Kedi balığı stratejisi vakti zamanında Norveçli balıkçıların bulduğu bir yöntem. Açık denizlerde tuttukları sardalyaların canlı olarak satılması durumunda daha iyi fiyata gittiğini fark eden balıkçılar, yakaladıkları balıkları su dolu tanklara koymaya başlarlar. Fakat zaman içerisinde tembelleşen ve strese giren balıkların kısa sürede öldüğünü fark ederler. Bunu engellemek için ise tanklara kedi balığı koymaya başlarlar. Kedi balığına yem olmaktan kaçan diğer balıkların da stres ve tembellikten ölmeye zamanı kalmaz. İş alanında ise kedi balığı stratejisi, sektöre giren güçlü bir oyuncunun diğer oyuncuları da geliştirmesine deniyor. Yaşamını devam ettirmek isteyen firmalar, rekabetin getirdiği ivme ile daha hızlı gelişiyorlar. Sektörün güçlü firmaları ise sadece kendileri için değil, rakipleri için de üretim ekosistemini ve yetişmiş iş gücünü güçlendiriyor.
Fikir Norveç’ten çıksa da, fikri en iyi uygulayanlardan birinin Çin olduğunu söylemek yanlış olmaz. 1980’de Deng Xiaoping önderliğindeki ekonomik açılım hareketinin başlaması ile beraber Çin kapılarını yabancı yatırımcılara açmaya başladı. Kapılar açılsa da Batılı firmalar bu kapıdan ilk giren olmak konusunda çekinceli davranıyorlardı. Haksız da sayılmazlardı; bu kadar badire atlatmış, dili farklı, alfabesi farklı, çok yetersiz bir altyapıya sahip bir ülkeye yatırım yapmak her babayiğidin harcı değildi. Kapıdan ilk girenler ise, ortak dil ve kültür avantajı ile komşu Tayvan’lı yatırımcılar oldu. Elli yıla yaklaşan Japon işgali sırasında gelişen üretim bilgisi ve İkinci Dünya Savaşı sonrası Batı ile kurulan yakın ilişkiler sayesinde Tayvan hali hazırda birçok Batılı firmanın üretim merkezi haline gelmişti. Bu üreticiler genel olarak Batılı firmaların verdiği ürün tasarımlarını istenilen spektlere göre üretiyordu (contract manufacturer), işçilik ücretleri rekabetçilik için çok önemliydi. Tayvan’lı üreticiler de Çin’in açılması fırsatını kaçırmayıp Çin’in güneyindeki özel ekonomik bölgelerde fabrikalar açmaya başladılar.
Apple’ın Çin’e girişi ise 2000’lerin başında yine bir Tayvan’lı üretici olan Foxconn ile oldu. Foxconn, Tayvan’da ürettiği ürünleri, Çin devletinden aldığı büyük maddi desteklerin de yardımı ile anakaraya taşıdı. Apple’ı diğer elektronik markalardan ise çok büyük bir farkı vardı; üretimin her adımına dokunuyordu. Apple mühendisleri, Steve Jobs ve John Ive’ın sınırsız isteklerini yerine getirebilmek için üreticiler ile beraber üretim araçları, proses ve materyaller ile ilgili yeni teknolojiler geliştiriyordu. Apple’ın mühendislerini Çin’e taşımak için San Francisco’dan Şanghay, Hangzhou ve Chongqing şehirlerine direkt uçuşlar başlatıldı.
Steve Jobs, Foxconn fabrikasını ziyaret ederken
2015 yılında Apple’ın Çin’deki yıllık toplam yatırım miktarı 55 milyar dolara ulaşmıştı. 2016 yılında Apple üst yönetimi Pekin’e yaptığı ziyarette, gelecek beş yılda Çin’e 275 milyar dolar yatırım yapma taahhüdünde bulundu. Apple’ın tedarikçi yapısı da yıllar içinde değişti, Çinli üreticiler koltuğu Tayvan’lı firmaların elinden kapmaya başladı. Bunun dışında Apple tüm tedarik zincirine ciddi bir eğitim verdi. Bazı hesaplamalara göre, 2008 yılından bu yana Apple’ın Çin’de yaklaşık 28 milyon kişiye eğitim verdiği tahmin ediliyor. Bu rakam, Apple’ın geniş üretim tedarik zinciri kapsamında işçileri, mühendisleri ve personeli kapsıyor. Tüm bu yatırımlar, Apple’ın Çin satışlarını da uçuşa geçirdi; Çin pazarı, Apple’ın Amerika dışındaki en büyük pazarı olma unvanını ele geçirdi.
Apple Çin Satışları ve tüm Apple satışları içindeki oranı
Apple’ın yatırımları sadece Apple’a yaramadı. Gelişen üretici ağı ve yetişmiş insan gücü, Çinli elektronik firmalarının da yükselişini hızlandırdı. Xiaomi, Huawei ve Oppo gibi firmalar da Apple’ın üretim networkünü kullanarak daha uygun fiyata benzer özelliklerde ürünler çıkardılar. Zamanla boynuz kulağı geçti, Çinli elektronik firmaları Batılı rakiplerine göre daha gelişmiş ve inovatif ürünler üretmeye başladılar. Huawei üçe katlanan telefonu geçen yıl tanıtırken, Apple’ın ise 2026 yılında ikiye katlanan telefonu tanıtması bekleniyor. Hal böyle olunca Apple, yıllar içinde Çin pazarında Xiaomi ve Huawei gibi oyuncuların gerisine düştü.
Çin akıllı telefon pazarı marka payları
Tesla’nın hikayesi ise 2010’ların sonuna denk geliyor. Tesla öncesi yabancı otomotiv firmaları Çin pazarına ancak yerli bir üretici ile ortaklık yaparak girebiliyordu. Volkswagen, BMW ve GM gibi üreticiler cazip Çin marketine girmek için devlete ait otomotiv üreticileri ile işbirlikleri kurdular. Yıllar geçtikçe bu işbirliklerinin Çinli üreticileri teknoloji geliştirme konusunda tembelliğe ittiğini gören Çin hükümeti, elektrikli araçlarda makas değiştirmeye karar verdi. 2019 yılında Tesla’nın Şanghay’da yerel ortaklık olmadan fabrika kurmasına izin verilirken, Tesla’ya da ciddi bir destek paketi açıklandı. Tesla, Çin bankalarından 600 milyon dolara yakın uzun vadeli kredi, rayiç bedelin sadece yüzde 10’una denk gelen fabrika arazisi ve vergi indirimleri aldı. Tesla da bunun karşılığında 5 yıl içinde 1,5 milyar dolarlık yatırım ve 2029’a kadar yazılım dışında tüm üretimin lokalleştirilmesi sözü verdi. Bu desteklerin verildiği sırada Şanghay Parti Başkanlığı görevini yürüten, çok geçmeden Li Qiang ise Pekin’de başbakanlık koltuğuna yükseldi.
Tesla Şanghay Fabrikası Teslimat Adetleri (İhracat Dahil)
Tesla’nın lokasyon çalışmaları, lokal elektrikli araç üreticilerine hem yetişmiş iş gücü hem de yardımcı sanayi açısından yeni ufuklar açtı; elektrikli araç tedarik zinciri ve yetişmiş iş gücü hızlı bir şekilde güçlendi. 2017 yılında yüzde 2 olan elektrikli araç satışları, 2024’te yüzde 44’e ulaştı. Tesla’nın gelişi ile beraber sardalyalar yeniden hareket etmeye başladılar; 2019’da batmanın eşiğine gelen BYD, 2023 yılının son çeyreğinde elektrikli araç satışlarında Tesla’yı geçmeyi başardı. Günümüzde ise elektrikli araçlarda trendleri Çinli üreticiler belirliyor; CATL ve BYD gibi firmalar Batılı rakiplerinden daha iyi ürünleri daha iyi fiyatlara üretebiliyorlar.
Li Qiang ile Elon Musk’ın Pekin’deki görüşmeleri
Peki, Çin’in artık kedi balıklarına ihtiyacı var mı? Evet, bazı sektörlerde Çin hâlâ kendi kendine yeterli değil. Çin’in özellikle çip üretimi ve tasarımı gibi bazı sektörlerde kedi balıklarına ihtiyacı var ama artık bu stratejinin işlemesi zor görünüyor. Geçmişten ders alan ABD, çip ve AI konusunda çok ciddi ticaret yaptırımları uyguluyor; firmaların Çin’de yatırım yapmasının ve hatta bazı ürünlerini satmasının önünü kesiyor. Çin ise kendi özkaynaklarına güvenerek hızlı bir şekilde açığı kapatmaya çalışıyor ve beklenenden kısa sürede de kapatacak gözüküyor.


