Fon alınız, milyonlarca mudi yanılıyor olamaz.
Oy veriniz, milyonlarca seçmen yanılıyor olamaz.
Görmezden geliniz, milyonlarca yandaş yanılıyor olamaz.
Korkudan sininiz, milyonlarca vatandaş yanılıyor olamaz.
Yanılma ihtimali üzerine hiç düşünmeden kalabalıkların iradesine güvenip sürüye kapılmak ve kendini o sürünün içinde güvende sanmak insanın uygarlığını şekillendiren en güçlü hallerden biri.
O yüzden 68 kuşağının bir zamanlar haykırdığı “Bok yiyiniz milyonlarca sinek yanılıyor olamaz” sloganı, aklı başında birçok slogan gibi artık sadece esprili bir duvar yazısı olarak anılıyor ve “sineğe” duyulan o güven yüzünden insanlığın damağında her çağdan leş gibi bir tat kalıyor.
Çünkü “normal”, insanın baş edemediği, altından kalkamadığı sorunlu bir kavram.
Neye göre, ne zaman, hangi şartlarda neyin normal neyin anormal olduğunun değişkenliğini bildiği halde, normatifle normal arasındaki farkı gözetmeden yaşıyor. Ve iktidarların en olmayacak şeyleri bile ustalıkla normalleştirme uğraşına her seferinde yeniden ve yeniden kanıyor.
Bir ülkede iktidarın hukuku hiçe sayması normal hale gelebilir ama bu durum bir iktidarın hukuku hiçe saymasını normal kılmaz.
Bir ülkede iktidara yakın olanların yaptıkları yolsuzlukların iktidar tarafından görmezden gelinmesi normal hale gelebilir ama bu yolsuzlukların iktidarlar tarafından görmezden gelinmesini normal kılmaz.
Bir ülkede herkesin başına gelebileceklerden korkup, yolsuzluklara, hukuksuzluklara karşı sesini çıkaramaması normal hale gelebilir ama bu yolsuzluklara, hukuksuzluklara ses çıkarmamayı normal kılmaz.
Yani bir şeyin “normal” olması onu her zaman “normal” yapmaz.
Yani bir şeyin “yaygın” olması onu her zaman “doğru” kılmaz.
Yaygın olan normaldir, doğrudur, kaçınılmazdır fikrine ikna olunduğunda kafalar karışır.
Normalle normatifi ayırt edemeyenler, asla olmayacak şeyleri toplumun gözünde normalleştirerek iktidarlarlarını o tehlikeleştirilmiş normallerin üzerine inşa edenlerin gücünü arttırmaktan başka bir işe yaramazlar.
Mesela genç bir komedyen mahkemeye çıkar ve sözünü sakınmadan savunmasını yapar.
Suç olarak tanımlanan tüm şakalarını mahkeme heyeti önünde üstüne basa basa tekrarlar ve hiçbirinin suç teşkil etmediğini, savunmasına yeni yeni şakalar ekleyerek ispatlar.
Siz onun bu yaptığından çok etkilenirsiniz ve onu kahraman ilan edersiniz.
Oysa o komedyen sadece normal olanı yapmıştır. Doğru olanı yapmıştır. Yapılması gerekeni yapmıştır.
Ama siz çoktandır normalin susmak, korkmak, sinmek, özür dilemek, inkâr etmek, alttan almak, görmezden gelmek, gerektiği gibi davranmak, güçlünün yanında yer almak olduğunu düşünmeye alıştırılmışsınızdır.
Yaşadığınız ülkede artık hukukun işlevi insanlara neyin yasak olduğunu düşündürmekten çıkmıştır. Hukuk yasak olmayan şeyler yapıldığında bile insanın başına neler gelebileceğini düşündüren bir tehdit aracına dönüşmüştür.
Ve normalleştirilmiş kötülüklerle, toplumun zihni ve yüreği iktidarın niyetlerine göre yeniden şekillendirilmiştir.
Bir düşünün;
O milyonlarca sinek belki gerçekten de yanılmıyor, bok yiyerek kendileri için doğru olanı yapıyor olabilirler.
Peki siz sinek misiniz?
Yoksa size dayatılan normalleri Deniz ve niceleri gibi elinizin tersiyle itebilecek “başka” biri de olabilir misiniz?
Maalesef normalin ahlakı üzerine düşünmek risklidir; bunun üzerine hiç düşünmemekse tehlikeli!
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


