2025 için harika bir yıl oldu diyen kaç tanıdığınız var? Benim eşim dostum mu bahtsız, yoksa bu dünyanın genel hâli mi budur emin değilim. Bu “harika” yıla bir de Çin tarafından bakıp, kısa bir yıl sonu Z raporu almaya var mısınız?
2024’ün son günlerinde tüm dünyanın heyecanla beklediği ABD seçimlerinin neticesi olarak, Trump 2025 yılı başında başkanlık koltuğuna geri döndü. Koltuğu kapmanın getirdiği heyecan ve şehveti ile, tabiri caizse, Çin’e ticari savaş açtı. Trump yönetimi Şubat başında Çin’den gelen ürünlere ekstra vergiler getirmeye başladı. Çin de bu vergileri karşılıksız bırakmayınca işler çığırından çıktı, karşılıklı vergi artışı bir yerden sonra takip edilemez hâle geldi. Nisan ayına geldiğimizde ABD, Çin’den gelen ürünlere yüzde 145 gibi absürt bir vergi uygulamaya başlamıştı. Amerika’nın vergi artışından dost ülkeler de nasibini aldı. Trump’ın haftalar önce müjdesini verdiği ve “Kurtuluş Günü” olarak adlandırdığı 2 Nisan’da tüm ülkelere, formülünü ilk başta kimsenin anlayamadığı, anlayınca da bol bol güldüğü ek vergiler geldi. Bu işten en çok etkilenen de Güneydoğu Asya ve Uzak Doğu ülkeleri oldu. Trump kapısına gelen ülke heyetlerini gurur ile karşıladı, onlara gereken dersi verdi. Kapısına gelmeyen sadece Çin oldu; üçüncü bir ülkede eşitler arası görüşmeler yapılmasını talep etti ve bu şartını kabul da ettirdi.
Peki sonra ne oldu? Trump bu vergileri birer birer geri almak veya dondurmak zorunda kaldı. Yılın sonuna gelindiğinde Trump neredeyse başladığı noktaya geri dönmüş oldu. Çin, üretimdeki gücünü ve nadir elementler, yeşil enerji gibi alanlardaki mutlak hâkimiyetini kullanarak Amerika’yı yavaş yavaş köşesine doğru itti. Tüm bu süreç, İkinci Dünya Savaşı sonrası mahallenin abisi kıvamında takılan ABD’nin fiyakasını bayağı bir bozarken, dostları ile de arasını açtı. Kendi ayağına sıkmak dedikleri bu olsa gerek!
Çin, geçtiğimiz yılda ekonomik alanda da birçok hedefine ulaşmış gözüküyor. Kasım ayı sonuna gelindiğinde Çin’in ticaret fazlası 1 trilyon doları yakaladı. 11 ayda toplam ihracat yüzde 5,4 büyürken, büyümede de başı çeken pazar ise yüzde 18,4 ile Avrupa oldu. Amerika’nın Çin mallarına duvarları yükseltmesi, Çinli üreticileri Avrupa’ya yönlendirdi. Bu da her gün duyduğumuz Avrupalı firmaların fabrika kapatması haberlerini artırdı. GDP büyümesi de hedeflendiği gibi yüzde 5’i yakalayacak gözüküyor. Çin gibi devasa bir ekonominin yüzde 5 büyümesi tabii ki büyük başarı ama eski çift haneli büyüme rakamlarından sonra insan hâlâ alışamıyor. Kapitalizmde tüketmeden büyümek olmaz demiştik; 11 ayda tüketim tarafında da az da olsa pozitif sinyaller gelmeye başladı. Tüketim malları perakende satışlarının yıllık bazda yüzde 4 arttığı duyuruldu. Çin’in başarılı performans gösterdiği bir diğer alan ise teknolojik üretim oldu; 2025’in ilk on bir ayında yüksek katma değerli teknolojik üretim yüzde 10’a yakın büyüdü. Çip ve robot gibi alanlarda ise büyüme yüzde 20’yi geçti.
Buraya kadar bardağın hep dolu tarafına baktık. Cevdet Kadri hocamız bir süredir yazılarına ara verdiği için bardağın boş tarafını yazmak da bana kalacak gözüküyor. Çin ekonomisinin 2010’lardaki çift haneli büyümesinin en büyük motoru emlak demiştik. Yerel hükûmetlerin en büyük gelir kaynağı da arazi satışları olmuştu. Bu satışlardan gelen paralar altyapı, üretim tesisleri gibi alanlara harcanıyordu. Bir taş ile birkaç vuruluyordu; gerçek olamayacak kadar güzel değil mi?
2020’ler ile bu sistem tıkanmaya başladı; fazla emlak arzı ve artan emlak fiyatları ile market doygunluğa ulaştı. Market doysa da büyüme iştahı ile yemeye devam edince bir yerden sonra sistem tıkandı. Dante’nin yedi günahı arasında boşuna oburluk ve açgözlülük yok. Birçok emlak şirketi 2023 sonrası yaprak dökümü gibi batmaya başladı, devlet bu firmalara destek verir beklentileri de boşa çıktı. Yeni emlak projesi yatırımları da hızlı bir düşüşe girdi; bundan dolayı da yerel hükûmetlerin gelirlerinde ciddi düşüşler, borçluluklarında büyük artışlar yaşandı. En son durum itibarı ile 2022 yılı nisan ayından beri emlak fiyatları aralıksız olarak, yirmi dokuz aydır düşüyor. Halkın ana servet kaynağı da emlak olduğundan servetlerinde ciddi düşüşler yaşanıyor. Ödedikleri kredinin boşa gittiği hissi de üstüne mum dikiyor; hâl böyle olunca harcamaya iştah kalmıyor.
Diğer bir sorun da ekonomide artan verimsizlik. Özellikle yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar gibi devlet desteğine hızlı ulaşabilen sektörlerde ciddi bir âtıl kapasite oluştu. Misal elektrikli araçlardaki üretim kapasitesi, iç pazar talebinin üç katına ulaştı. Çin’deki 120’den fazla elektrikli araç üreticisinden Ağustos 2025 itibarı ile sadece üçü — BYD, Aito, Li Auto — kâr ediyor, geri kalanlarının hepsi zarar yazıyor. Fabrikaları kapamak zaten yüksek olan işsizlik rakamlarını daha da yükselteceğinden seçenekler arasında değil ve hâli ile tek çare kalıyor: ihracat. Bu ihracat rakamları arttıkça da dünyanın diğer köşelerinde işsizlik artmaya başladı. Bunu engellemek için IMF, Çin’e yuanı değerlendirmesi konusunda önerilerde bulunurken, birçok ülke de Çin ürünlerine karşı vergiler koymaya başladı.
2026 yılı birçok bilinmeze gebe; ondan dolayı kâhinlik yapmak istemem. Nisan ayında gerçekleşecek Trump ve Xi Jinping görüşmesini hepimiz merakla bekliyoruz; acaba neler olacak? Misal Trump görüşme sırasında aniden erik dalı oynamaya başlarsa şaşırır mısınız, ben şaşırmam; Trump bu, ne yapacağı belli olmaz. 2025 birçoğumuz için zor bir yıl oldu; 10 yıllarda olacak değişimler 365 güne sığdı. Bu kadar bilinmezlik ve değişimde hâliyle bizleri yordu. 2026 umarım hepimiz için daha huzurlu ve bilinmezlerin daha az olduğu bir yıl olur, kalın sağlıcakla. Xin Nian Kuai le!


