Gün ışığı ve körlük

Gün ışığı ve körlük

Körlerin karanlıklar içinde olduğu sanılır. Oysa karanlık ya da aydınlık, ışıkla ilgili fiziksel olgulardır. Hiç ışığı görmeyen total körün bu anlamda karanlıklar içinde bulunması da mümkün değildir. Bir körün, eğer hissedilir tarzda sıcaklık yaymıyorsa, bulunduğu bir mekânda elektrik ışıklarını fark edememesi de doğaldır. Fakat konu elektrik değil de gün ışığına gelince durum bir miktar değişiyor. Nasıl mı? Gelin, yaşanmışlıklarım ve hatıralarım üzerinden anlatayım

Gün ışığı ve körlük

Son etap: Kosciuszko

Beş Kıta Projemin son etabı olan Avustralya Kosciuszko tırmanışı için ODTÜ Dağcılık Kolu antrenörü Nevzat Öntaş'la ilk durağımız Sydney'deyiz, Şubat 2017. Birkaç gün burada kalıp Çağan Sezak'ın kullandığı araç ile Kosciuszko Dağı'nın bulunduğu başkent Canberra'ya hareket edeceğiz. Avustralya sürecinde bizlere destek veren ODTÜ Dağcılık Kolu'ndan Sydney'deki dostlar Çiğdem Cihangir ve Çağan Sezak'a bu vesileyle bir kez daha teşekkürler.

Marrickville Semti'ndeki sevimli küçük ev

Canberra öncesi dört gün konaklayacağımız Sydney'in Marrickville semtindeki sevimli bir eve yerleşiyoruz. Burası tek katlı küçük bir ev olmasına karşın içinde bunalmıyorsunuz. Bir tarafında açık mutfağın bulunduğu bölüm geniş, eşyaları ise daha az olan bir salon niteliğindeydi. En önemlisi de burada bir tavan yoktu; doğrudan yüksek çatıyı görüyorduk. Çatının ortasında eve asıl ruhunu veren bir-iki metrekarelik boşluk vardı. Bu boşluk cam malzeme ile kapatılmıştı. Buradan eve yayılan gün ışığı evin hayat kaynağı olmuştu sanki. Bu bölüm evin 'huzur adası' gibiydi; bunu hissediyordum. Yemek masamız da gün ışığından nasibini alıyordu. Dolayısıyla bizler de bu masada huzur içinde yemeklerimizi yedik, kahvaltılarımızı yaptık, bir tarafı bahçeye açılan bu güzel ortamda sohbet ettik, dinlendik.

Gün ışığı ve yüksek tavan

Özenle ve doğaya uygun tarzda yapıldığını düşündüğüm bu küçük, şirin evin sokak kapısından içeri girildiğinde sağlı sollu iki oda vardı. Oda kapılarının açıldığı kısa koridordan birkaç basamak inerek evin söz ettiğim gün ışığıyla dolu huzur alanına geçiliyordu. Daha ilk gün oradaki farkı algılayarak Nevzat'a, 'Hocam, buranın hâli bir başka. Tavan çok yüksek galiba; bu ortamda bir rahatlık var.' demiştim. Sonrasında Nevzat Öntaş da yukarıda anlattıklarımdan söz etmişti. Böylece hissettiklerim onun anlatımlarıyla daha da pekişti. Burada gün ışığı, geniş bir prizmayı aydınlatır gibi camlı tavandan aşağıya iniyordu. Yüksek tavan ve gün ışığı beni rahatlatmıştı. Zira kapalı bir ortama girdiğimde orada gün ışığı olup olmadığını çoğunlukla hissedebiliyordum.

Aktar Hüssam'daki ev

Bu konuda aklıma gelen bir yaşanmışlığım da şöyle: Bursa Nilüfer Belediyesi'nde çalıştığım yıllarda, bir iş dönüşü yalnız yaşadığım Osmangazi Aktar Hüssam Mahallesi'ndeki evimde üstümü çıkarıp salona geçmiştim. Burada bir farklılık vardı. Oda bana pek hoş gelmiyordu. Adeta odada bir daralmışlık hissi vardı. Pencereye yöneldim ve dokundum. Kalın perdeler kapalı kalmıştı. Odaya gün ışığı girmiyordu. Perdeleri açtığımda oda güzelleşti, farklılaştı ve ferahladı. Yani duyularım gün ışığını tanımakta geçmişten beri idmanlıydı.

Söz duyularımdan açılmışken bir ilave daha yapmak isterim. Eğer içinde olduğum mekân dağınık ve kirliyse bunu da fark edebiliyorum. Dağınık ve kirli mekânlar bana rahatsızlık veriyor. Bu sebeple elimden geldiği ölçüde evimde düzenli ve temiz olmaya gayret ediyor, bu alışkanlığımı da çevremdeki görme engelli gençlere fırsat buldukça öneriyorum. Önemli bir konu bu. Tertipli, temiz, ferah ve gün ışığı alan ortamlar performansımızı artırıyor.

İlgili İçerikler