Eğitimde yeni bir dönem
Pandemiyle birlikte hepimiz gördük ki eğitim yalnızca okul sıralarında değil, bir ekranın karşısında da sürdürülebiliyor. Başlangıçta geçici bir çözüm olarak ortaya çıkan bu yöntem, bugün devasa bir sektöre dönüşmüş durumda. Öyle ki, online eğitim platformları artık milyonlarca öğrenciye ulaşmakta ve aileler için daha ekonomik bir seçenek haline gelmiş bulunmaktadır.
Gerçekten de ilk bakışta cazip görünüyor. Daha düşük eğitim bedeli, yol ve yemek masrafının olmaması, zamandan tasarruf… Özellikle büyük şehirlerde kursa gitmek için harcanan saatleri düşündüğümüzde online eğitim, birçok öğrenci ve aile için ciddi bir tercih seçenek haline geliyor. Hatta Türkiye’nin en uzak köşesinde sınava hazırlanan bir öğrenci, birkaç işlemle İstanbul’daki ünlü bir hocanın dersine ulaşabiliyor. Bu, eğitimde fırsat eşitliği adına küçümsenmeyecek bir gelişme.
Madalyonun diğer yüzü
Ancak işin bir de görünmeyen tarafı var. Eğitim, sadece bir kişinin bir gruba ya da bir kişiye bilgi aktarması değildir. Öğretmenlik, bir kameraya konuşmakla yapılacak bir meslek de değildir. Sınıf ortamının disiplini, öğrencinin sorusuna verilen anlık yanıt, öğretmenin bakışı ve arkadaşlarının motivasyonu… Bunların hiçbirini ekranın soğuk yüzünde göremezsiniz. Bu sebeple online derslere kaydolan öğrencilerin önemli bir kısmı, birkaç hafta sonra motivasyonunu kaybediyor. Platforma yapılan ödeme ve geçen bir sene öğrencinin kayıp hanesine yazılıyor. Çünkü eğitim verici ve alıcı arasında gerçekleşen ikili, dinamik ve canlı bir eylemdir. Ekran karşısında gerçekleşen bilgi aktarımında daha çok tek taraflı bir eylem var. Bilgi aktaran kişi bazen ekran görüntüsünü dahi kapatarak ve sadece konuşarak bu eylemi yerine getiriyor. Bilgi alıcısının sürece dahil olması kendi içsel motivasyonuyla mümkün olabiliyor. Tam bu aşamada ifade etmeliyiz ki, eğitimde içsel motivasyon kadar öğrencinin dışsal motivasyona da ihtiyaç duyduğu zamanlar olur. İşte bu motivasyonu sınıf içindeki genel iklim, sınıf içi rekabet ortamı ve onunla göz teması kuran öğretmen sağlar.
Daha da önemlisi, bu alan neredeyse tamamen başıboş. Yüz yüze kurslar sıkı denetimlerden geçiyor; ruhsat, pedagojik formasyon, mali yükümlülük… Ama online tarafta kimin ders verdiği çoğu zaman meçhul. Öğretmenlik formasyonu olmayan, yalnızca sunum becerisiyle kamera karşısına geçen yüzlerce kişi “hoca” sıfatıyla ekranın öte yüzüne çıkabiliyor. Bu durum hem gerçek öğretmenlere haksızlık hem de öğrenciler açısından ciddi bir risk.
Vergi kaybı ve haksız rekabet
Sorunun bir başka boyutu da mali yükümlülükler. Online eğitim platformlarının önemli bir kısmı vergi yükümlülüklerinden adeta kaçıyor. Öğrencilerden doğrudan IBAN’la para isteyenler mi dersiniz, eğitim bedelini faturada “kitap bedeli” gibi gösterip KDV’siz fatura düzenleyenler mi… Oysa kitapta KDV yok, eğitim hizmetinde ise var. Bu yöntemle milyonlarca liralık vergi kaybı yaşanıyor.
Sonuç? Vergisini ödeyen, kira veren, personel çalıştıran yüz yüze eğitim kurumları ağır bir yükün altında eziliyor. Buna karşılık hiçbir denetime tabi olmayan platformlar hızla büyüyor. Yani mesele yalnızca devletin vergi kaybı değil; aynı zamanda eğitim piyasasında ortaya çıkan haksız rekabet.
Çözüm zorunluluk haline geldi
Şunu açıkça söylemek gerekir: Online eğitim, başlı başına kötü bir yöntemdir diyemeyiz. Aksine, doğru kurallarla yönetildiğinde eğitimde fırsat eşitliği için çok güçlü bir araçtır. Ancak bugünkü haliyle hem mali disiplini sarsan hem de eğitim kalitesini eriten bir boşluk alanına dönüşmüş durumdadır.
Yapılması gereken bellidir; online platformlar da tıpkı yüz yüze eğitim kurumları gibi ruhsata, pedagojik denetime ve mali şeffaflığa tabi tutulmalıdır. Öğrencilerin geleceğini etkileyen bir ders videosu, aynı ölçüde ciddiyetle denetlenmelidir.
Son söz
Unutmayalım; ekran başında verilen ders yalnızca bir öğrencinin değil, bir ülkenin geleceğini şekillendirir. Kolaylığın cazibesine kapılıp bu sektörü başıboş bırakmak, yarın hem devleti büyük bir mali kayba, hem de gençleri niteliksiz bir eğitime mahkûm edebilir. Eğitim, şansa bırakılmayacak kadar stratejik bir alandır. Devletin artık bu alana el koyma zamanı gelmiştir.


