Bazı galibiyetler vardır, skor tabelasına baktığınızda yalnızca üç puan görürsünüz. Bazılarında ise skorun arkasında bir takımın neye dönüştüğünü anlatan daha büyük bir hikâye vardır. Fenerbahçe’nin Samsun deplasmanındaki 2-0’lık galibiyeti, biraz da böyle bir galibiyet. Çünkü bu maçın hikâyesi, 3. dakikada Vedat Muriqi’nin golüyle başlamadı aslında. Hikâye birkaç gün önce Lyon’da başladı. Fenerbahçe, 18 yıllık Şampiyonlar Ligi hasretini bitiren o büyük gecenin ardından, duygusal ve fiziksel olarak son derece ağır bir deplasmana geldi. Karşısında yalnızca Samsunspor değil, Avrupa zaferinin yaratabileceği rehavet de vardı. Ama Fenerbahçe bu kez duygularıyla değil, aklıyla oynadı.
Maçın henüz üçüncü dakikasında gelen Muriqi golü, gecenin bütün senaryosunu değiştirdi. Oğuz Aydın’ın hazırladığı pozisyonu Muriqi’nin tamamlaması yalnızca erken bir gol değildi; sarı-lacivertlilerin Samsun’da nasıl bir futbol oynayacağının da ilanıydı. Ardından Fenerbahçe geri çekilmedi. İlk yarı boyunca rakip ceza sahasında 30 kez topla buluşması, Samsunspor’un bunu yalnızca 5 kez yapabilmesi tesadüf değildi. Fenerbahçe daha fazla ve daha kaliteli fırsat üretti; ilk 45 dakikada 9 şuta karşılık 3 şutluk üstünlük kurdu ve rakibine kaleyi bulan tek bir vuruş dahi yaptırmadı.
Asıl önemlisi ise topun kimde olduğundan ziyade, oyunun kim tarafından yönetildiğiydi. Samsunspor’un yüzde 59 oranında topa sahip olması ilk bakışta ev sahibi ekibin oyuna hükmettiği izlenimini verebilir. Fakat xG tablosu bunun tam tersini söylüyor: Samsunspor 0.46’da kalırken Fenerbahçe 1.52 gol beklentisi üretti. Yani Fenerbahçe topu rakibine bırakırken oyunu bırakmadı.
Oğuz Aydın artık beklenen oyuncu. Gecenin yıldızı için fazla düşünmeye gerek yok: Oğuz Aydın. Bir asist, bir gol. Ama rakamların ötesinde bir performans. Oğuz artık top ayağına geldiğinde ne yapacağını bilen, sorumluluk almaktan kaçmayan, rakibin üzerine giden bir oyuncu görüntüsünde. Maç sonu verilerinde üç şut pasıyla takımının bu alandaki lideri olması da bunu destekliyor. Üçüncü bölgedeki pas isabet oranının yüzde 86 olması ise oyunun yalnızca son vuruş bölümünde değil, hazırlık aşamasında da etkili olduğunu gösteriyor.
Fenerbahçe devre arasında “skoru koruyalım” düşüncesine sığınmadı. İkinci yarının hemen başında Oğuz’la farkı ikiye çıkardı ve Samsunspor’un maça yeniden ortak olma ihtimalini daha doğmadan ortadan kaldırdı. Bir deplasman takımının yapabileceği en değerli şeylerden biri budur: Rakibin umutlanmasına izin vermemek.
Muriqi sadece gol atmadı, savunmayı da taşıdı. Vedat Muriqi’nin 3. dakikadaki golü elbette gecenin kilidini açtı. Fakat Kosovalı forvetin katkısı bununla sınırlı değildi. Ceza sahasında sürekli bir referans noktası oldu. Rakip stoperleri meşgul etti, takımının öne çıkmasına alan açtı ve Fenerbahçe’nin doğrudan oyununda önemli bir çıkış noktası oluşturdu. Lyon’da başlayan gol serisinin Samsun’da devam etmesi de ayrıca dikkat çekici. Lyon’daki 2-1’lik tarihi galibiyette de Muriqi fileleri havalandırmıştı.
Bir takımın deplasmanda 2-0 kazanmasını yalnızca hücumcular üzerinden okumak kolaycılık olur. Fenerbahçe’nin Samsun’daki en değerli taraflarından biri, rakibin ikinci yarıdaki reaksiyonunu yönetebilmesiydi.
Samsunspor topa daha fazla sahip oldu, ancak bunu tehlikeli bölgelere taşıyamadı. Fenerbahçe savunması oyunun merkezini kapattı, rakibin pozisyon üretmesini sınırladı ve skor avantajının getirdiği panikten uzak kaldı.
Lyon’dan sonra Samsun: İşte mesele bu. Belki de bu galibiyetin en önemli tarafı burada. Lyon deplasmanında 18 yıllık özlemi bitiren bir takımın, üç gün sonra Samsun gibi atmosferi ağır bir deplasmanda yeniden aynı ciddiyeti göstermesi…
Bu, yalnızca fiziksel bir başarı değil. Aynı zamanda mental bir başarı. Büyük takımların sezonları yalnızca büyük maçlarla kazanılmaz. Şampiyonluk yarışını belirleyen şey, Avrupa gecesinin ardından çıkılan lig deplasmanlarında gösterilen ciddiyettir. Fenerbahçe Samsun’da bunu yaptı. Erken golü buldu. Oyunu rakibe göre şekillendirdi. Top rakipteyken paniğe kapılmadı. İkinci golü bularak maçı erkenden kontrol altına aldı. Ve son düdük geldiğinde geriye çok net bir tablo bıraktı:
Fenerbahçe, Lyon’da tarih yazdıktan sonra Samsun’da karakter gösterdi. Belki Lyon galibiyeti daha parlaktı. Belki Avrupa zaferinin heyecanı çok daha büyüktü. Ama şampiyonluk yolculukları için bazen Samsun’daki 2-0, Lyon’daki 2-1 kadar değerlidir. Çünkü Avrupa geceleri size özgüven kazandırır. Samsun deplasmanları ise o özgüvenin gerçek bir takım kimliğine dönüşüp dönüşmediğini gösterir. Fenerbahçe bugün bu soruya güçlü bir cevap verdi. Ve sezon henüz çok başında olsa da sarı-lacivertlilerin üzerinde uzun zamandır özlenen o duygu yeniden hissediliyor: Bu takım artık yalnızca maç kazanmaya değil, maçları nasıl kazanacağını hatırlamaya başlıyor.


