Mevcut sektörün dışındaki alternatif koşullar tercih edilerek üretilen, ticari beklentilere yüz vermeyen, biçim ve içerik ve hatta politik tavır açısından özgürlüğü ön planda tutan sinemaya bağımsız sinema, sanata bağımsız sanat, sanatçıya bağımsız sanatçı denir.
Yazarın sanatsal önceliklerini gözeten, ana akım yayıncılığın yöntemlerini kullanmayı reddeden, küçük çaplı bir ekonomiyle çarkı döndüren yayıncılığa bağımsız yayıncılık denir.
Devletten, siyasi partilerden, reklam veren iş dünyasından, medya patronlarının şahsi çıkarlarından uzak duran gazeteciliğe bağımsız gazetecilik denir.
Kararını siyasi iktidarın isteğine göre vermeyen yargıya bağımsız yargı denir.
Hayatına ilişkin kararları toplumun ya da ailenin beklentilerine göre değil kendi iradesine göre alan kadına bağımsız kadın denir.
Sonucu önceden belirlenmemiş araştırmalar yapan bilime bağımsız bilim denir.
Peki bağımsız politikacı kime denir?
Parti yönetiminden özerk politikacıya mı?
Çıkar gruplarından bağımsız olana mı?
Sermaye karşısında boyun eğmeyene mi?
Yoksa kendini seçmene karşı sorumlu, hukuka bağlı ve denetime açık olarak görene mi?
Yoksa yoksa… kendini seçmene karşı sorumlu görmeyen, hukuku hiç iplemeyen ve denetime asla açık olmayana mı? Partisini bile kendisine bağımlı kılan, farklı örgütlerle, derneklerle, cemaatlerle, iş adamlarıyla, küresel güçlerle, başka ülke politikacılarıyla devamlı alışveriş yapan, denetime zinhar açık olmayan mı?
Kelimeleri, anlam ve çağrışım çeşitliliği üzerine hiç düşünmeksizin kullanma hevesi meselelerin bir açıdan yolunu açarken başka bir açıdan da o meseleleri çıkmaza sokar.
Sinsi politik niyetlerin bağımsızlık üzerine inşa ettiği titrek yapılar kavramın içini boşaltırlar.
Bağımsızlık iki farklı referansla kullanılabilen bir kelimedir. Bir şeye göre bağımsız olmak ve bir şeyden bağımsız olmak.
Mesela, saksıdaki çiçeğe sorsanız der ki doğadaki çiçeklere göre ben bağımsızım ama saksıdaki topraktan bağımsız değilim.
Doğadaki çiçeğe sorsanız o da kendini saksıdaki çiçeğe göre bağımsız diye tanımlar ama o da doğadaki toprağa bağımlıdır.
Kuşa sorarsanız tüm çiçeklere göre kendisi daha bağımsızdır ama kanatlarından bağımsız değildir.
Kanatlara sorsanız gövdeden bağımsızdırlar ama yerçekimine bağımlı.
Devlete sorsanız Tabii ki bağımsızım, bağımlı devlet mi olur!” der.
Hukuka sorsanız “Bağımsızlık benim temelim” diye cevap verir.
Sanatçıya sorsanız “Bağımsızlık benim karakterim” diye söylenir.
Oysa ne devlet ne hukuk ne de sanatçı bağımsızdır. Hepsi sadece bir şeylerden bağımsız ve bir şeylere de ölümüne bağımlıdır. Devlet güce, hukuk iktidarlara, sanatçı ekonomiye…
Bağımsızlık, özgürlük vaat edebilir ama özgürlük hep şartlara bağlı olarak tarif edilen bir değerdir.
Tarifi böylesine muallak ve değeri öylesine değişken bir mesele üzerine inşa edilen erdemler de o yüzden ezelden beri şaibelidir.
Çünkü; bağımsızlık kimseye ya da hiçbir şeye bağlı olmamak değil, bağlı olduğun şeylerin seni yönetmesine izin vermemektir.
Ve bu kaotik dünyada kimim kimi nasıl yönettiğini kim ne kadar bilebilir?
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


