Tahmin edin bu yazının vazgeçtiğimiz başlığı neydi?

Tahmin edin bu yazının vazgeçtiğimiz başlığı neydi?

Aydınlamaya inat dünyanın karanlığını çoğaltmayı vazife edinenlerin niyetleri hep ortak. Çağdaşlığın tüm değerli kavramlarını tek tek hedefe koyuyorlar. Madde madde hizaya sokuyorlar. Çemberi daralttıkça daraltıyorlar

Tahmin edin bu yazının vazgeçtiğimiz başlığı neydi?

İktidarların kadınların boynunda yüzünde, bedeninde, ruhunda taşıdığı ölümcül şiddetin izini görmezden geldiği ama bir kadının boynunda taşıdığı kolyenin işlevi yüzünden kıyametler kopartıp ortalığı toza dumana buladığı şu dünyada nicedir birbiriyle sevişmekten utanan ama birbirini sömürmekten utanmayan bir insanlık hüküm sürüyor.

Bu insanlığın gözü, ikiyüzlü ahlakını rasyonelleştirirken savaş açtığı şeylerle cehenneme çevirdiği düzeni korumak için her şeyi yapacak kadar kara.

Aydınlamaya inat dünyanın karanlığını çoğaltmayı vazife edinenlerin niyetleri hep ortak.

Çağdaşlığın tüm değerli kavramlarını tek tek hedefe koyuyorlar.

Madde madde hizaya sokuyorlar.

Çemberi daralttıkça daraltıyorlar.

Aydınlığa dair ne kadar değer varsa alt alta yazıp acımasızca içini boşaltıyorlar.

Onların özgürleştirici gücünü kaynağından kurutmaya çalışıyorlar.

İnsan haklarından bahsedemez oluyorsunuz.

Kadın sorunları konuşulamaz hale geliyor.

Eşcinsellik meselesini ağzınıza almanız imkansızlaşıyor.

O çok sevdiğiniz, gözünüzden sakındığınız sokak hayvanlarının canına bile göz dikiyorlar. Eliniz kolunuz bağlı kalakalıyorsunuz.

Bu değerleri savunmayı sadece konforsuz değil aynı zamanda tehlikeli hale de getiriyorlar ki yerinizi bilesiniz.

Bunları düşünmeyi aklınızdan bile geçiremeyin istiyorlar.

Gözünüzü öyle bir korkutuyorlar ki dünyevi erdemlere vakit ayırmaktan sizi adeta menediyorlar. Herkes uhrevi erdemlere yönelsin istiyorlar.

Zira erdem insan için elzem bir ihtiyaç.

Bu ihtiyacın ayaklarını gerçeklikten kesip gökyüzüne çıkartmaya çalışıyorlar. Akılcılıktan geçekçilikten uzaklaştırıyorlar.

Vasata, muhafazakara, itaatkara daha geniş bir yer açabilmek için ilerici, farklı, etkileyici, sıra dışı, düşündürücü, farkındalık yaratan ne varsa hepsini alaşağı edip, üzerinde tepiniyorlar.

Çember daraldıkça daralıyor.

O çember en çok da kadınları daraltıyor.

Hangi kadının nerede nasıl davranacağına, hangi kadının nerede nasıl giyineceğine, hangi kadının kendisini nerede nasıl ifade edeceğine, hangi kadının kendi mahremiyetini nerede nasıl belirleyeceğine yasalarla, yasaklarla, tehditlerle karar veren eril bir sistemi rasyonelleştirirken dayattıkları kriterler her geçen gün insanlığı o korkunç uçuruma daha da yaklaştırıyor.

8 Mart eylemlerinin en çarpıcı sloganıdır, bu ülkede kadınlar yıllardır üzerinde “İmparatör değil vibratör istiyoruz!” yazan pankartlarla sokaklara çıkarlar.

Gaz yemelerine, coplanmalarına, sokak aralarında kovalanmalarına, gözaltına alınmalarına, tutuklanmalarına rağmen bas bas bağırmaktan vazgeçmez ve imparatör değil vibratör istemekten zerre kadar utanmazlar.

Çünkü utanılması gereken şey vibratör istemek değil tepeye hep bir imparatör istemektir.

Tepeye çıkıp imparatör olmaktır.

İmparatörlüğün devam etmesine göz yummaktır.

İmparatörler etrafa korku salar, dehşet saçar, toplumların felaketi olurlar; vibratörler ise sadece kişisel birer seks oyuncağıdırlar ve insana zevk verir, insanı hoş tutarlar.

“İmparatörleri”i sevenler “vibratörleri” sevenlere hep karşıdırlar.

Yeryüzündeki bu kadim savaşı, özgürlüğün değerini bilen, faşizmin kokusunu aldığı anda duruma uyanıp önlemini alan, kendilerini vibratörlerden değil imparatörlerden uzak tutmayı başaran halkların kazanması ümidiyle…

Buyrun 8 Mart’tan şakalı bir slogan daha size:

“Orak, çekiç, vibratör, titresin her imparatör.”

İlgili İçerikler