Şikâyetim var

Şikâyetim var

‘Bir dertten herkes musdaripse, o derde katlanması da o ölçüde kolaydır’. Egemenler ikide bir “Avrupa’da da fon krizleri var”, “enflasyon her yerde yüksek” gibi gerçek dışı cümleler kuruyorlarsa, bu tür sözlerin “elle gelen düğün bayram” duygusuna denk düşeceğini bilmelerindendir. Ne yapsın yani büyüklerimiz, ayrıca, bal tutan parmağını yalar, öyle değil mi?

Şikâyetim var

Bilgisayarı açıyorum, internette üç küsur yıldır yazdığım T24 gazetesinin yerine kırmızı bir tehlike işareti ve şu yazı karşılıyor beni:

Bağlantınız gizli değil

Saldırganlar, t24.com.tr sitesindeki bilgilerinizi (örneğin, şifreler, iletiler veya kredi kartları) çalmaya çalışıyor olabilir. 

Her seferinde, açık sözlülüğün bu kadarı da... diye aklımdan geçirdikten sonra, vaktim varsa on üç yıl önceki o güzel şarkıyı bir kez daha dinliyorum: Şikâyetim var... 

Ve zihnimde şarkının çınlayan “yazmasam olmaz” dizesini yerleşmiş buluyorum.  

Hayır, yazı başına ödenen telif için değil. Hakkını aramak isteyen bir emekçi olarak, en son yazı başına bin lira olan telifime zam istediğimde, gazetenin mali durumunun ancak bu kadarına yettiği, bizim kuşaktan olanların zaten ücret talep etmeden yazdıkları, reklam gelirlerinin ise hiç değilse sabit giderleri ve bir de genç muhabir çalışanların sigorta giderlerini karşılamaya yettiği yanıtını almıştım. Yeri gelmişken: Emekli maaşım da, kendi süremi çeşitli nedenlerle doldurmamış sayıldığım için babamın yetimi olarak hak kazandığım 23.000.- Tl olarak ödeniyor (yaşasın cumhuriyet!).

Yine de, arada bir yeni baskı yapan kitaplarım sayesinde kimseye muhtaç olmadan yaşamayı başarıyorum. Yalnız, sağlık durumum artık hapse düşmesen iyi olur sinyalini vermeye başladı. Kısacası, raporum bu kadar. Yine de “yazmasam olmaz” deyip notlarıma uzanayım şimdilik Hakim Bey...

* * *

Soru: Fon vurgunu neden bizim yurdumuzu vurdu?

Elcevap: Çünkü sermayenin yani sömürünün dini imanı paradır, özellikle paradan para kazanmayı esas alan mali sermayenin. Bunun istisnası yoktur. Bu tür –mali- sermayenin sahipleri kendi içlerinde belirli koşullarda dayanışma halinde olsalar bile, yeri geldiğinde kurban (“kelle”) vermekten kaçınmazlar. Racona uymayanların elinde avucunda ne varsa aldıkları bile olmuştur. Böylelikle sermaye el değiştirir, borsa transferlerle çalışır. En acımasız sömürü mekanizmalarından biri budur.

“Elle gelen düğün bayram”. Gerçekte bir ruh halini anlatan bu atasözünün tehlikeli bir yanı var. Ana fikrini şöyle özetleyebiliriz: ‘Bir dertten herkes musdaripse, o derde katlanması da o ölçüde kolaydır’. Egemenler ikide bir “Avrupa’da da fon krizleri var”, “enflasyon her yerde yüksek” gibi gerçek dışı cümleler kuruyorlarsa, bu tür sözlerin “elle gelen düğün bayram” duygusuna denk düşeceğini bilmelerindendir. Ne yapsın yani büyüklerimiz, ayrıca, bal tutan parmağını yalar, öyle değil mi?

Borsa vurgunlarının bugüne kadarki en büyüğü olan Büyük Buhran, 1929 yılı Almanya’sında başlayıp oradan dünyaya yayılmıştı. Faşizmin doğup büyümesine elverir bir zemin yaratan nedenlerden biriydi o vurgun... Erich Maria Remarque, Heinrich Böll ve John Steinbeck gibi içeriden yazan savaş sonrası büyük yazarların Türkçeye de çevrilmiş olan romanları o toplumsal koşulları anlatır: Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Trenin Tam saatiydi, Gazap Üzümleri...

İkinci Dünya Savaşı da bu zeminde doğup yükseldi. Mutlakçı ideolojiler demagoji piyasasını beslemekte kusur etmediler. Sosyalist devletler bile o zeminden etkilenerek sınırlarını enternasyonalizme kapalı tuttular ve ekonomizme battılar. Paçayı kurtarabilen yalnızca Halk Birlikleri oldu. O da elbette yalnızca birkaç onyıllığına.

Şu an bizim burada başlayan kriz 1929’un tam olarak aynısı değilse de, temelleri aynı. Her şeyimiz aynı şekilde tehlikede; emeğimizin hakkından tutun, seçme ve seçilme haklarımıza, diğer temel hak ve özgürlüklerimize kadar.

Kısacası Hakim Bey,  

Şikayetim var cümle yasaktan
Dillerimi, Hakim Bey, bağlasan durmaz
Gelsin jandarma, polis karakoldan
Fikrim firarda, mapusa sığmaz, eyvah
Mapusa sığmaz, eyvah

Gün olur yerle yeksan olurum
Gün olur şahım devri devranda
Kanun üstüne kanun yapsalar
Söz uçar, yazı iki cihanda, eyvah
İki cihanda, eyvah

Sussan olmuyor, susmasan olmaz
Dil dursa, Hakim Bey, tende can durmaz
Yazsan olmuyor, yazmasan olmaz
Kaleme tedbir koma, tek durmaz


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler