New York’ta doğru söyleyen Akbelen’de de şaşmamalı!

New York’ta doğru söyleyen Akbelen’de de şaşmamalı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada “Ulusal Katkı Beyanımızı tüm sektörleri ve tüm sera gazlarını kapsayacak şekilde belirledik” dediğinde sevindim. Çünkü jandarma dayağına, Adliye baskısına rağmen direnen ve zeytin ağaçlarını feda etmek istemeyen köylüler zafer kazandı, diye düşündüm. Koskoca Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta başka, Muğla’da başka konuşacak değil ya!

New York’ta doğru söyleyen Akbelen’de de şaşmamalı!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler toplantısı için gittiği New York’ta yaptığı konuşmalarla bir kez daha dünyayı kendisine hayran bıraktı!

Ben ahaber’in yalancısıyım, bütün dünyayı takip edip, kimin kime hayran kaldığını takip edebilecek durumda değilim.

Ancak bu haber ahaber’de değil de zhaber’de yayınlansaydı da hoşuma giderdi, bu da bir başka gerçek.

Böyle naif şeyleri seviyorum.

Nedenini bilmiyorum, yetiştiriliş tarzımdan olabilir tabii.

Cumhurbaşkanımız, bazen benim düşündüğüm gibi konuşuyor.

Bunu öyle hissettiği ve düşündüğü için mi yapıyor yoksa öyle konuşması alkış alır diye mi yapıyor, bilmiyorum.

Cumhurbaşkanı, New York’ta bütün dünyanın huzurunda “Ulusal Katkı Beyanımızı tüm sektörleri ve tüm sera gazlarını kapsayacak şekilde belirledik” dediğinde Nihat Özdemir Bey ile İbrahim Çeçen Bey’in yatırımları için endişelendim, bende yalan yok.

Artık sera gazı meselesinde de Cumhurbaşkanımızın çizdiği yolda ilerleyeceksek, Gökova ve Yatağan’ı dumana boğan ve kömür çıkaracağız diye çevre ormanları yok eden termik santrallerden vazgeçeceğiz demektir.

Cumhurbaşkanı böyle konuştuğuna göre artık Kemerköy’deki santrali çalıştırmak için düşük kalorili kömürlere de ihtiyaç kalmadı, diye sevindim.

Sevindim çünkü jandarma dayağına, Adliye baskısına rağmen direnen ve zeytin ağaçlarını feda etmek istemeyen köylüler zafer kazandı, diye düşündüm.

Koskoca Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta başka, Muğla’da başka konuşacak değil ya!

Orada onlara başka, burada bizlere başka konuşacak ise elimden sadece teessüf etmek gelir; o makamda böyle davranmak yakışmaz çünkü.

Bu nedenle Türkiye’de önümüzdeki kasım ayında yapılacak BM İklim Zirvesi için muazzam bir gösteri öneriyorum: Akbelen Ormanları’nda zeytinliklerini korumak için direnen köylülerimiz Antalya’ya götürülsünler ve orada bu şanlı direnişin nasıl sonuç aldığını, Cumhurbaşkanı’nın da bu direnişin yanında nasıl yer aldığını herkes görsün!

Yalnız bir ricam var, Akbelenli köylüleri oraya jandarma araçlarıyla götürmesinler, hoş olmaz çünkü.

* * *

Ağaçlar ve ormanlar meselesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Gıda israfını nadiren enerji israfıyla ilişkilendiriyoruz, enerjiyi boşa harcadığımız gerçeğini ıskalıyoruz” derken haksız değil. Bu ciddi bir sorun ama keşke bu konuşmasını iktisatçı eşi ile de önceden tartışsaydı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, kendi ifadesiyle “küresel gündeme gıda israfını taşıdı”!

“Her yıl küresel olarak 5,8 trilyon tabak yemeğe eş değer gıda tüketilmeden israf ediliyor ve biz gıda israfını nadiren enerji israfıyla ilişkilendiriyoruz. Dolayısıyla gıdanın üretimi, paketlenmesi, hazırlanması, korunması ve dağıtımı için harcanan enerjiyi boşa harcadığımız gerçeğini ıskalıyoruz. Konuyu yalnızca teknik boyutuyla ele alıyor, manevi ve kültürel dünyamızdaki depremlerin nasıl devasa bir tüketim tsunamisi meydana getirdiğini göz ardı ediyoruz” dedi.

Haksız değil elbette.

Sadece gıdaları çöpe atarak kaybetmiyoruz, onları üretmek için harcadığımız enerji ile dünyayı da tüketiyoruz.

Bu ciddi bir sorun ama keşke bu konuşmasını kendisine özgü iktisat teorilerinin mucidi iktisatçı eşi ile de önceden tartışsaydı diye aklımdan geçirdim.

Çünkü çöpe giden 5,8 trilyon tabak gıda bazılarımız için israf olsa da bazılarımız için üretim sayılır.

Siz yarım domatesi çöpe atarsanız sizin için israftır ama çiftçi için, domatesin üretilmesi için gerekli gübreyi ve ilaçları üreten, bunları alıp satan, olgunlaşan domatesi toplayıp, kasalara koyan, onları pazara taşıyıp satanlar açısından bu üretimdir.

Ben söylemiyorum, en basit genel muhasebe ilkesi bunu gerektiriyor: O meşhur T cetvelinin, sağ taraftaki sonucuyla, sol taraftaki sonucu her zaman eşittir.

Mesele birileri tok uyumakla kalmayıp, trilyonlarca tabak gıdayı çöpe atabilirken, birilerinin nasıl aç yatabildiği meselesidir ve bunun nasıl olabildiğidir.

Bu sonucu yaratan nedir?

Bu sonucu yaratan insanların tek tek müsrif yaratıklar olması değildir.

Sonucu yaratan sistemdir ve sistem ile sorununuz yok ise bu sorunu da çözemezsiniz.

Bildiğim kadarıyla siyasal İslamcıların bu sistem ile bir sorunları yok.

Hatta tam tersine bu sistemin sürüp gidebilmesi için ellerinden geleni yapmaya da çalışıyorlar.

Olayımız ormanı görmek ile ilgili, tek tek ağaçlara bakarsanız ormanı göremiyorsunuz, mesele bu.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler