Tasfiye edilen 131 yatırım fonuyla ilgili yeni kanun teklifi: Kimlere, ne kadar ve nasıl ödeme yapılacak?

Tasfiye edilen 131 yatırım fonuyla ilgili yeni kanun teklifi: Kimlere, ne kadar ve nasıl ödeme yapılacak?

“Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi” adını taşıyan yeni kanun teklifi, tasfiyesine karar verilen 131 yatırım fonundan tasfiyesi devam edenler bakımından özel bir tasfiye, ödeme ve geri kazanım sistemi oluşturmayı amaçlıyor

Tasfiye edilen 131 yatırım fonuyla ilgili yeni kanun teklifi: Kimlere, ne kadar ve nasıl ödeme yapılacak?

Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verilmişti. Şimdi bu fonların tasfiyesine, yatırımcıların alacaklarının ödenmesine ve fonlardan hukuka aykırı şekilde çıkarılan varlıkların geri kazanılmasına ilişkin yeni bir kanun teklifi hazırlandı.

“Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi” adını taşıyan düzenleme, yalnızca söz konusu 131 fondan Kanunun yayımlandığı tarihte tasfiyesi henüz tamamlanmamış olanları kapsıyor. Dolayısıyla bütün yatırım fonlarına uygulanacak genel bir tasfiye düzenlemesi getirilmiyor.

Teklifin temel amacı, fonların mevcut varlıklarının mümkün olan en yüksek ekonomik değer üzerinden nakde çevrilmesi, yatırımcılara ödeme yapılması ve fon malvarlığından hukuka aykırı şekilde çıkarılan değerlerin geri kazanılması.

Ancak burada önemli bir hususu baştan belirtmek gerekiyor. Teklif, yatırımcıların bütün zararlarının devlet tarafından karşılanmasını öngörmüyor. Ödemelerin kaynağını fonların mevcut malvarlığı ile sonradan geri kazanılacak veya sorumlulardan tahsil edilecek tutarlar oluşturacak. Genel gerekçede de düzenlemenin kamu bütçesine herhangi bir mali yük getirmeyeceği özellikle vurgulanıyor.

Peki teklif neler getiriyor? 

  1. Fonların tasfiyesi nasıl yapılacak?

Teklife göre tasfiye işlemleri SPK'nin gözetim ve denetiminde, tasfiye ile görevlendirilen kuruluşlar tarafından yürütülecek.

Tasfiye sürecinde fonların sahip olduğu varlıklar tespit edilecek, değerlenecek ve mümkün olan en yüksek ekonomik değer elde edilmeye çalışılacak.

Bu noktada SPK'ye geniş yetkiler tanınıyor.

Örneğin, fon portföyünde bulunan bir hisse senedinin borsadaki fiyatının gerçek ekonomik değerini yansıtmadığı veya mevcut satış yöntemlerinin tasfiyeyi geciktireceği durumlarda farklı satış yöntemleri uygulanabilecek.

Bunlar arasında geri alım, hâkim ortağa satma hakkı, toptan satış, özel işlem bildirimi ve geçici farklı fiyat marjı gibi yöntemler bulunuyor. SPK'nin onayıyla borsa dışında satış yapılması da mümkün olacak.

Ayrıca bu yöntemlerle varlık satın alan yatırımcıların, söz konusu varlıkları belirli bir süre borsada satmaları yasaklanabilecek.

Buradaki amaç, fon varlıklarının bir an önce elden çıkarılması değil, mümkün olduğunca değer kaybına uğratılmadan nakde dönüştürülmesi.

  1. Kimlerin ödeme alacağı nasıl belirlenecek?

Teklifte üzerinde durulan konulardan biri de gerçek fon pay sahiplerinin belirlenmesi.

Buna göre ödeme almaya hak kazanan kişiler yalnızca tek bir kurumun kayıtlarına göre belirlenmeyecek.

Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), Takasbank, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS), portföy saklama kuruluşları ve dağıtım kuruluşlarının kayıtları karşılaştırılarak fon bazında hak sahipliği tespit edilecek.

Böylece fon pay sahipliğinin farklı kayıt sistemleri üzerinden doğrulanması amaçlanıyor.

Ancak bir istisna da getiriliyor.

Sermaye Piyasası Kanunu'nun 104, 106 ve 107'nci maddelerinde düzenlenen fiilleri, teklifte belirtilen fonlarla bağlantılı olarak işlediği veya bu fiillere birlikte hareket ederek katıldığı SPK tarafından tespit edilen kişi ve kurumlara, söz konusu fonların tasfiye ve geri kazanım hesaplarından ödeme yapılmayacak.

  1. Yatırımcılara yapılacak ödemeler nasıl hesaplanacak?

Teklifin yatırımcıları doğrudan ilgilendiren en önemli düzenlemelerinden biri, ödemelerin hesabında kullanılacak “net yatırım tutarı” kavramı.

Fonların nakde çevrilmesi sonucunda elde edilen para, tasfiye kararından bir önceki gün sonundaki fon birim pay fiyatına göre hesaplanan toplam tutarı karşılamaya yetmezse farklı bir hesaplama yöntemi uygulanacak.

Bu durumda yatırımcının fona fiilen yatırdığı ve fondan çektiği paralar esas alınacak.

Söz konusu giriş ve çıkışlar, tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki (Yİ-ÜFE) değişim oranlarının aritmetik ortalaması üzerinden güncellenecek.

Hesaplamada ayrıca “ilk giren ilk çıkar” yöntemi kullanılacak.

Örneğin yatırımcı farklı tarihlerde fona para yatırmış ve daha sonra parasının bir bölümünü çekmişse, çekilen tutarlar önce en eski yatırımlardan mahsup edilecek. Kalan yatırımlar ise teklifte öngörülen endeksleme yöntemiyle tasfiye tarihine kadar güncellenecek.

Bu hesaplama MKK tarafından yapılacak.

Ancak önemli bir ayrıntı var. Net yatırım tutarı, yatırımcıya bu tutarın mutlaka ödeneceği anlamına gelmiyor. Teklifin gerekçesine göre bu hesaplama, mevcut nakdin yetersiz olduğu aşamada yapılacak ödemeler bakımından bir sınır ve dağıtım ölçütü oluşturuyor.

Dolayısıyla hesaplanan tutarla yatırımcıya fiilen ödenebilecek tutar birbirinden farklı olabilecek. 

  1. Yatırımcılara 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilecek

Teklifin en dikkat çekici hükümlerinden biri de yatırımcılara tasfiye tamamlanmadan ara ödeme yapılabilmesine imkân tanınması.

Buna göre SPK tarafından belirlenecek fonlarda, ilgili fonun tasfiye malvarlığından yatırımcılara kişi başına en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılabilecek.

Ancak bu ödeme koşulsuz değil.

Öncelikle ara ödeme, yatırımcının endeksleme uygulanmadan hesaplanan net yatırım tutarını aşamayacak.

Ayrıca para piyasası niteliğindeki fonlar dışında, yatırımcının hesabındaki fon katılma paylarının ara ödeme hesabından bir önceki gün sonu itibarıyla hesaplanan toplam değeri de aşılamayacak.

Bir başka ifadeyle, teklif bütün yatırımcılara doğrudan 1 milyon TL ödenmesini öngörmüyor. Bu tutar, belirli koşullarda uygulanabilecek azami ara ödeme sınırını oluşturuyor.

Ara ödemeler daha sonra yapılacak nihai tasfiye ödemelerinden mahsup edilecek.

  1. Önce küçük yatırımcılara ödeme yapılabilecek

Teklifte, mevcut nakdin bütün yatırımcılara ödeme yapılmasına yetmemesi ihtimali de ayrıca düzenlenmiş.

Böyle bir durumda SPK, mümkün olan en fazla sayıda yatırımcının ödeme alabilmesi amacıyla, net yatırım tutarı en düşük olan yatırımcıdan başlayarak ödeme yapılmasına karar verebilecek.

Bir diğer seçenek ise bütün fon pay sahipleri için asgari bir ara ödeme tutarı belirlenmesi ve bu tutara kadar ödeme yapılması.

SPK bu yöntemlerden birini veya her ikisini birlikte uygulayabilecek.

Böylece mevcut nakdin öncelikle daha düşük tutarda yatırımı bulunan kişilerin alacaklarını karşılamak için kullanılması mümkün hâle gelecek.

Ancak burada da yatırımcının net yatırım tutarı, ilgili tarihlerde hesaplanan hak ve alacakları ile 1 milyon TL'lik ara ödeme tavanı aşılamayacak.

Ara ödeme yapılması karşılığında yatırımcının fon katılma payları hemen iade edilmeyecek. Katılma paylarının iadesi nihai tasfiye aşamasında gerçekleştirilecek. 

  1. Olağan dışı kazanç elde edenler parayı gönüllü olarak iade edebilecek

Teklifte dikkat çeken bir başka düzenleme ise geçmişte gerçeğe aykırı değerler üzerinden kazanç elde edenlere yönelik.

Buna göre tasfiye kapsamındaki fonlardan, gerçeğe aykırı oluşan değerler üzerinden katılma paylarını iade ederek çıkış yapmış kişiler, belirli bir hesaplamayla tespit edilecek olağan getiriyi aşan kazançlarını gönüllü olarak iade edebilecek.

Burada yatırımcının fona fiilen yatırdığı tutar, yatırımda kaldığı süre ve aynı yatırım stratejisi kategorisindeki benzer fonların yıllık ortalama getirisi dikkate alınacak.

Emsal getiri hesaplanırken tasfiyesine karar verilen fonların getirileri hesaba katılmayacak.

Benzer şekilde, fon portföylerinde bulunan ve fiyatlarının gerçeğe aykırı oluştuğu SPK tarafından tespit edilen hisse senetlerinden kazanç elde eden kişiler de olağan getiriyi aşan kısmı gönüllü olarak iade edebilecek.

Bu durumda ilgili hissenin elde tutulduğu dönemde bağlı bulunduğu endeksin getirisi veya SPK tarafından belirlenecek başka objektif piyasa ölçütleri esas alınacak.

Burada özellikle altını çizmek gerekiyor: Söz konusu iadeler zorunlu değil, isteğe bağlı.

Ayrıca teklifin gerekçesinde bu iadelerin herhangi bir borç ikrarı veya sorumluluk kabulü anlamına gelmeyeceği, hukuki ve cezai sorumluluğa ilişkin hükümlerin ise saklı olduğu belirtiliyor.

Dolayısıyla gönüllü iade, ilgili kişi hakkında uygulanabilecek hukuki veya cezai süreçleri kendiliğinden ortadan kaldırmayacak.

  1. Fonlardan hukuka aykırı çıkarılan paralar sorumlulardan tahsil edilecek

Teklifin bir diğer önemli yönü, fon malvarlığından hukuka aykırı şekilde çıkarılan değerlerin geri kazanılmasına ilişkin düzenleme.

Buna göre yalnızca açıkça mevzuata aykırı işlemler değil, görünüşte mevzuata uygun olmakla birlikte fonun yararına gerçek bir ekonomik amacı bulunmayan işlemler de kapsama alınacak.

Örneğin karşılıksız veya muvazaalı kredi, borç, avans, teminat, devir, temlik, alım-satım, repo ve ters repo gibi işlemlerle fon malvarlığından çıkarılan değerler bu kapsamda değerlendirilecek.

Bu işlemler sonucunda ilişkili taraflara, hâkim ortaklara, yöneticilere veya üçüncü kişilere aktarılan para, sermaye piyasası araçları, mal, hak ve alacaklar ile bunların yerine geçen değerler geri kazanım sürecine konu olabilecek.

Peki bu zararlardan kim sorumlu tutulacak?

Teklife göre öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu olacak.

Zararın bu şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin açık olması durumunda, zararın oluşumunda sorumluluğu SPK tarafından belirlenen gerçek ve tüzel kişiler ile bunlarla birlikte hareket edenlerin şahsi sorumluluğuna gidilebilecek.

Üstelik bu kişilerin görevlerinden ayrılmış olmaları, görev yaptıkları dönemdeki işlem ve kararlardan kaynaklanan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak.

  1. TMSF, 6183 sayılı Kanun'a göre takip ve tahsilat yapabilecek

Teklifin hukuk tekniği bakımından dikkat çeken düzenlemelerinden biri de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) verilen tahsil yetkisi.

Buna göre SPK, yaptığı denetim ve incelemeler sonucunda her fon bakımından zarar veya kayıp tutarını, sorumluları ve bunların sorumlu oldukları tutarları belirleyerek TMSF'ye bildirecek.

TMSF de bu bildirim üzerine sorumluların malvarlığından tahsilat yapılması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip ve tahsil işlemlerini başlatacak.

Ayrıca TMSF, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun teklifte belirtilen bazı hükümlerini de uygulayabilecek.

Böylece fonlardan kaynaklanan zararların sorumlulardan tahsilinde, olağan özel hukuk alacağı takibinden farklı olarak 6183 sayılı Kanun'un kamu alacaklarının takip ve tahsiline ilişkin mekanizması kullanılabilecek.

Bu kapsamda açılacak davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak.

Dolayısıyla teklif, SPK tarafından tespit edilen zararların tahsilinde TMSF'yi yetkili kılarak özel bir takip ve tahsil sistemi oluşturuyor.

  1. Elkonulan malvarlıkları dava sonucu beklenmeden satılabilecek

Teklif, ceza soruşturması ve kovuşturması kapsamında elkonulan veya müsadere edilen malvarlığı değerlerine ilişkin de önemli hükümler içeriyor.

Buna göre fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda elkonulan para veya sermaye piyasası araçlarının doğrudan fona iadesi hukuken mümkünse, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından ilgili fona ya da geri kazanım hesabına iadesine karar verilebilecek.

Doğrudan fona devredilemeyen malvarlıkları bakımından ise TMSF kayyım olarak atanabilecek.

Kayyım olarak atanması durumunda TMSF, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda tanınan yetkileri kullanarak dava sonucunu beklemeksizin malvarlıklarını satabilecek veya tasfiye edebilecek.

Satış ve tasfiyeden elde edilen tutarlar, ilgili fonlar için açılacak geri kazanım hesaplarında izlenecek.

Yargılama sonunda müsaderesine karar verilen bir malvarlığı değerinin fondan çıktığı veya fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenirse, bu değer Hazineye gelir kaydedilmeyecek.

Bunun yerine ilgili yatırım fonuna, fonun tasfiyesi tamamlanmışsa geri kazanım hesabına aktarılacak.

Böylece fonlarla bağlantısı mahkemece belirlenen değerlerin yatırımcıların zararlarının karşılanmasında kullanılması amaçlanıyor. 

  1. Geri kazanılan paralar için özel hesap açılacak

Teklif kapsamında tahsil edilen veya iade edilen tutarlar TMSF nezdinde açılacak geri kazanım hesabında tutulacak.

Her fon için ayrı alt hesap oluşturulacak ve bu tutarlar TMSF'nin kendi malvarlığından ayrı izlenecek.

Bu hesaplarda bulunan paralar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine yapılacak ödemeler için kullanılabilecek.

Başka bir amaçla kullanılamayacak, teminat gösterilemeyecek ve kamu alacakları için dahi haczedilemeyecek. Bu tutarlar hakkında ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir de uygulanamayacak.

Tasfiye devam ediyorsa geri kazanılan tutarlar, zorunlu masraflar düşüldükten sonra tasfiye ile görevli kuruluşa aktarılacak.

Tasfiye tamamlanmışsa tutarlar, fon pay sahiplerine ödenmek üzere Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) gönderilecek.

YTM tarafından yapılacak ödemeler katılma payı sahipliği oranında gerçekleştirilecek.

Ancak nihai dağıtım dışındaki ödemelerde, işlem ve aktarım maliyetleri nedeniyle SPK tarafından asgari ödeme tutarı belirlenebilecek. Bu sınırın altında kalan tutarlar yatırımcı adına kayden izlenecek ve sonraki ödemelere eklenecek. 

  1. Düzenleme hangi tarihten itibaren uygulanacak?

Teklifin yürürlük maddesine göre Kanun, 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımlandığı tarihte yürürlüğe girecek.

Dolayısıyla düzenleme kabul edilip yayımlandığında, yürürlük tarihi bakımından geçmişe etkili bir uygulama öngörülmüş olacak.

Bununla birlikte teklifin kapsamı, 17 Eylül 2026 tarihli SPK kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlardan Kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi henüz tamamlanmamış olanlarla sınırlı tutuluyor.

Sonuç olarak

Yeni kanun teklifi, tasfiyesine karar verilen 131 yatırım fonundan tasfiyesi devam edenler bakımından özel bir tasfiye, ödeme ve geri kazanım sistemi oluşturmayı amaçlıyor.

Düzenlemede üç temel konu öne çıkıyor.

Birincisi, fonların mevcut varlıklarının mümkün olan en yüksek ekonomik değerle nakde çevrilerek yatırımcılara ödeme yapılması.

İkincisi, mevcut nakdin yetersiz kalması durumunda yatırımcıların fiili yatırımlarını esas alan bir hesaplama yöntemiyle, belirli koşullarda 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabilmesi ve daha fazla sayıda yatırımcının ödeme alabilmesine yönelik bir dağıtım sisteminin kurulması.

Üçüncüsü ise fonlardan hukuka aykırı şekilde çıkarılan değerlerin geri kazanılması ve sorumluların malvarlığından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsilat yapılabilmesi.

Burada üzerinde durulması gereken temel husus, 1 milyon TL'nin devlet tarafından sağlanan bir tazminat veya bütün yatırımcılara yapılacak kesin bir ödeme olmamasıdır. Bu tutar, ilgili fonun mevcut tasfiye malvarlığından, teklifte belirtilen koşullarla yapılabilecek ara ödemenin üst sınırıdır.

Ayrıca tasfiye tamamlandıktan sonra da geri kazanılan değerlerin yatırımcılara aktarılması mümkün olacak.

Sonuçta teklif, yatırımcıların zararlarının karşılanmasını kamu bütçesine değil, öncelikle fonların kendi malvarlığına ve hukuka aykırı işlemler nedeniyle sorumlu tutulan kişilerden yapılacak tahsilatlara dayandırıyor.

Bu nedenle düzenlemenin yatırımcılar bakımından sağlayacağı fiili sonuç, yalnızca kanunda öngörülen ödeme yöntemlerine değil, fonların mevcut varlıklarının ne kadarının nakde çevrilebileceğine ve hukuka aykırı şekilde çıkarılan değerlerin ne ölçüde geri kazanılabileceğine bağlı olacak.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler