatiller, havalı arabalar, uğruna ölünesi aşklar yok belki ama...

Defne Akman / Ekranella

Bizimkiler Pazar günleri TRT’de yayınlanmaya başladığı zaman ben gürültülü, heyecanlı bir hayat yaşama hayalleri içinde 14 yaşında öfkeli bir ergendim. Bilmemne konakları, Zınzınzın City diye Allah’ın kendini unuttuğu bir yerde, etrafı duvarlarla çevrili, güvenlik kulübelerinin olduğu, havuzlu, tesisli, bir şey saraylarının olmadığı bir zamandan bahsediyorum. Kapıcısından, doktoruna kadar temiz diksiyonlu karakterleri, monoton müziğiyle, efendi bir apartmanda hiçbir olay olmadan akıp giden dizi hiç olayım değildi. Bununla birlikte akşam yemeğinden sonra, televizyonun karşısında ders çalışır gibi yaparken o tekdüzelikte bir huzur bulurdum.

1989- 2002 yılları arasında yayınlanan Bizimkiler, komşuluk kavramını televizyonda ilk olarak işleyen diziydi. Anadolu yakasında bir apartmanın ekseninde, temsili karakterlerle darbe sonrası Türkiye’nin bir portresi niteliğindeki dizi, beş ayrı kanalda 14 yıl boyunca yayınlandı, 465 bölüm sürdü.

Bizimkiler, kimsenin yalnız olmadığı, komşuların aralarındaki farklara karşın yine de arkadaş olduğu, her bir karakterin yaşamının merkezinde zorluklar, eğlence ve sevginin yer aldığı bir dizi. Zorluk dediysem o kadar da çok değil. Çünkü Bizimkiler’deki hikâyeler, her zaman denge ve mutluluğu yakalamak üzere kurgulanmıştır. Kimi anlaşmazlıklar yıllar boyu sürse de, hiçbir sürtüşme bir rakı sofrasında halledilemeyecek kadar büyük değildir. İşler, her zaman yoluna girer.

Bizimkiler’de hikâyeler ve duygu her zaman karakterin içerisinde aktarıldı. Sanırım dizinin bu kadar uzun süre tutulmasının en temel nedeni de, umutlu tavrı ve karakterlerin doğasına sadık kalmasıydı.