“Hiç belli olmaz” hukuku

“Hiç belli olmaz” hukuku

Bu ülkede bugün, hukuk artık söylenmiş ya da yazılmış sözleri, açıklanmış fikirleri yargılayan bir işleyiş değil, henüz düşünülmemiş fikirleri, söylenmemiş, yazılmamış sözleri de biçimlendiren tehditkâr bir otorite. O otoritenin karşısında direnmenin tek yolu, otosansürün görünmezliğini deşifre etmek. Yazılanlardan çok yazılanmayanlar üzerine düşünmek, düşündürmek için yeni yollar keşfetmek

“Hiç belli olmaz” hukuku

Şu an hangi gazetecilerin hukuken bir suç olmadığı halde hukuki işleyişe güvenmedikleri için yazmak istekleri hangi yazıyı yazamadıklarını, yapmak istedikleri hangi haberi yapamadıklarını bilmiyorsunuz.

Hangi sivil toplum gönüllülerinin savunmak istedikleri hangi meseleyi savunmaktan yıldığını bilmiyorsunuz.

Hangi öğretmenlerin hangi bilgileri öğretmekten kaçındığını bilmiyorsunuz.

Hangi hakimlerin hangi hukuki kararları vermekten korktuklarını bilmiyorsunuz.

Hangi işçilerin hangi haklarını ağızlarına bile alamadıklarını bilmiyorsunuz.

Kimlerin hangi şeyi düşünmekten ve söylemekten vazgeçtiğini bilmiyorsunuz.

Bugün bu ülkede sadece şunu biliyorsunuz; otosansür artık tercihe bağlı bir kontrol yöntemi değil çoğu insan için vazgeçilmesi çok riskli bir hayatta kalma mekanizması.

T24’e getirilen erişim engeline gerekçe gösterilen yazıların listesini açıp açıp bakın.

Artık o içeriklere ulaşamıyorsunuz, hepsi yayından kaldırıldı. Ama bundan sonra gazetecilerin neleri yazmasını engellemek istediklerini başlıklarından anlayabilirsiniz. Aynı zamanda neden korktuklarını ve toplumu neyle korkuttuklarını da…

Hukukun koyduğu sınırlarla kişinin kendi koyduğu sınırlar arasında gitgide daha da büyüyen bir mesafe, düşünce ve ifade özgürlüğünün felaketidir. Bugün bu ülke bu felaketin eşiğinde.

Çünkü bu ülkede bugün, bir gazeteci haber yaparken ya da görüşünü paylaşırken artık;

“Bu eleştiri hukuken hakaret mi” diye değil, “Bu eleştiriyi hakaret sayarlar mı?” diye düşünmek…

“Bu bilgi hukuken dezenformasyon mu” diye değil, “Bu bilgiyi dezenformasyon soruşturmasına alırlar mı? diye kaygılanmak… 

“Bu haber hukuken örgüt propagandası mı?” diye değil, “Bu haberi örgüt propagandası olarak görürler mi?” diye hesaplamak…

“Cinsel kimlik meselesine değinirsem hukuken müstehcenlik kapsamına girer mi?” diye değil, “Cinsel kimlik meselesine değinirsem müstehcenlikten başımı derde sokarlar mı?” diye kaygılanmak… zorunda.

Üstelik bu tür soruların değil gazeteciler hukukçular açısından bile artık tek bir cevabı var:

“Hiç belli olmaz.”

Muhaliflerine otosansür terbiyesi vermek isteyen iktidar onları sadece tehditlerle korkutarak susturmayı hedeflemiyor, aynı zamanda bir öngörülemezlik atmosferi yaratarak aklı, vicdanı ve cesareti pusulasız kılıyor.

Her gün tüm tuşlara aynı anda basıyor ve her seferinde ortama korkunç bir belirsizlik ve tekinsizlik hâkim oluyor. Kimse yaptığı ya da düşündüğü ya da yazdığı şeyin suç olup olmadığıyla ilgilenemez hale gelsin istiyor; herkes ne yaparsa yapsın öncelikle “Başıma bir şey gelir mi?” diye kaygı içine düşsün diye hukuksuzluğun sınırlarını esnetiyor.

Dolayısıyla bu ülkede bugün, sadece başına bir şey gelmesinden korkanlar susturulmuyor, her koşulda lafını esirgemeden sarf edenlerin aklı ve fikri de ablukaya alınmaya çalışılıyor.

Hukuksal olarak net bir şekilde suç teşkil etmeyen bir eylemi suç olarak etiketleyen iktidarın niyeti muhaliflerin hukuku arkasına alarak savunmasını yapacağı tek bir güvenli alan bile bırakmamak.

Onları yargılanma ihtimaliyle tehdit ederek, düşünceyi ve ifadeyi daha oluşmadan yok etmek.

Bu ülkede bugün, hukuk artık söylenmiş ya da yazılmış sözleri, açıklanmış fikirleri yargılayan bir işleyiş değil, henüz düşünülmemiş fikirleri, söylenmemiş, yazılmamış sözleri de biçimlendiren tehditkâr bir otorite.

O otoritenin karşısında direnmenin tek yolu, otosansürün görünmezliğini deşifre etmek. Yazılanlardan çok yazılanmayanlar üzerine düşünmek, düşündürmek için yeni yollar keşfetmek.

Hukuk size neyin yasak olduğunu düşündürdüğünde değil, yasak olmayan şeyler yaptığınızda bile başınıza ne geleceğini düşündürmeye başladığında sahneye çıkan o hayalet aktörü, yani otosansürü işlevsiz kılmanın peşine düşmek.

İnatla ve ısrarla.

T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

 

İlgili İçerikler