Yeni Parti, demokrasi maçımız ve “süreç”

Yeni Parti, demokrasi maçımız ve “süreç”

Bir maç düşünün siz futbol oynuyorsunuz ve kazanmanız bekleniyor ama karşı taraf üzerinize beyzbol sopalarıyla geliyor. Yeni Parti’nin ve ülkede kapsayıcı demokrasi isteyenlerin sorunsalı budur. Hukuk, refah, adil bölüşüm ve demokrasi isteyen herkesin oynaması ve kazanması gereken oyun da böyle bir oyun değil mi?

Yeni Parti, demokrasi maçımız ve “süreç”

Bir maç düşünün siz futbol oynuyorsunuz ve kazanmanız bekleniyor ama karşı taraf üzerinize beyzbol sopalarıyla geliyor. Sopa yiyip sakatlandığınızda hakem öbür tarafa bakıp devam diyor, veya vuranı haklı buluyor. Bu kararı veren hakem 10 dakika sonra diğer takıma santrofor olarak transfer ediliyor. Adil karar veren hakemler ise ikinci lig maçlarına atanıyor veya meslekten atılıyor.  İtiraz edip VAR’a başvurduğunuzda o sırada kamera bozuktu deniyor veya arada sırada sizi haklı bulduğunda karşı takım VAR kararına uymuyor. Arada bir gol atarsanız veya bir şekilde üstünlüğü ele geçirirseniz yan hakemler en yetenekli oyuncularınızı oyundan men ediyorlar. Hatta yeni antrenörünüzü kovup eski başarısız antrenörü geri getiriyorlar. Ne hikmetse atılan oyuncularınıza en büyük tekmeyi de eski antrenörünüz vuruyor, “dayağı hak etmişlerdi asıl bizim takım şike yapıyordu” diyor. Bu arada sizin en ufak elle oynama, ofsayt veya faulünüzde düdük çalan hatta kart gösteren ayrı bir hakem ekibi var.

Karşı takım taraftarlarının bulunduğu tribünün önüne devasa bir ekran kurulmuş onlara farklı bir maç izletiliyor. Sizin tarafta da birkaç ekran var ama onlar sürekli taciz ediliyorlar ve sadece sizin tribünlerden görüneni gösterebiliyorlar. Diğer tribünlerden görünenleri ve stadyumun tümünü gösterebilen kameraları, dronları yok. Taraftarlarınızın bulunduğu tribünün önüne yine devasa bir ses perdesi inşa edilmiş. Bu ses perdesi sesi kısmakla kalmıyor. Haklı itirazları filtreliyor, taraftarlarınız sizi ıslıkladıklarındaysa sesi büyütüyor. Bu haksız oyunu seyre dayanamayıp sahaya inen taraftarları güvenlik görevlileri hemen çember içine alıp tekme tokat derdest ediyor.

Rakibiniz FIFA’yı da hoş tutmayı biliyor ve büyük ölçüde desteğine sahip; ama size sempati duyan ve benzer arayışları olan birçok ülke takımı da var.

Stadyum büyük ama sorunlu. Saha kenarında geçmişte benzer haksızlıklara daha da yoğun maruz kalmış, ama kendisi de gayrınizami oynamış ve oyunun eski kurallarına göre kabul edilemez fauller yapmış olan, hatta bazı oyuncuları stadyumu dinamitleyip zorla kentsel dönüşüme sokmak istemiş, uzun zamandır cezalı bir takım var. Şimdi maça meşru bir takım olarak yeniden dahil olmak istiyor. Siz geçmişte ne zaman onunla konuşsanız rakibinizin yoğun tacizine uğramışsınız ve tehdit edilmişsiniz.. Ama şimdi rakip takımın kendisi onunla konuşuyor ve gayrınizami yoldan, hatta en büyük faulleri yapanları affedip  daha centilmence oynamış oyuncuları dışlayarak oyuna sokmak istiyor. Eğer rakibime yaptıklarımı eleştirmezsen.. maçın süresini uzatmama destek verirsen.. ve oyunun benim koyduğum yeni kurallarını kabul edersen cezalarını affedeceğim ve oyuna dahil olabilirsin diyor. Onlar size yapılan haksızlıkları görebiliyor ama öncelikle kendileri oyuna girebilmek  istiyor.

Ne sizin ne de onların tek başlarına mahallenin zorba takımını yenmesi ve kuralları yeniden daha adil biçimde yazması mümkün.

Bu esnada tribünlerdeki sesi gür birçok kendi taraftarınız, daha sert oynamadığınız veya oyundan çekilmediğiniz için sizi suçluyor. Oyundan çekilirseniz karşı taraf rakipsiz kalır ve utanır, daha adil oynamaya başlar diyor. Oysa sizin eski antrenör ve oluşturduğu küçük takım yerinizi almaya hazır. Keza yıllardır oyun dışı kalmış üçüncü takım oynamaya aç, hakim takımdan geçmişte dışlanmış bazı oyuncular, kazanan tarafta olmak isteyen fırsatçılar oyuna girmeye hazır. Üçüncü takıma ve taraftarlarına “sizin oyuna dahil olmanıza destek olalım ama beraberce stadyumu yıkmadan daha adil bir oyun kuralım, genişletelim ve sağlamlaştıralım” dediğinizde de.. sizi yuhalamaya başlayan oldukça büyük bir taraftar grubunuz var.

Her şeyin üstüne maç uzadıkça stadyumun temelleri zayıflıyor, acil yapılması gereken tamirler, sağlamlaştırmalar ve genişletmeler gecikiyor. Ama seyirciler yoksullaşırken VİP tribünündeki lüks ve debdebe de aynı oranda büyüyor.. Bir yandan da seyircilere yeni bazı eğlenceler, fanatik taraftarlara verilen ayrıcalıklı koltuklar, görüntüyü kurtaran tamirler, ek tribünler ve ikramlar. Olması kesin bir depremde herkes enkaz altında kalabilir ve bunu görüyorsunuz. Deprem olduğunda karşı tribün de sizinki kadar tehdit altında ve orada da içten içe bir endişe var.

Tüm bunlar metafor tabii, teşbih, kurgu, benzetme. Hiçbir benzetme de kusursuz olamaz.

Böyle bir maç nasıl kazanılır ve stadyumla içindekiler nasıl kurtarılır? Başta gençler ve çocuklar olmak üzere taşıdığı hayatlar nasıl korunur ve beraberce nasıl daha adil ve güzel bir oyun kurulabilir?

Yeni Parti’nin ve ülkede kapsayıcı demokrasi isteyenlerin sorunsalı budur. Hukuk, refah, adil bölüşüm ve demokrasi isteyen herkesin oynaması ve kazanması gereken oyun da böyle bir oyun değil mi?

Bu oyun 2024 öncesi oyundan farklı. O zaman karşı takımın 12 sizin 10 kişi, onların kalesinin küçücük sizinkinin kocaman, onların kramponlu sizin lastik ayakkabılı, tribünlerin duvarlarla ayrılmış, hakemin güvenilmez olduğu bir oyundan bahsediyorduk. 2024 sonbaharından, özellikle 19 Mart 2025’den beri çok daha engebeli ve manipüle edilmiş bir sahada çok daha sert bir oyun var.

Bu oyun ancak olağanüstü ve hakim takım dahil tek tek takım renklerinden bağımsız bir oyun planıyla kazanılır. 2024 öncesi de böyleydi. Şimdi daha da fazla böyle.

Çerçeve yasa dahil tüm dönemeçlerde bu oyunu olduğu gibi göz önüne alıp ona göre yorum yapmayan tüm analizlerin havanda su dövdükleri kanaatindeyim.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler