Fon yapıp para götürmeyi çok sevenler kulübü!

Fon yapıp para götürmeyi çok sevenler kulübü!

Fatma Betül Hanım gibi fon değil de ellerindeki hisse senetlerini satanlar kaç kişi, ne kadar götürdüler bilmiyoruz. Hesaplanıp açıklanmıyorsa bilin ki Fatma Betülgillerden daha sürüyle var ve görünen o ki iktidar elitlerini korumak için bu isimler de saklanacak...

Fon yapıp para götürmeyi çok sevenler kulübü!
Eski bakan ve görevinden "af talebiyle" alınan eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya

Sahipleri nedense sır gibi saklanan bir şirket yüzünden aziz milletimiz 1 milyar 400 milyon ABD Doları ceza ödeyecek.

Yararlananların kimler olduğu da sır gibi saklanan fon skandalı nedeniyle ödeyeceğimiz para ise şu anda hesaplanamıyor.

Niye hesaplanamıyor, bilmiyorum. Oysa bu hesabı bu devirin olanaklarıyla yapabilmek için bir bilgisayar ve iki üç saatlik bir çalışma yeter de artır bile.

Bildiğim şu ki 650 kişi, fonların batmasından hemen önce sistemden 227 milyar lira çektiler.

Fatma Betül Hanım gibi fon değil de ellerindeki hisse senetlerini satanlar kaç kişi, onlar ne kadar götürdüler bunu da bilmiyoruz.

Bunu hesaplamak da çocuk oyuncağı sayılır.

Hesaplanıp açıklanmıyorsa bilin ki Fatma Betülgillerden daha sürüyle var ve görünen o ki rejim, kendi iktidar elitlerini korumak için bu isimleri de saklayacak.

Bu pilav belli ki daha çok su kaldıracak ve günün birinde milleti pervasızca soyan bu tipleri birer birer öğreneceğiz.

“Sahipleri nedense sır gibi saklanan bir şirket yüzünden aziz milletimiz 1 milyar 400 milyon

ABD Doları ceza ödeyecek” diye söze girdim, oradan devam edeyim.

T.C. Bakanlar Kurulu kararıyla Irak’tan petrol çalıp satma işine ortak olan bu şirketin sahipleri kimlerdir ve bu işi nasıl başarabildiler sorusunu her cuma soruyorum.

Bu işi bilmek durumunda olan ve bir cuma günü alnı secdeye değdiğinde bunu açıklayıp vicdanen rahatlamak isteyen birisi yanıtlar diye ümit ettiğim için.

Gerçi konu para ve siyasal İslamcılar olunca vicdan meselesi, yerini cüzdan kaygısına terk ettiği için yanıt alabilmem de hayli zor, biliyorum.

Bu sorunun yanıtını, sorunun ana muhatabı eski Enerji Bakanı Taner Yıldız’dan alamadım.

Taner Bey, artık korkudan mıdır, yoksa rejimin kendisine sunduğu olanakları kaybetme endişesinden midir, soruyu duymazdan geliyor.

Önce geçmiş bölümlerin özetini vereyim, aramıza yeni katılan okuyucular için:

Olay Türkiye’de geçiyor.

Kahramanları T.C. 61. Bakanlar Kurulu, Singapur’da kurulu iki yatırım fonu, Kuzey Irak Kürt Yönetimi, Irak Cumhuriyeti yönetimi, Fransa’daki uluslararası tahkim mahkemesi, bir de bendeniz!

Kimlerin parasından oluştuğu sır gibi saklanan Singapurlu iki yatırım fonunun sahip olduğu Türkiye’de kurulu bir şirket, kuruluşundan sadece 6 ay sonra, 61. T.C. hükümetini ikna ederek Bakanlar Kurulu kararıyla “Kuzey Irak’tan karayoluyla petrol ve ürünleri” taşımak konusunda “tek yetkili şirket” olmayı başardı.

Bunlar Kuzey Irak Kürt Bölgesinin yönetimiyle (yani Barzani ailesi diyeyim) el ele vererek Irak halkına ait petrolü Türkiye üzerinden taşıyıp, sattılar, parayı da cebe attılar.

Irak hükümeti petrolünün çalındığını fark edince de dava açtı ve Türkiye 1 milyar 400 milyon dolar ceza ödeyecek.

Sorunun muhatabı Taner Yıldız, yer yarılıp da içine girince hükümetin diğer bakanlarına sordum.

61. Hükümet bakanlarından Bülent Arınç, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Binali Yıldırım ve Hayati Yazıcı’dan yanıt çıkmadı.

Birincisi niye korktu bilmiyorum, oysa özgül ağırlığı var diye biliyordum.

Babacan her konuda konuşuyor, bunu duymazdan geldi.

Umudum “Bu kirli hesapların içinde olmayacağım” diyen Ahmet Davutoğlu’nda idi o da meğerse bir gaz balonundan ibaretmiş.

Binali Bey kendi canının derdinde, mallarına çökmek isteyenlerle pazarlıkta diyorlar, benim soruyu görmemiş olması olası.

Fon soruşturmasından oğlunu tereyağından kıl çeker gibi kurtaracakmış gibi duran Hayati Yazıcı da soruyu duymazdan geldi.

Kim bilir, belki de sorunun yanıtını verirse oğlunun başına iş açabilir diye de düşünmüş olabilir. Beyninin içinde değilim, bilemem tabii.

Soruyu tekrar hatırlatayım: Bu şirketin ortakları kimlerdi, bu Bakanlar Kurulu kararı nasıl verildi?

1 milyar 400 milyon ABD Doları’nı tüyü bitmemiş yetim bile ödeyecek.

Parayı kazananlar isimleri belli olmayan “foncular.” O hâlde niye cezayı biz ödemek zorunda kalıyoruz?

Adalet Bakanı bu sorunun yanıtını merak ediyor mudur acaba?

Sırası gelince ona da soracağım tabii.

***

İzmir’i kim fethetti, kim işgalden kurtardı?

Berna Laçin gece vakti karakola çekildi, “İzmir, Yunanlılardan sonra ikinci kez fethediliyor” diyen siyaset bilimi profesörü ise evinde rahatça uyudu. Şimdi memlekette “adil” bir “adliye” olduğunu kim söyleyebilir?
Berna LaçinOyuncu Berna Laçin, Çağlayan Adliyesi'nde

Sanatçı Berna Laçin, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın AKP’ye transfer olmasının ardından sosyal medyada şunu yazdı:

“İzmir daha önce de işgal edildi. Korkma!”

Kütahya Üniversitesi siyaset bilimi hocası Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu da yine aynı transfer nedeniyle sosyal medyada şunu yazdı:

“İzmir, Yunanlılardan sonra ikinci kez fethediliyor.”

Gördüğünüz gibi aynı olay, aynı ana fikirden yola çıkılarak birbirinin tam tersi iki görüş olarak değerlendirilmiş.

Bu değerlendirmelerden birini siyasi meşrebinize göre “çok doğru tespit” diye de değerlendirebilirsiniz, yine aynı nedenlerle diğerini “çok saçma” diye de değerlendirebilirsiniz.

Bütün fikirler gibi yani.

“Fikir başka başka olmasa, koyun, kurt ile gezerdi” diyen Aşık Veysel rahmet istedi sanırım.

Bu iki fikrin sosyal medyada yayınlanmasının ardından Berna Laçin gece vakti karakola çekildi, diğeri evinde rahatça uyudu.

Şimdi bu tabloya bakınca memlekette “adil” bir “adliye” olduğunu kim söyleyebilir?

Öte yandan üniversitemizin durumunun da siyasal İslamcıların elinde giderek ne hâle geldiğini de düşünüp ıstırap çekebilirsiniz.

“İzmir, Yunanlılardan sonra ikinci kez fethediliyor” cümlesini okuyunca “ilk fetheden”in kim olduğunu düşünürsünüz?

Elbette Yunanlar. Cümle bunu anlatıyor ve bir üniversite hocasının Türkçe ve Türk tarihi bilgisinin düzeyini yansıtıyor.

İzmir tarihi boyunca Yunanistan’a hiç ait olmadığı için Yunanistan’ın elinden alınıp fethedilmiş olamaz.

Yunanistan ise bir kez fethettiğini sandı, o da Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki Küçük Asya seferinde!

Nitekim işgal ordusunun İzmir’e çıkışı böyle bir fetih gösterisi idi.

Öte yandan “Yunanlı” diye bir millet de yok, onlar “Yunan” ve Yunanistan’da yaşıyorlar.

İzmir’in 1081 yılında fethini gerçekleştiren Selçuklu komutanı Emir Çaka Bey idi, Bizans’tan almıştı.

Bizans, Yunanistan değil, bildiğin Doğu Roma.

Osmanlı toprağı oluşu ise 1422’ye dayanıyor, Aydınoğulları Beyliği’nin elinden alınmıştı.

İzmir, tarihinde bir kez düşman işgalinden kurtuldu. Onda da Yunan ordusu denize döküldü, Türk ordusu kenti geri aldı.

Hani siyasal İslamcıların tarihçi sandığı şu Fesli Kadir’in çok üzüldüğü olay var ya, onun sonunda.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler