İş dünyasından kimi muhalif siyasetçilere; altı başlıkta Erdoğan’ın yeniden seçim kazanacağını kabullenenlerin hâletiruhiyesi

İş dünyasından kimi muhalif siyasetçilere; altı başlıkta Erdoğan’ın yeniden seçim kazanacağını kabullenenlerin hâletiruhiyesi

Bu yazıdaki altı başlık; yaklaşık dört aydır iş insanlarından siyasetçilere ve akademisyenlere, bir kısmını kamuoyunun da yakından tanıdığı isimlerin olduğu, bir kısmı açık, bir kısmı sessiz, kendisini “muhalif” ya da “mevcut durumdan rahatsız” olarak ifade eden değişik gruplarla yaptığım görüşmelerin bir çıktısı. Sessiz bir kabul var sanki. Elbette başta Özgür Özel olmak üzere, muhalefetin seçimlere kadar durumu tersine çevirme ihtimali, gücü var…

İş dünyasından kimi muhalif siyasetçilere; altı başlıkta Erdoğan’ın yeniden seçim kazanacağını kabullenenlerin hâletiruhiyesi
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan

Aslında zor bir yazı bu. “Olağan seçimlere daha 19 ay var, dünyada da Türkiye’de de siyasi durum değişebilir, neyi anlatıyorsun?” diyenler çıkacaktır. Süleyman Demirel’in “Siyasette 24 saat uzun bir süredir” deyişini de hatırlatanlar olacaktır. İtiraz etmem. Peki neye dayanarak yazıyorum bu yazıyı? Yaklaşık dört aydır iş insanlarından siyasetçilere ve akademisyenlere, bir kısmını kamuoyunun da tanıdığı isimlerin olduğu, bir kısmı açık, bir kısmı sessiz kendini “muhalif” ya da “mevcut durumdan rahatsız” olarak ifade eden değişik gruplarla yaptığım görüşmelerin bir çıktısı diyebilirsiniz. Şu anlık bir durum tespiti de. “Sonucu elitler belirlemez,sandıkta halk belirler” elbette ama kategorilere ayırarak bir özet yapmak istiyorum. Kararı okur versin istiyorum.  

Endişeli suskunlar: Aslında en geniş kesim bu isimlerden oluşuyor. Hatta aşağıda sıraladığım diğer kimi grupların içinde de varlar. Yargı operasyonlarının etkisiyle az çıkan seslerini bile kısmış durumdalar. Şikâyet ediyorlar ama bir yandan da (özellikle kimi iş insanları) Erdoğan’ın yeniden kazanma potansiyelini yüksek görerek yeni dönemde nasıl ‘uzlaşı ağırlıklı’ bir yol izleyecekleri üzerine hesap yapıyorlar.

Etkili adayların siyaset dışına itilmesinin yılgınlığına kapılıp umudu kaybedenler: Kabaca apati de diyebiliriz ama… AİHM kararına rağmen hâlâ hapisten çıkarılmayan Selahattin Demirtaş’tan pek çok davayla uğraşan Ekrem İmamoğlu’na uzanan davalar… Ve özellikle belediye yönetiminin değiştirildiği  Üsküdar’da yaşananlardan sonra seçim kazanmanın, kazansa da görevinin başında kalmanın giderek zorlaştığını düşünenler. Memleketin batısında yaşayanların 19 Mart sonrası hissettiği durum.

“Bir dönem daha kalırsa Kürt sorunu için daha kalıcı adım atılır” diyenler: Yaygın ve şu an Kürt siyaseti içindeki genel bir görüşü mü kapsıyor derseniz ‘kesin’ diyemem, genelleyemem. Ama çok etkili kıdemli bir siyasetçiden doğrudan şunu duydum: “Erdoğan bir dönem daha kalırsa ne olur? Kürt sorununun çözümünde daha kalıcı adım atılmış olmaz mı? Zaten güçlü irade gerekmiyor mu çözmek için?” Bunu ‘iktidarla anlaşma-pazarlık olarak’ okumayan, bölgesel anlamda, tarihsel olarak tarif etmeye çalışan bir kesim var.

İktidardan ve muhalefetten isim vererek karşılaştırma yapanlar: Yine çok etkili bir siyasetçiden duyduğum ama kimi iş insanlarının da yaptığı bir karşılaştırma. İktidar içinde görev alan (bürokrasi dahil) isimleri sayıyorlar. Sonra muhalefetten bazı isimler sayılıyor. Sonra yönetim için hangisinin daha etkin-güvenilir olduğu sorusunu soruyorlar.

“Cumhurbaşkanlığı zor, parlamentoda çoğunluğu hedefleyelim” diyenler: 2028’de yapılması muhtemel seçimlerde muhalefetin bir arada durmasını gerek yargı operasyonları gerek ideolojik ayrışmalar nedeniyle zor görüp bu yüzden Cumhurbaşkanlığı seçiminden çok parlamento seçimine yüklenmeyi önemseyenler. Parlamentoda muhalefet çoğunluğu elde ederse Erdoğan Cumhurbaşkanı olsa dahi yönetimde etkin parlamento ile kimi işler farklı olabilir, diye düşünüyorlar.

“İktidar muhalefeti böldü, bir arada olamayacaklar, işleri zor” diye bakanlar: İktidarın Kürt sorunundan butlan kararına, pek çok konuda fikirsel ya da fiziki olarak birbirinden ayırdığı muhalefet partilerinin ortak bir noktada buluşmasını zor görenler.

Bitirirken…

Türkiye demokrasi, hukuk ve ekonomide en zor, en krizli dönemlerinden birini yaşıyor. Toplumun değişik kesimlerine hemen her gün operasyonlar yapılıyor. Siyasetçiler, sanatçılar, gazeteciler, akademisyenler her gün soruşturma, gözaltı, tutuklama haberleriyle gündeme geliyor. Tavukçuluk sektöründen sebze-meyveye ‘fahiş fiyat’ iddiaları bile yargısal operasyonların ya da kayyım uygulamalarının konusu artık. ‘Aile’ kavramını sadece buradaki iktidar değil dünyadaki diğer sağ popülist iktidarlar da seçimlerde kullanıyor. Belli ki bir karşılığı var. LGBTİ+ bireylerin, derneklerin hedefe konmasının ağır ve ayrıştırıcı sonuçlarının göz ardı ediliyor oluşu da hak mücadelesi veren-haber yapan kimi sosyal medya hesaplarının kapatılmasının olumsuzluğu da (Evrensel gazetesinden Ali İsmail Korkmaz Vakfı’na) tabandan destek göreceği gerekçesiyle önemsenmiyor herhâlde. 

Mevcut iktidarın önünde seçimleri kaybettirecek riskler de var elbette. Dünya ölçeğinde baktığınızda kasımda ABD’de yapılacak ara seçimlerde Trump’ın durumunun ne olacağı önemli olacak. Avrupa’nın Rusya tedirginliği sebebiyle Erdoğan ile yakınlığı kaybetmek istemediği de açık.

İçeride özellikle ekonomideki büyük sorunlar kolaylıkla çözülemeyecek gibi. Ancak 2023’te olduğu gibi 2028’de de ‘güvenlik sağlayan iktidar’ tezi yine gündeme gelecektir.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin alacağı pozisyon da önemli olacak elbette. Ama esas soru;özellikle Yeni Parti lideri Özgür Özel’in performansının nasıl olacağı. Dönüştürücü bir aktör olabilecek mi? Başta Selahattin Demirtaş olmak üzere, toplumu kapsayan önemli figürler nasıl pozisyon alacak? 2023 seçimlerine giderken muhalefetin kazanma olasılığı yüksek görünüyordu. Şimdi, bazı kamuoyu araştırmalarına göre iktidar önde, muhalefet moralsiz ve bölünmüş görünüyor. Ama elbette sonuç değişebilir. 
Siyasette 24 saat bile uzun bir süre! 


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler