Şarabımızın duayeniydi

Şarabımızın duayeniydi

Türk şarapçılığının en saygın isimlerinden, Diren Şarapları’nın ve Dimes meyve sularının lideri Orhan Diren’i kaybettik. Orhan Bey “sanayici” kimliğinin ötesinde ilerici bir Anadolu aydınıydı…

Şarabımızın duayeniydi

1990’ların sonlarıydı… O yıllarda Hürriyet’te olan meslek büyüğüm Sedat Ergin, “Diren Şarapları’ndan haberiniz var mı?” diye bir mesaj yolladı: “Alman Büyükelçiliği’ndeki bir davette Karmen isimli bir şaraplarını tattım, çok güzeldi. Merak edip sorduğum Büyükelçi ‘İlk kez mi tadıyorsunuz? Biz bu şarabı çok beğeniyoruz, tüm konuklarımızı onunla ağırlıyoruz’ dedi. Mutlaka haberdarsınızdır ama yine de paylaşmak istedim…” 

Tokat’ın “bilenlerin bildiği” Diren Şarapları’nın elbette farkındaydım ama kendileri de harika şaraplar yapan Almanların bir şarabımızı bu denli övmelerinden de hoşlanmıştım. Sedat Bey’in şaşkınlığı ise normaldi, zira 1958’den bu yana üretim yapan bu firmamız o yıllarda biraz frene basmış, daha çok meyve suyu sanayiinde büyümeyi tercih etmişti. Patron Orhan Diren’in piyasanın büyük firmalarca küçüklere kapatılmasına, rekabetin fazlaca sert yapılmasına gücendiği, bu yüzden de şarap işini büyütmediği söyleniyordu. Bu arada zaten iç piyasaya verecek şarapları da pek yoktu, üretimlerinin yüzde 65’i İngiltere ve Fransa gibi şarapta seçici pazarlara gönderiliyordu. Etiler’de bir şarküteride bulamadığınız Diren şarabı, Londra’da Selfridges raflarında karşınıza çıkabiliyordu. 

Önoloji eğitimini Fransa'da alan Diren uluslararası şarap yarışmalarında jüri üyelikleri de yapıyordu

Karadeniz’in ilk ciddi şarap üreticisi olma, Boğazkere-Öküzgözü üzümlerini getirtip batı bölgelerinde ilk defa işleme, mahlep meyvesini şaraba katarak bir vermut yaratma, Narince üzümlerini yerinde kullanma, kamu-özel işbirliğiyle işletilen dev bir çiftlikte şaraplık bağcılığı başlatma gibi ilklere imza atan Orhan Diren, geçtiğimiz hafta 79 yaşında aramızdan ayrıldı. Ve geride bir yandan başarılarla dolu bir ömrün anılarını, bir yandan da Diren Şarapları ve Dimes gibi iki büyük firmayı bıraktı. Oğlu Ozan Diren’in geçen yıl TÜSİAD Başkanlığı’na seçilmesi de, “Anadolu Kaplanları” denilen aileler için bir ilkti… 

Orhan ve Ali Diren, babaları Vasfi Diren'in açtığı yolda şarap ve meyve suyunu sanayi haline getirdiler

Vizyoner babanın mücadeleci oğlu 

Aslında her şeyi 1921 doğumlu Vasfi Diren başlatmıştı. Tarım Meslek Lisesi mezunu Vasfi Bey Tarım Bakanlığı’nda ziraat teknikeri iken istifa etmiş, geçmişte Ermenilerin şarapçılık yaptığı Tokat’ta evinin bodrumunda ilkel koşullarda şarap üretmeye başlamıştı. Bodrumu kazarak yaptırdığı beton havuzlarda mayaladığı şarapları cam damacanalara koyuyor, at arabalarıyla yakın bir yerde açtığı “Dörtnal Meyhanesi”ne gönderiyordu. Valinin bile geldiği ve Avrupa kasabalarındaki şarapevlerini andıran bu nezih mekânda şaraplar su gibi akıyordu. Kendisi hırsla şarapçılığı öğrenir ve 1963’teki yarışmada olduğu gibi altın madalyalar kazanırken, 1973’te büyük oğlu Orhan Diren’i Fransa-Dijon’a şarap bilimi okumaya, küçük oğlu Ali Diren’i de Almanya’ya meyve suyu eğitimine gönderdi. Ren ve Mosel’deki şarap tesislerini inceledi ve buralardan aldığı ilhamla 1.5 milyon litrelik modern bir şaraphane yaptırdı. Bir yandan da Bizans döneminden bu yana meyveciliğiyle ünlü bölgenin ürünlerini işlemek için Türkiye’nin ilk meyve suyu fabrikası Dimes’i kurdu. 1987’de bir trafik kazasıyla vefat edince, işleri oğulları sırtladı. 

Orhan Bey, bir eli Diren’de, bir eli de Dimes’te olmak üzere yıllarca iki cephede birden savaş verdi. En yakın yardımcıları kardeşleri Ali Diren, Erol Diren ve çok iyi bir eğitim aldırdığı oğlu Ozan Diren oldu. Ailece meyve suyunda doğallıktan yana oldular, yerli tohumlardan fidanlar üretip bunların ürünlerini işlediler. Şarapta da kitlelerin erişebileceği fiyat çizgisinden ayrılmadılar, egolarını tatmin ya da marka değerlerini yükseltmek adına pahalı şaraplar yapmaya yönelmediler. 

Orhan Diren iki dönem CHP milletvekilliği yapmış ve tarımın sorunlarını çözmek için mücadele etmişti

Bağcılığı Meclis’e taşıdı 

Orhan Bey bu arada üretimi arttırmakla yetinmedi, ilerici bir aydın olarak siyasi arenada da mücadele verdi. 2002-2010 yılları arasında CHP Millletvekilliği yaptı, bu süreçte Türkiye’deki ilk bağcılık komisyonunu kurarak başkanlığını üstlendi. Komisyon bütün Türkiye bağlarını ve şaraphanelerini dolaşarak bu alanın sorunlarını belirledi, Meclis’e ve kamuoyuna ayrıntılı bir rapor sundu.  

Orhan Bey’in aile arasında lâkabı, esmerliğinden dolayı “Karaoğlan”dı. Geçtiğimiz yıl mesleğe atılışının 60. Yılında, oğlundan çok anlamlı bir armağan aldı. Ozan Diren Malatya-Arapgir’e özgü Karaoğlan üzümünün 60 yaşındaki bağlarını bulmuş, buradan getirttiği üzümlerle şarabını yaparak onu da babasına adamıştı. Etikette Orhan Diren’in bir şarabı dikkatle incelediği gençlik fotoğrafı yer alıyordu. 

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren babasını 60. meslek yılında adına yaptığı şarapla onurlandırmıştı

Geçen hafta kaybettiğimiz bu saygın insan, ailesinin serüveninde orta kuşaktı. İşi babası kurmuş, tırnaklarıyla kazıyarak büyütmüş, o da sanayileştirmiş ve dünyaya açmıştı. Ne mutlu ki oğlu Ozan Diren de aynı vizyonu sürdürüyor, Dimes’i hayvancılık ve süt işinde büyütüyor, Anadolu’yu kalkındırıyor. Adında tarım olmayan Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin başkanlığını yürütürken, gerçekte Türkiye’yi kalkındıracak olan tarım ile sanayi birlikteliğinde bir köprü oluyor. Geçen sonbaharda yaptığımız Tokat gezisinde olduğu gibi, devletle ortak oldukları 5 bin 300 dönümlük Kazova Çiftliği’nde çizmelerini çekip çamurlu arazide dolaşıyor, 1.850 ineği barındıran dev ahırda buzağıları biberonla besliyor, tozlu asmalardan üzüm tadıyor. Bir yandan da yapay zekâ çağında iş dünyasına liderlik yapıyor. 

Kısacası, zincir kopmadan, hızlanarak dönmeye devam ediyor. 

Sanırım, huzur içinde uyuyabilirsiniz Orhan Bey.

İlgili İçerikler