Geçen hafta uzun süredir planladığım göçü gerçekleştirdim ve kızımın ve dört torunumun oturduğu ABD’nin Oregon eyaletindeki Bend şehrine yerleştim. Daha önce uzun yıllar bu ülkede yaşamış olmama rağmen son 13 yılı Türkiye’de geçirmem nedeniyle trafikte birbirine yol veren, güler yüzlü, iyimser ve şakacı yeni hemşerilerimle karşılaşmak bir miktar kültür şokuna yol açtı.
Bend yalnızca 107 bin nüfusa sahip yemyeşil ve çok güzel bir şehir. Oregon’un ortasında, Cascade Dağları’nın eteklerinde kurulmuş, çam ormanları, Deschutes Nehri, kayak merkezleri ve insana emlak fiyatlarına bakana kadar huzur veren manzaralarıyla son derece çarpıcı bir kent.
Ama Bend yalnızca güzel değil, biraz da tuhaf ve ilginç bir belde. Bu küçük şehirde 30 bira imalathanesi ve 27 otçu dükkanı bulunuyor. Yani istatiksel olarak trafikteki sürücülerin bunların etkisi altında olma olasılığı oldukça yüksek.
Bend halkını bilimsel olmayan fakat son derece güvenilir gözlemlerime dayanarak iki ana gruba ayırıyorum.
Birinci grup sabah saat altıda kalkıp 25 kilometre bisiklete biner, ardından köpeğiyle dağa çıkar, öğleden sonra kayak yapar ve akşam arkadaşlarıyla bira içer.
İkinci grup ise bütün bunları yapan insanları pencereden seyredip kahvesini ya da birasını yudumlar.
Ben ikinci gruba daha yakınım.
Bend’de spor yapmak normaldir. Spor yapmamak anormaldir.
Birisi size “Hafta sonu ne yaptın?” diye sorduğunda “Evde oturdum, televizyon seyrettim” demek insanın ağzından kolay kolay çıkmaz.
Karşınızdaki kişi büyük ihtimalle cumartesi sabahı Smith Rock’a tırmanmış, öğleden sonra 40 kilometre dağ bisikleti sürmüş, pazar günü Mt. Bachelor’da kayak yapmış ve dönüşte Deschutes Nehri’nde paddleboard yapmıştır.

Bend’in resmî hayvanı: Köpek
Bend’de köpek sahibi olmak bir tercih değil, neredeyse vatandaşlık koşuludur. Şehirde insandan çok Golden Retriever ve Australian Shepherd bulunur.
İdeal Bend ailesi şöyledir: İki yetişkin, bir veya iki çocuk, iki köpek, üç bisiklet, kayak takımları, bir Subaru ve garajda ne işe yaradığını kimsenin tam olarak bilmediği 50 kadar spor aleti.
Köpekler de sıradan köpek değildir. Bend köpeğinin sosyal hayatı birçok insandan daha zengindir.
Parkı, yürüyüş grubu, özel maması, kışlık ceketi, arabada özel koltuğu vardır. Bazılarının Instagram hesabı olduğundan bile şüpheleniyorum.
Türkiye’de bazen komşunuz sizin hayatınız hakkında sizden fazla bilgi sahibidir.
Bend’de yan evdeki adamın adını iki yıl sonra öğrenirsiniz. Ama köpeğinin adını ikinci gün bilirsiniz. Benim komşumun köpeğinin adı Charlie, altı yaşında bir Golden Retriever. Tavuklu mamayı sevmiyor. Geçen yıl ayağından ameliyat oldu. Sahibi hakkında hiçbir fikrim yok.
Köpek birinci sınıf vatandaştır. Siz refakatçisiniz. Köpeksiz dolaşırsanız insanlar endişelenir. “Köpeğin nerede?” diye sorarlar.
Bend’deki yeni evimin ortak alanı
Bira içecek değil, kültürel kimliktir
Bend’in en önemli kültürel kurumlarından biri düzinelerce birbiriyle rekabet eden bira imalathaneleridir.
Bend’in özel üretim bira kültürü öylesine gelişmiştir ki insan bazen nüfustan fazla bira çeşidi bulunduğunu düşünür.
IPA, Double IPA, Hazy IPA, Pale Ale, Pilsner, Porter, Stout…
Bir bira sipariş etmek için küçük çaplı bir eğitim gerekebilir.
Garson sorar: “Narenciye aromalı, hafif bulanık, şerbetçiotu ağırlıklı ama dengeli bir IPA ister misiniz?”
Biz gençliğimizde sonradan market olan bakkallardan bira alırken tek kriterimiz soğuk olmasıydı.
Burada bira içmek değil, birayı analiz etmek önemlidir.
Bir yudum alınır, bir süre düşünülür, sonra “Hmm… çam aroması geliyor” denir. Etrafınıza bakarsınız, zaten her taraf çam ormanıdır.
Alkolsüz bira ve kokteyller
Bend son zamanlarda alkolsüz içeceklerde de iddialı. Şehrin yeni trendi alkolsüz bira ve kokteyller. Ayık kalmak isteyen ama havalı görünmeğe çalışan kişiye hitap eden barlar var. Velvet'te "Calm the F..k Down" adlı bir içecek sipariş edebilirsiniz. İsmi bile Bend'in rahat ama bir o kadar da ne yaptığını bilen kültürünü özetliyor.

Bend, Oregon’da ot (cannabis) mağazaları ve kültürü
Öncelikle her türlü uyuşturucuya karşı olduğumu belirtmek isterim. Ancak anlaşılan Oregon’luların çoğu benim gibi düşünmüyor. 2014’te yasallaşan halk önerisi bir kanun teklifi sonucu 21 yaşının üzerindeki herkes belirli yerlerden ot satın alıp kullanabiliyor. Küçücük Bend’de 27 adet cannabis mağazası var ve tıpkı bira gibi şehrin kültürüne entegre olmuş durumda. Bu mağazalara ilginç ve komik bir şekilde dispanser diyorlar.
Eskinin karanlık torbacılarının yerini Budtender denilen bu işin uzmanı danışmanlar almış.
Bend klasik anlamda muhafazakâr küçük Amerikan kasabası değil, ama Portland gibi büyük, yoğun ve alternatif kültürlü bir kent de değil. Bir ayağı kovboy Oregon’unda, öbür ayağı organik granolada. Sabah av tüfeğiyle ördek avına giden biri öğleden sonra yoga dersine giden biriyle aynı biracıda yan yana oturuyor.
Cannabis de bu karışıma doğal biçimde yerleşmiş durumda.
Ancak Bend hakkında yanlış bir izlenim de vermek istemem.
Şehrin sokaklarında duman bulutları arasında dolaşan hippiler yok. Tam tersine Bend oldukça düzenli, ailelerin yoğun olduğu ve dağ sporlarının merkezde bulunduğu bir kent. Otun yasal olması her yerde kullanılabileceği anlamına gelmiyor. Oregon’daki yasal düzenleme satışın, yaş sınırlarının, ürünlerin ve kullanım alanlarının kurallara bağlı olduğu bir sistem oluşturuyor.
Oregon’lular özgürlüğü seviyor, ama özgürlüğün yanına on sayfalık yönetmelik koymayı da ihmal etmiyor.
O dükkânlar aynı zamanda Oregon’un sosyal değişiminin vitrini. Bir neslin suç olarak gördüğü şeyi başka bir nesil vergilendirilebilir ticari ürün olarak görüyor.
Yalnızca Bend’de yerel yönetimin bu mağazalardan aldığı vergi yılda bir milyon doları geçiyor. Bu para kamu güvenliği gibi alanlarda harcanıyor.
Bend muhafazakâr Oregon ile liberal Oregon’un, kovboyla hippinin, oduncuyla yazılımcının, kayakçıyla emeklinin birbirine çarpmadan aynı şehirde dolaşmayı başardığı tuhaf bir kültürel dünya.

Bend’de giyim kuşam
Bend modasının en güzel tarafı insanı büyük masraftan kurtarmasıdır.
Takım elbiseli, kravatlı ve parlak ayakkabılarla şehir merkezinde dolaşırsanız insanlar ya düğünden ya da cenazeden geldiğinizi, belki de mahkemeye çıkacağınızı düşünür.
Bend erkeğinin klasik kıyafeti şort, kalın gömlek, şapka ve sandalettir.
Bend’in resmi kıyafeti Patagonia mont, Blundstone bot veya Birkenstock terlik ve baştan asla çıkarılmayan bir bere ya da beyzbol şapkasıdır. Düğünlerde montun rengi koyu seçilip gidilir. Yanında devamlı bir Hydro Flask taşımak zorunludur.
Bend kadını devamlı yoga dersinden çıkmış gibi görünür. Gerçekten yoga yapıp yapmadığı önemli değildir. Önemli olan birazdan yapabilecekmiş gibi görünmesidir.
Burada şıklığın tanımı beş dakika içinde dağa çıkabilecek durumda olmaktır.
Kimse “Acaba doğru kıyafeti giydim mi?” diye düşünmez. Çünkü yanınızdaki adamın ayağında terlik olabilir.
Bu açıdan Bend’in kültürel hayatında hoş bir demokratik taraf vardır. Kimse kimseyi fazla umursamaz.
Bu da İstanbul’da bulamayacağınız büyük bir lüks ve özgürlüktür.
Ben artık bir Bend’liyim
Politik ve sosyal bir karışım
Bend’in ilginç taraflarından biri Oregon’un farklı dünyalarının kesişme noktasında bulunmasıdır.
Bir tarafta çevreci, liberal, organik kahvesini içen, elektrikli otomobil kullanan yeni Bend sakinleri, diğer tarafta Orta Oregon’un daha geleneksel, kırsal ve muhafazakâr kültürü vardır.
Bend’dekilerin yüzde 40’ı Kaliforniya’dan evini satıp gelmiş erken emekli, yüzde 40’ı uzaktan çalışan yazılımcı, kalan yüzde 20’si ise oranın kovboy kökenli yerlisidir. Gençleri gündüz kayak eğitmenliği, gece de garsonluk yapar.
Kaliforniya’dan gelenler ayrı bir kültür oluşturur.
Uzun yıllar Kaliforniya’da yaşadıktan sonra Oregon’a taşınan sevgili kızım Aileen’i ziyaret ettiğimde bana “Sana nereli olduğunu sorarlarsa Türküm de, Kaliforniyalıyım deme” diye tembih etmişti.
Bend’in nüfusu arttıkça başka eyaletlerden gelenler konusunda da klasik bir yerel duyarlılık oluşmuştur.
Özellikle Kaliforniyalı züppeler buralarda pek sevilmez.
Bir Kaliforniyalı Bend’e gelir, manzarayı görür, “Ne kadar güzel!” der. Bir ev görür, “Ne kadar ucuz!” der ve satın alır.
Beş yıl sonra Bend’li aynı eve bakıp “Ne kadar pahalı!” der.
Böylece Amerikan göç sosyolojisinin döngüsü tamamlanmış olur.
Kaliforniyalılar her şeyin sorumlusudur. Artan ev fiyatlarından, trafikten, kalabalık restoranlardan, bulunmayan otopark yerlerinden hep onlar sorumludur.
Bir gün Bend’de kar yağmazsa ve birisi “Kaliforniya’dan çok insan geldi, iklimi de bozdular” derse hiç şaşırmam.
Aziz milletim aynı sosyal ve ekonomik olguyu Bodrum’dan ya da Alaçatı’dan çok iyi bilir.
Diğer alt gruplar Oregon’un büyük kenti Portland’dan kaçanlar, emekliler, genç dağ sporları meraklıları, uzaktan çalışan teknoloji uzmanları ve yıllardır burada yaşayıp bütün bunlara bakarak “Eskiden burada trafik yoktu” diyen Bend yerlileridir.
Sonra yanınızdan 80 yaşlarında bir adam bisikletle geçer. Arkasından 75 yaşındaki karısı gelir. Onların arkasından köpekleri koşar. Üçü de sizden daha formdadır.
İşte o anda Bend’de yaşamanın temel kuralını öğrenirsiniz. Burada yaşlanmak serbesttir. Ama ihtiyarlamak pek hoş karşılanmaz.
İnsanlar sizi rahat bırakır. Kimse size “Ne kadar kazanıyorsun?”, “Evi kaça aldın?”, “Çocuklar niye evlenmedi? “Kilo mu aldın?”, “Kaç yaşındasın?” diye sormaz.
Bend’de bir milyonerle işsiz bir adamı ayırt etmek oldukça zordur. İkisi de şort, tişört ve sandalet giyiyor olabilir. Sonra biri otoparka gider, yüz bin dolarlık aracına biner. Arkasında iki tane son derece pahalı bisiklet vardır.
Bend’de servet insanın üzerinde değil, garajında taşınır.

Nasıl yavaş yavaş Bend’li olunur?
Sonunda yavaş yavaş Bend’li olursunuz. Önce yürüyüş ayakkabısı alırsınız. Sonra kaliteli bir mont.
Ardından “Bir bisiklet alsam mı?” diye düşünmeye başlarsınız. Subaru katalogları birdenbire cazip hale gelir, kendi arabanızdan utanırsınız.
Bir gün kendinizi eşinize ya da arkadaşınıza “Bugün hava harika, nehir kenarında yürüyelim” ya da “Dağa çıkalım mı?” derken yakalarsınız.
Daha sonra bir restoranda IPA sipariş edersiniz.
Son aşamada biri size “Bend çok kalabalıklaştı” dediği zaman siz de hiç düşünmeden “Eskiden böyle değildi. Hep bu Kaliforniyalıların yüzünden” diye cevap verirseniz işte o anda süreç tamamlanmıştır ve Bend sizi artık ele geçirmiştir.
Orhan Veli Bend’lileri görseydi herhalde şöyle derdi:
Bir elinde bira, bir elinde cigara,
Umurunda mı dünya!


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


